10 milyar insanı Dünyayı yok etmeden beslemek mümkün mü

Ünlü tıbbi bilimler dergisi The Lancet; 2050 yılında 10 milyar kişiye ulaşması beklenen dünya nüfusunun sağlıklı ve sürdürülebilir beslenmesi kapsamında bir rapor yayınladı. Yazarımız Yusuf Yavuz, sorun ve önerilerin yer aldığı raporu değerlendiriyor.

20 Ocak 2019 Pazar - Yusuf YAVUZ-turizmhaberleri.com-Antalya

10 MİLYAR İNSANI DÜNYAYI YOK ETMEDEN BESLEMEK MÜMKÜN MÜ?

Dünyaca ünlü tıbbi bilimler dergisi The Lancet'te yayınlanan araştırmaya göre gezegen için artık bir tehdit olduğu belirtilen insanoğlunun sağlığının iyileştirilmesi ve gezegenin yıkıcı etkilerden korunması için beslenme ve gıda üretiminde radikal değişiklikler gerekiyor...

1950'lerin ortasından bu yana, çevresel değişimin hızı ve ölçeği katlanarak arttı. Gıda üretimi çevresel bozulmanın en büyük nedeni. Sürdürülebilirlik için, gıda üretiminin gezegenin ekolojik sınırları göz önünde bulundurularak planlanması ve uygulanması gerekiyor. Ancak, üretimin de, küresel nüfusun artan gıda ihtiyacını karşılamak üzere sürdürülebilir şekilde arttırılması da önemli. Bu da, fosil yakıt kullanımın ve toprak kullanımı değişikliklerinden kaynaklanan karbondioksit (CO2) emisyonlarının sıfırlanarak tarımsal üretimin karbonsuzlaştırılması anlamına da geliyor.

Bunlara ek olarak, biyoçeşitlilik kaybının sıfırlanması ve tarım alanların doğal ekosistemlere yayılmasının durdurulması ve gübre ve etkin su kullanımında radikal iyileştirmeler gerekiyor. Kırk bilim insanının yaptığı ortak çalışmanın sonuçları, kırmızı et ve şeker gibi gıdaların küresel tüketiminin yüzde 50 azaltılmasını, kabuklu yemiş, sebze ve bakliyat tüketiminin ise iki kat artırılması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu yeni beslenme düzeniyle, sağlıksız beslenme yüzünden ortaya çıkan yılda 22 milyon erken ölümün önüne geçilebileceği belirtiliyor.

Dünya nüfusunun 2050 yılında 10 milyar kişiye ulaşması bekleniyor. İngiltere merkezli Dünyaca ünlü tıbbi bilimler dergisi The Lancet'te yayınlanan araştırma, bu nüfusu sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde beslemek ne yapılması gerektiği sorusuna yanıt arıyor. Lancet tarafından kurulan ve gıda ile beslenme konuları hakkında çalışan EAT Platformu'nun bir araya getirdiği 40 bilim insanı tarafından yapılan çalışmanın sonuçlarının açıklandığı rapor, herkese yeten ve sürdürülebilir sağlıklı gıda tüketimi için radikal bir beslenme modeli öneriyor.

'BESLENME DÜZENİ DEĞİŞMELİ, GIDA ÜRETİMİ VE ATIKLARI AZALTILMALI'
Yaklaşık 3 milyar insanın kötü beslendiği ve iklim değişikliği gibi küresel sorunların giderek derinleştiği günümüzde, araştırmacılar 10 milyar insanı sağlıklı bir biçimde beslemek, “beslenme düzeni değişmeden, gıda üretimi ve gıda atıkları azaltılmadan mümkün değil“ görüşünde.
(Görsel:The lancet Dergisi)
YENİ BESLENME MODELİYLE YILDA 22 MİLYON ERKEN ÖLÜM ÖNLENEBİLİR
Araştırmacıların önerdiği günlük beslenme modeli, yüzde 35 tahıl ve nişastalı besinler, 500 gram sebze - meyve ve yaklaşık 14 gram da kırmızı et içeriyor. Çalışma, bu modele radikal geçiş ile yılda yaklaşık 22 milyon erken ölüm vakasının önlenebileceğini ve kırmızı et ve şeker gibi gıdaların tüketiminin yüzde 50 oranında azaltılabileceğini ortaya koyuyor. Mevcut durumda Kuzey Amerika'da kırmızı et tüketimi önerilen miktarın neredeyse 6,5 katıyken, Güney Asya ülkelerindeki tüketim ise önerilen miktarın yarısı kadar. Nişasta içeriği yüksek sebzelere bakıldığında ise, ise tüm dünyada Güney Asya'da önerilen miktarın bir buçuk katı ile Saharaaltı Afrika'da yedi buçuk katı aralığında, önerilen miktarın üzerinde tüketildiği görülüyor.

ÇEVREYE VERİLEN ZARARDA ET ÜRETİMİ ÖNDE GELİYOR
Bu yeni beslenme düzenine geçiş aynı zamanda önemli çevresel faydalar da barındırıyor. Gıda üretimi kaynaklı emisyonların enerji sektöründeki hızlı dönüşümün de desteği ile ortadan kalkabileceğini ve toprak kirlenmesi ve ormansızlaşma sorunların önlenebileceğini ifade ediyor. Tarımsal üretim, enerji ve ulaşım ile birlikte küresel iklim değişikliğine neden olan sera gazlarının önemli kaynaklarından biri. Özellikle et üretimi bu konuda büyük bir paya sahip. Yeni beslenme biçiminin ayrıca toprak kullanımı, besin, tatlı su, ve biyoçeşitlilik kaybı ve iklim değişikliği gibi gezegenin gıda üretimi için ekolojik sınırları dahilinde gerçekleştirilebileceği kaydediliyor.

3 MİLYAR İNSAN KÖTÜ BESLENME SORUNU YAŞIYOR
Rapora göre küresel gıda sisteminin acilen dönüştürülmesi gerekiyor. Çünkü mevcut beslenme sisteminde yetersiz beslenenler ile aşırı beslenenlerin de içinde olduğu 3 milyar insan kötü beslenme sorunuyla karşı karşıya. Buna karşın gıda üretimi ise gezegenin ekolojik sınırlarını aşarak iklim değişikliğine ve biyoçeşitlilik kaybına, azot ve fosforlu gübrelerin aşırı kullanımına bağlı olarak da kirliliğe, su ve toprak kullanımında sürdürülebilir olmayan değişimlere yol açıyor. Bu bulgular, gezegenin ekolojik sınırları içinde faaliyet gösteren bir sürdürülebilir gıda üretimi sistemiyle elde edilen sağlık bir diyet için belirlenen ilk bilimsel hedefleri ortaya koyan EAT-Lancet Komisyonu'nun detaylı çalışmaları ile elde edildi. Raporda, çok çeşitli bitkisel gıda içeren ve hayvansal gıda, rafine tahıl, işlenmiş gıda ve ek şekerin düşük miktarlarda tüketildiği, doymuş yağ yerine doymamış yağın tercih edildiği beslenme biçimleri öne çıkarılıyor.

'YEDİĞİMİZ GIDALAR İNSANIN VE GEZEGENİN SAĞLIĞINI BELİRLİYOR'
Raporun yazarlarından biri olan Londra Üniversitesi'den Prof. Tim Lang, yediğimiz gıda ve onu nasıl ürettiğimizin, insan ve gezegenin sağlığını belirlediğine dikkat çekiyor. Mevcut durumda büyük yanlışlar yapıldığının altını çizen Prof. Lang, bu konuda önemli bir revizyon yapılması gerektiğini belirterek şunları dile getiriyor: “Küresel gıda sistemini daha önce görülmemiş bir ölçekte, her ülkenin koşullarına uygun olarak, değiştirmemiz gerekiyor. Her ne kadar bu henüz alışıldık bir politika alanı olmasa da ve bu tür problemler kolay çözülmese de, bu hedef tutturulabilecek bir hedef ve uluslararası, yerel ve iş dünyası politikalarının uyumlaştırılması için fırsatlar mevcut. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir diyet için belirlediğimiz bilimsel hedefler, destekleyeceğimiz ve yöneteceğimiz bu değişimin önemli bir temelini oluşturuyor. ''

SON 50 YILDA ARTAN GIDA ÜRETİMİNİN AVANTAJI ELDEN GİDİYOR
Gıda üretimindeki artışın son 50 yılda ortalama yaşam süresinin uzamasına, bebek ve çocuk ölümlerinin azalmasına katkı sağladığını ancak bu faydaların dünyanın yüksek kalorili şeker, rafine nişasta ve hayvansal gıda oranları yüksek beslenme biçimine kaymasıyla yavaş yavaş elden gittiği uyarısında bulunan raporun yazarlarına göre bilimsel sağlıklı diyet hedeflerinin belirlenmemiş olması gıda sistemi dönüşümünün önündeki en önemli engellerden biri. Komisyon, bu yüzden mevcut en iyi bulgular doğrultusunda, besin gereksinimlerini karşılayan, sağlığı destekleyen ve gezegenin ekolojik sınırlarını aşmayan bir beslenme modeli öneriyor.

'ÜLKELER BESLENME BİÇİMLERİNDE RADİKAL DEĞİŞİKLİKLER YAPMALI'
Raporu hazırlayan Komisyon'un eşbaşkanlarından Harvard Üniversitesi'nden Dr. Walter Willett'e göre de ülkelerin beslenme biçimlerinde radikal değişiklikler yapılması gerekiyor. 800 milyonu aşkın insan yeterli gıdaya erişemezken, daha yüksek sayıda insanın da erken ölüm ve hastalıklara yok açan sağlıksız beslenme biçimlerine sahip olduğunu vurgulayan Dr. Willett, “Sağlıklı diyetlerin uygun miktarda kalori değerine sahip olması, çok çeşitli bitkisel gıdadan oluşması ve az sayıda hayvansal ürün, tahıl, işlenmiş gıda ve ek şeker içermesi ve doymuş yağ yerine doymamış yağ içermesi gerekiyor. Bizim önerdiğimiz besin grubu içeriği çeşitliliği farklı gıda türleri, tarımsal sistemler, kültürel gelenekler ve (hem etçil, hem otçul, vejetaryen ve vegan diyetler dahil olmak üzere) çok sayıda kişisel beslenme tercihleri açısından esneklik sağlamaktadır '' görüşünü dile getiriyor.

'NÜFUSU BESLERKEN DÜNYAYA DAHA FAZLA ZARAR VERİLMEMELİ'
Rapora göre dünya nüfusunun sağlıklı beslenme ihtiyacı karşılanırken gezegene de daha fazla zarar verilmemesi için enerji sistemlerinin öngörülenden hızlı bir şekilde karbonsuzlaştırılması gerektiğinin altı çizilirken ayrıca fosfor kullanımının ve biyoçeşitlilik kaybının da azaltılması gerektiğine vurgu yapılıyor.

'İNSANOĞLU ARTIK GEZEGENİN İSTİKRARINA KARŞI BİR TEHDİT'
Komisyonun eşbaşkanlarından İsveç Stockholm Resilience Centre ve Almanya Potsdam Institute for Climate Impact Research'ten Prof. Johan Rockström'e göre, “İnsanoğlu artık gezegenin istikrarına karşı bir tehdit teşkil ediyor. Dolayısıyla, gıda sisteminin sürdürülebilirliği de gezegen açısından tanımlanmalıdır. Gezegenin içinde bulunduğu durum, beş temel çevresel süreç tarafından düzenleniyor. Bizim sürdürülebilir gıda üretimi tanımımız daha fazla toprak kullanmamamızı, mevcut biyoçeşitliliği korumamızı, su tüketimini azaltmamızı ve sorumlu su yönetimi yapmamızı, azot ve fosfor kirliliğini önemli ölçüde azaltmamızı, karbon dioksit emisyonlarını sıfırlamamızı ve metan ve azot oksit emisyonlarını mevcut seviyelerin üzerine çıkarmamızı gerektiriyor. Zararlı gıda üretimi uygulamalarıyla mücadelede kullanılabilecek sihirli bir değneğe sahip değiliz, ancak gıda sistemleri için güvenli bir faaliyet alanı belirleyerek, insan sağlığı ve çevresel sürdürülebilirliği destekleyen beslenme biçimleri tanımlanabilir. ''

GIDA ÜRETİMİNİN DÜZELTİLMESİ İÇİN NELER YAPILMALI?
Raporda, insan gıdası ve bu gıdanın üretilme şeklinin düzeltilmesi için beş strateji öneriliyor. Bu öneriler ise şöyle sıralanıyor: “Öncelikle, tüketicinin sağlıklı diyetler tercih etmesini teşvik eden politikalara ihtiyaç var. Bunlar, lojistik ve depolamada yapılacak iyileştirmelerle sağlıklı gıdalara erişebilirliğin arttırılmasını, gıda güvenliğinin artırılmasını ve sürdürülebilir kaynaklardan alışveriş yapılmasını destekleyen politikalar. Reklamlara getirilecek kısıtlamalar ve eğitim kampanyalarının yanı sıra, gıdanın alım gücüyle orantılı olarak satın alınabilir olması da büyük önem taşıyor, ayrıca çevresel ve üretim maliyetleri de gıda fiyatlarına yansımalı. Bu, tüketicilerin harcamalarını arttırabileceğinden, düşük gelirli gruplarda yetersiz beslenme görülmemesi için kırılgan gruplara sosyal yardım sağlanmasını gerektirebilir.

'ÇOK ÇEŞİDE VE BESİN DEĞERİ YÜKSEK ÜRÜNLERE ODAKLANILMALI'
Tarımda, büyük ölçekli üretimden vazgeçip besin değeri yüksek ve çok çeşitli mahsul üretimine odaklanılmasına yönelik stratejilere ihtiyaç var. Hali hazırda, küresel gıda sistemindeki temel besin ögelerinin yüzde 50'den fazlası küçük ve orta ölçekli çiftlikler tarafından sağlanıyor. Küresel tarım politikaları, üreticileri besin değeri yüksek, bitkisel ürünler üretmeye teşvik etmelidir, farklı üretim sistemlerini destekleyen programlar geliştirmeli, beslenme ve sürdürülebilirliğin iyileştirilmesine yönelik araştırmalara sağlanan fonları arttırmalıdır. Bazı durumlarda, hayvancılık hem beslenme hem de ekosistem açısından önem teşkil etmektedir ve hayvancılığın faydaları ve riskleri vak'a özelinde değerlendirilmelidir.

'DENİZLERİN YÜZDE 10'U BALIK AVINA KAPATILMALI'
Tarımın sürdürülebilir biçimde yoğunlaştırılması da kilit bir unsur olacaktır ve uygun tarımsal uygulamaların yapılması ve sürdürülebilir ve yüksek kaliteli mahsullerin üretilmesine yardımcı olmak için yerel koşulların da göz önünde bulundurulması gerekecektir. Aynı şekilde, etkin toprak ve denizler yönetişimi de doğal ekosistemlerin korunmasında ve gıda tedarikinin devamının güvence altına alınmasında önemli rol oynayacaktır. Bu, bozulmamış doğal karasal alanların muhtemelen teşvikler aracılığıyla korunması, tarım alanı açma faaliyetlerinin yasaklanması, bozulmuş arazilerin onarımı, zararlı balıkçılık teşviklerinin kesilmesi ve denizel alanların en az yüzde 10'unun balık avına kapatılması 'balık bankalarına' dönüştürülebilecek açık denizler dahil.

'GIDA ATIKLARI EN AZ YÜZDE 50 AZALTILMALI'
Son olarak da, gıda atıkları en az yüzde 50 oranında azaltılmalıdır. Gıda atıklarının büyük kısmı düşük ve orta gelirli ülkelerde gıda üretimi sırasında ortaya çıkmaktadır ve nedenleri de kötü hasat planlaması, piyasalara erişim eksikliğinden dolayı tarımsal ürünlerin satılamaması ve gıdaların depolanması ve işlenmesi için gerekli olan altyapının eksikliğidir. Teknoloji yatırımlarının iyileştirilmesi ve çiftçilerin eğitilmesi gerekmektedir. Gıda atıkları aynı zamanda yüksek gelirli ülkelerde de sorun teşkil etmektedir. Bu ülkelerde, gıda atıklarının başlıca kaynağı tüketicilerdir ve bu sorun alışveriş alışkanlıklarının iyileştirilmesi kampanyaları, 'son kullanma' tarihlerinin anlaşılmasına yardımcı olunması ve gıda depolama, hazırlığı, porsiyon ve yemek artıklarının nasıl kullanılacağı konularının iyileştirilmesi ile çözülebilir. ''

'CEVAP DOĞAYLA OLAN İLİŞKİMİZDE'
Gıda politikalarının küresel ölçekte değiştirilmesi gerektiğini öneren bilimsel raporu yayınlayan The Lancet Dergisinin Baş Editörü Dr. Richard Horton ise yetersiz beslenmenin, bir hastalık risk faktörü ve nedeni olduğuna dikkat çekerek şu görüşleri paylaşıyor: “Bu konunun ele alınmasında küresel ölçekte bir başarısızlık söz konusu. Hem herkesin problemi, hem de hiç kimsenin problemi değil. Komisyon'un çağrısını yaptığı dönüşüm, yüzeysel ya da basit bir olay değil ve karmaşık sistemler, teşvikler ve düzenlemelere odaklanılmasını gerektiriyor. Çeşitli düzeylerde topluluklar ve hükümetler de yeme alışkanlıklarımızın tanımlamasında rol oynamalıdır. Cevap doğayla olan ilişkimizdedir ve gezegenimiz ve vücudumuzun yararına olan bir diyetle beslenebilirsek, gezegen kaynakları doğal dengelerine yeniden kavuşacaktır. İnsanoğlu ve gezegenin varlığını devam ettirebilmesinin yolu yok olmakta olan doğanın ta kendisi. ''

Devasa çiftliklerde yetiştirilen hayvanlar helikopterlerden kontrol edilirken endüstriyel hayvancılık çevre kirliliğinde başrolü oynuyor

Konya Karapınar'da yoğun su tüketen üretim modeli nedeniyle oluşan obrukların sayısı son 10 yılda yüzlerle ifade ediliyor.


Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
10 MİLYAR İNSANI DÜNYAYI YOK ETMEDEN BESLEMEK MÜMKÜN MÜ
          
Günün Haber Başlıkları
3. TURİZM ŞURASI EYLEM PLANI ACİLEN HAYATA GEÇİRİLMELİ
İZMİR, ULUSLARARASI DUVAR RESİMLERİ ÇALIŞTAYI İLE RENKLENECEK
1200 ANZAK TORUNU GELENEKSEL ŞAFAK AYİNİNE KATILDI
KOCAELİ KIRSAL TURİZME HAZIRLANIYOR



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     RUSYA İLE 100 MİLYAR DOLAR TİCARET HACMİ HEDEFLENİYOR
     İNTERNETTEN KARTLI ÖDEMELER 1 MİLYAR TL İLE REKOR KIRDI
     11.11 KAMPANYASINDA 1 MİLYAR 882 MİLYON PAKET GÖNDERİLDİ
     KÜRESEL AFETLERİN 6 AYLIK FATURASI 45 MİLYAR DOLAR
     TURİZMDE 6 AYDA 11,5 MİLYAR DOLARLIK GELİR
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx