Ana Sayfa İlanlar Linkler Webmaster Gizlilik Politikası Künye Açılış Sayfam Yap Favorilerime Ekle
        

DOĞAYI SEVMEZSENİZ TURİZM YAPAMAZSINIZ!

1.Uluslararası Medikal Turizm Zirvesi kapsamında ANTİKAD'ın 'turizmde iş fırsatları' panelinde doğa sevgisi ve betonlaşma; Herpetolog Selami Tomruk ve Ressam-turizmci Nur Sağlamer tarafından dile getirildi.

05 Mayıs 2008 Pazartesi - NİLGÜN ATAR- turizmhaberleri.com

Antalya Sungate Port Royal Hotel'de düzenlenen Medikal Turizm Zirvesi'ne katılan konuşmacıların kendi alanlarında yaptıkları sunumlardaki zengin çeşitlilik dolayısıyla çok geniş bir yelpazeye yayıldı. O nedenle kısa notlarla geçiştirmek yerine, bu zirveyi analizler ve detayları ile vermeye devam edeceğim.

İşte zirve kapsamında düzenlenen panelde; doğaya gönül vermiş ve koruma misyonunu üstlenmiş Selami Tomruk ve Nur Sağlamer'den çarpıcı açıklamalar:

İNSANLARIN KAFASI BETONA ÇALIŞIYOR!
Uluslararası Sürüngen Bilimcisi ve Herpetolog Selami Tomruk, aynı zamanda Türkiye'nin ilk ekolojik ve doğal Parkı'nın da kurucusu. 'Soyları tükenmekte olan sürüngen ve amfibilerin doğaya kazandırılması ve zehirli hayvanların serumlarının üretilmesi' konusunda yaptığı sunum gerçekten zehir zemberekti.

Küreselleşen dünyada canlıların korumaya alındığı Eko Park'ın dünyanın ilk ekolojik parkı olduğuna dikkat çeken Tomruk; 34 Trilyon yatırım yaptığı parka 'bir çakıl taşı' yardım eden olmadığını vurgulayarak bütün dünyanın tanıdığı eko Parkta yalnız olduklarını ifade etti.

DOĞAYI SEVMEZSENİZ TURİZM YAPAMAZSINIZ!
Özellikle Antalya'da betonlaşma nedeniyle turizmin gerilediğini belirten Tomruk; 'doğayı sevmezseniz turizm yapamazsınız'diyerek şöyle konuştu:

'Doğa yasası için 690 kez yetkili kurumlara müracaat ettim ama bir yasa çıkaramadım. Kafa betona çalışıyor.Herkes bir alternatif turizm nakaratı tutturmuş. Benim papağanım 337 kelime öğrendi. Turizmciler ezberini değiştiremedi.

Bu parka 34 trilyon yatırdım. Hangi bankaya gitsem ota yılana çiyana kredi vermiyor. Beton olsa hemen verecek.Yapayalnızız Türkiye'de. Bir çakıl taşı yardım eden yok. Herkes beton peşinde. Yanlışlar üzerinde ısrar ediyoruz.' Dedi.

Zehirli hayvanlardan serum üretilmesi için ciddi çalışmalar yapılması gerektiğine de dikkat çeken Tomruk, bu konuda yapılan çalışmaların yetersiz olduğunu belirtti.

DOĞA VE SANATLA GELEN ŞİFA!
Panele sanatçı, turizmci, çevreci kimliği ile katılan Nur Sağlamer; bu özelliklerini ortaya koyan bir sunumla oldukça etkileyici bir konuşma yaptı. Günümüz insanının giderek doğadan uzaklaştığına dikkat çeken Sağlamer; doğa ve sanatla gelen şifanın insanları pozitif yönde nasıl etkilediğini vurgulayarak şöyle söyledi:

'İnsanlık artık kesin bir seçim yapmak zorunda. Tek boyutlu insanı yaşadık ve tükettik. Artık daha zengin olmak zorundayız. 3 boyutlu olmamız gerekiyor. Bu boyutlar bilin- sevgi- yaratatıcılıktır. Bilinç varoluştur. Sevgi ve şefkat hissetmektir. Yaratıcılık ise eylemdir.
Hepsi ile bir arada olmak zorundayız. Tek boyutlu insan güzel bir dünya yaratamadı. Birkaç üç boyutlu insan yaşadı ama yetmedi. Tüm insanoğlu'nun bilincini yükseltemedi.

Tek boyutluysak çok yüksek bir zirve olabiliriz ancak bu sadece bir noktadır. Oysa insanoğlu artık ard arda zirvelerden oluşan sıradağlar olmalı.

Neden bu gün bu durumda insanoğlu?
Çünkü insanoğlu doğadan uzaklaştı ve artık doğayla uyum içinde yaşamıyor. Bütünden koptu. Evren canlıdır ve büyük bir enerjidir. Canlı cansız her şey bu bütünün bir parçasıdır. İnsan ne zaman doğayla aynı frekansta olursa, gevşer, farkındalığı artar ve yaratıcı olur.

Bir ağacın altında oturup yaprakları, çimenleri, akan suyu seyreder ve onun içinde kaybolur. O anda daha önce hiç mırıldanmadığı bir şarkıyı söyler. O anda çıkmıştır o şarkı. Ya da oturduğu yerde danseder gibi kımıldar bedeni. Bir süre ilerledikçe daha önce görmediklerini, duymadıklarını, hissetmediklerini hissetmeye başlar. Doğayla aynı frekansta soluk almaya başlar. İşte bu büyük heyecan ve coşku beraberinde büyük bir mutluluk getirir. Mutluluk hormonunun ve olumlu düşünmenin bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendirdiği artık ispatlanmış bilimsel bir gerçektir.'

Kumluca'da Havasuköy Kampı'nın sahibi olan Sağlamer; doğa ile iç içe yaşam tarzını tercih ediyor ve misafirlerine bu anlamda çok renkli, huzurlu, sanatla bütünleşen bir tatil fırsatı sunuyor.Betonlaşan kentlerden gelen misafirlerin büyük farkındalıklar ve pozitif enerjiyle ayrıldıkları Havasuköy'ün, gerçekten görülmesi ve yaşanması gereken bir tesis olduğunu slaytları izlerken çok iyi gözlemledik. Orada doğanın bütünlüğü korunmuştu ve huzur vardı. Hepimizin en çok ihtiyaç duyduğu ortam da bu değil mi aslında?...


Kaynak: turizmhaberleri.com