DİYARBAKIR'IN TURİZM MANİFESTOSUNU YARATMAK…

Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Neval Arserim ile Diyarbakır turizmini konuştuk. Sohbetimizin sonunda “bir şehri sevmek ve sahiplenmek işte böyle bir şey“ dedim. NİLGÜN ATAR

09 Ekim 2018 Salı - NİLGÜN ATAR- turizmhaberleri.com

2010 yılında Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde gerçekleştirilen Turizm Konferansına katıldığımda kent insanlarının; negatif algının altında nasıl ezildiğini, aslında bu kentin dışarıdan görüldüğü gibi olmadığını anlatmaya çalıştığını, hatta tüm iyi niyetleriyle savunur duruma geçtiklerini üzülerek gözlemlemiştim. Aradan 8 sene geçti. Diyarbakır'ın yüzü de şartları da çok değişti. FIJET tarafından Diyarbakır'a layık görülen Altın Elma Ödülü; kente yeni ve güzel başlangıçlar için güçlü bir rüzgar verdi.Bunun da turizme çok olumlu yansıyacağına inanıyorum.

HALK TURİZME DAHİL EDİLMELİDİR.
Bir kentin turizmde söz sahibi olabilmesi için tüm yerel paydaşların ortak hareket etmesi gerekir. Yöre halkı da turizme dahil edilmelidir. Turizm önce İNSAN demektir, bölge insanları bu sürecin dışında kalmamalı, yok sayılmamalıdır. Bölge halkı turizme dahil edilmediğinde ortaya kangren olmuş bir “Antalya turizm modeli“ çıkar. 5 yıldızlı doldur boşalt otellere gelen turistin sayımı yapılır, bir önceki yılla karşılaştırılır, alkış tutulur ancak kent merkezi turisti görmez, her sene esnaf kepenk indirme eylemi yapar, bu tablo senelerdir görmezden gelinir, müze ve ören yerleri sinek avlar. Turizm 12 aya yayılamaz ve bir türlü çeşitlendirilemez ama hep bu konu konuşulur. Diplomatik, ekonomik ve siyasi krizlerde ise bir turizm başkenti oradan oraya savrulur durur.

DİYARBAKIR'DA BİR TURİZM GÖNÜLLÜSÜ: NEVAL ARSERİM Doç.Dr. Neval Arserim Veteriner Mikrobiyolog. Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde öğretim üyesi. Diyarbakır'da bir turizm gönüllüsü gibi çalışıyor, fikirler, projeler üretiyor.Turizm benim alanım değil demeden koşturuyor. Diyarbakır Nov Otel'de gerçekleştirdiğimiz sohbette düşünülesi derin anlatımlarla su gibi akan, o heyecanın tadına vararak dinledim. İşte karşımda ışıldayan, konuştukça coşan, enerjisi bedenini aşan bir kent aşığı ve o renkli keyifli sohbetten süzülenler:

KENDİ ALANIMDA NOBEL ÖDÜLÜ ALSAYDIM BU KADAR SEVİNİRDİM.
Turizm Oskarı Altın elma ödülü sizin için ne ifade ediyor.? Bu ödülün Diyarbakır turizmine yansımaları nasıl olur sizce?

FIJET tarafından Altın elma ödülünün kentimize verilmesiyle ilgili haberleri izlerden gözyaşlarımı tutamadım. Zerzevan Kalesi Kazı Başkanı Doç. Dr. Aytaç Coşkun hocama dedim ki; “ben kendi alanımda bir buluş yapıp Nobel ödülü alsaydım, ancak bu kadar sevinebilirdim. '' Bu cümle kent adına mutluğumu ifade etmeye yeter sanırım. Yurtiçi ve yurtdışından gelen gazeteci ve yazar misafirler inanılmaz bir karmaydı. Turizm ve kültür alanında bu kadar entelektüel birikimi Diyarbakır'da ağırlamaktan çok mutlu olduk. Ülkelerine geri döndüklerinde; onlar oraya ne götürecekler, buraya ne gelecek sorusuna yanıt ise “bence onlar ülkelerine Diyarbakır'ı götürecekler, Dünyayı da Diyarbakır a geri getirecekler.''

Siz Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesinde öğretim üyesisiniz. Farklı bir alanda olmanıza rağmen fikir ve çabalarınızla turizmin çok içindesiniz.. Turizm benim işim değil demeden katkı sağlıyorsunuz. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Ben bütün bilimlerin, yaşamın bütün iş kollarının, tüm duyguların aslında bir bütün olduğunu düşünüyorum. Da vinci, çok iyi bir anatomist, aynı zamanda ressam, var olanı çizdi. Ben de diyorum ki, her bilim bir diğer konuyla çok ilgilidir. Şimdi bunları buluşturma zamanı. Sizler de gazeteci olarak bu parçaları birleştiriyor, envanterini çıkarıyorsunuz. Bir örnek vereyim: Veteriner fakültesi öğretim üyesiyim. Devlet kurumundaki partnerimiz Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleridir. O kadar çok geniş bir çalışma alanı var ki; hepsi turizmin içinde. Bütün yediğimiz içtiğimiz gıdalar veteriner hekimleri ve gıda mühendislerinin kontrolünden geçiyor, biz izin vermesek kimse yiyemez.

KULP İPEĞİ MARKALAŞMALI...
100 km uzaklıkta Kulp ilçemiz var. Dünyanın en eski ipek böcekçiliği yapan ilçedir. İpek dokuma ve halıcılık şimdi yeniden canlandırılıyor. Gönül isterdi ki; bir sektör oluşturulsun, bölgede ipek kumaşlar üretilsin. Dünya markaları ile birlikte aynı raflarda satılsın ve Kulp ipeği tercih edilsin.
Bir başka örnek, Diyarbakır 17 bin manda ile Türkiye'nin 1. İli. Avrupa'nın sayılı şehirlerinden daha fazla manda varlığımız var. Daha her şey yeni gelişiyor. Paketleyip manda kaymağı gönderemez miyiz tüm dünyaya? Göndeririz. Manda varlığının büyük çoğunluğu Sur ilçemizde.

SAĞLIK TURİZMİ ÖNE ÇIKMALI…
Hemen aklıma gelen başlıklar bunlar. Biz sosyal bilimci değiliz, tıp bilimcisiyiz. Örneğin Diş hekimliği fakültemiz çok iyi, Türkiye'nin en eski fakültelerinden biridir, diş implantları ve protezleri çok iyi yapılıyor, Tıp Fakültemiz çok başarılı. Sağlık turizmi açısından tüm artıların değerlendirilmesi gerekiyor. Bu anlamda Üniversitemiz her alanda yer alıyor.

DİYARBAKIR LAVANTANIN DA VATANI….
Diyarbakır eskiden en çok gülün üretildiği yer olarak biliniyordu. Gül yine küçük şekilde üretiliyor ama başka bir müthiş bir konu var: Burası Lavanta üretilmesi için çok verimli topraklara sahip. Ziraat Fakültesinde tıbbı aromatik bitkileri araştırma merkezinde deneysel çalışmalar yaptılar. Üniversitenin arazisinde lavanta yağını çıkarıyorlar. Bunun sektör olduğunu düşünün, Üniversite bunun kalbinde değil mi?. Bunu Isparta bunu çok başarılı bir şekilde yapıyor. Kuyucak lavanta ile binlerce turist alıyor. Çok güzel bir proje, neden Diyarbakır'da da yapılmasın.

ULUSLARARASI DİYARBAKIR MÜZİK FESTİVALİ YAPILSIN…
Beyin fırtınasına devam edelim. Bir örnek vereyim: Kültür Varlıkları Araştırma Merkezi Müdürü bir çalıştayda Diyarbakır'da sur içindeki kentte eski halkın duyduğu sesleri yansıtan 9 dakikalık bir kayıt ve sunum yaptı. Herkes tarafından müthiş alkış aldı. Bu projeyi FIJET Üyelerine bahsettiğimde ekipteki müzisyen bir üye çok ilgilendi ve bu seslerle bir beste yapmak ve dünyaya tanıtmak istediğini söyledi. Burada müthiş bir kültür birikimi var. Sadece tanıtılmayı ve değerlendirilmeyi bekliyor. Tüm bu konuştuğumuz olayların hangisini birbirinden ayırabiliriz. Sınırsız. FIJET ve ATURJET bünyesinde Diyarbakır'da uluslararası bir müzik festivali için girişimlerin olduğunu duydum ve çok mutlu oldum.

DİYARBAKIR MANİFESTOSU BAŞKA BİR ŞEY…
Bence Diyarbakır için bir de film çekilmeli. Diyarbakır Manifestosu başka bir şey. Bunun için üniversitemizde öğrenciler kamera ile film çektiler. Senaryo kendilerine ait. Üniversitede gösterildi ve çok beğenildi. Morgan Freeman Zerzevan Kalesi için belgesel çekecekmiş..Bu çok güzel bir fırsat tanıtım için. Ayrıca ünlü Yönetmen Ferzan Özpetek'in, Diyarbakır'ın ışığı, atmosferi ve insanından çok etkilendiğini, burada film çekmek istediğini okudum haberlerde. Diyarbakır'ın adı çeşitli alanlarda telaffuz edilmeye başlandı. Bu önemli bir gelişmedir.

Diyarbakır'dan kaç film, kaç roman çıkar sizce ?
Burada her ailede uzun uzun yaşayan insanlar var, en az 5-6 filme yetecek kadar senaryo var bu ailelerde.. Mesela 3 tanesini ben biliyorum. Biri benim ailemdir.. Örneğin Cemiloğulları…Konakları restore edildi ve muhteşem oldu.. Çok zengin, çok renkli ve farklı hayat hikayeleri var. Suriye'de sürdürdükleri aristokrat yaşamlarında . Kürt şairleri, arap yazarlar, müzisyenler Cemiloğulları ile birlikteydiler. Bana bir sohbette o dönemde hanımların nasıl sigara içtiklerini anlattılar. Kağıtlara tütünü serer, ayva çekirdeğini kaynatıp jöle haline getirirler, gümüş saplı fırçanın ucu ile o jöleye batırıp kağıda sürer, katlarlarmış. Ayva çekirdeğinin aromasıyla harmanlanan tütün kokusu... Parmaklar sararmasın diye iki gümüş parmaklıkla içerlermiş.

BİR ŞEHRİ SEVMEK VE SAHİPLENMEK İŞTE BÖYLE BİR ŞEY..
İlk iki sorudan sonra bir çağlayan gibi anlattıklarını dinledim ve sizlere aktarmayı görev bildim. Seyirci kalmamak, harekete geçmek, bir şehri sevmek, sahiplenmek böyle bir şey işte. , Doç. Dr Neval Arsevim örneği ile anlaşılsın istedim.

Son sorum şu: İnsanların Diyarbakır'a gelmeleri için tek neden söyler misiniz?
İnsan, nasıl insan olduğunu anlayabilmesi ve düşünebilmesi için mutlaka yolu Diyarbakır'dan geçmeli. Nokta.




Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
DİYARBAKIR'IN TURİZM MANİFESTOSUNU YARATMAK…
          
Günün Haber Başlıkları
MEHMET ULUSOY'DAN BALKAN İNCELEMELERİ DİZİSİ
ADALET AĞAOĞLU İLE TÜRKİYE'NİN SON 80 YILI MASAYA YATIRILIYOR
KEMAL ŞENDİKİCİ YAZIYOR: ŞEHR İ KARS
TROAS KÜLTÜR ROTALARINDAKİ KÖYLER TURİZMLE CANLANACAK
YANLIŞ TARIM UYGULAMASI ARILARI YOK EDİYOR!
DÜNYA KENTLERİ İLE YARIŞAN ESKİŞEHİR FİNALE KALDI



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     TROAS KÜLTÜR ROTALARI PROJESİ SAHADA HIZLI BAŞLADI…
     TURİZM DÜNYASI YASTA: SÜLEYMAN GÖK'Ü KAYBETTİK
     KONYA KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ ŞEB-İ ARÛS AÇIKLAMASI
     12 TRAVEL TURKEY FUARI'NIN PARTNER İLİ DİYARBAKIR
     TURİZM İÇİN KÜRESEL ETİK KURALLARI ÖZEL SEKTÖR BİLDİRGESİ -  1 yorum var!
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx