Ana Sayfa İlanlar Linkler Webmaster Gizlilik Politikası Künye Açılış Sayfam Yap Favorilerime Ekle

Günün Haber başlıkları

Yazara Mesaj gönderin Uzm.Dr.Sinan İbiş
KÖRFEZ ÜLKELERİ VATANDAŞLARI TÜRKİYE'DE SAĞLIKLARINA KAVUŞUYOR
Dünyadaki ekonomik resesyona rağmen, 2009 yılında, medikal turizm için Türkiye'yi seçen Körfez ülkelerinin sayısında yüzde 16.45 oranında artış kaydedildi

Yazara Mesaj gönderin Hüsnü GÜMÜŞ
TURİZMDE YEREL SİNERJİ YARATANLAR..!
TÜROFED İkinci Başkanı ve ATİD Başkanı Sayın Seçim AYDIN Hürriyet Ankara'daki Turistin Not Defteri Köşesinde, bir türlü uygulanamayan 2023 stratejisine de atıfta bulunarak, çok önemli bir pazarlama çözümünü kamuoyunun bilgisine aktardı.

Yazara Mesaj gönderin Zeynep Tuğçe Çiftçibaşı GÜÇ
DEĞİŞİM III :SULAR ALTINDA ALLİANOİ...!
Sevgili Nilgün ATAR ın sitedeki 02.09.2010 tarihli “Sayın Dr. Ahmet YARAŞ; insanlığın ortak mirası 1800 yıllık sağlık merkezinin sulara gömülmemesi için herkesi tepki vermeye çağırıyor. '' adlı yazısını okuyunca kendimi tutamadım.

Yazara Mesaj gönderin Ayça ÇİFTÇİBAŞI
YENİLENMEK İÇİN ŞAHANE BİR SONBAHAR...
Yepyeni bir ay, üstelik bu şehre dair en sevdiğim ay başlıyor... Hatta en sevdiğim mevsim...

Yazara Mesaj gönderin Afife Hellena SÖZMEN ERKAYA
LÜBNAN GÜNLÜĞÜ II
“TOPRAK VE DENİZİN CÖMERT DAVRANDIĞI ÜLKE…”(1)

Yazara Mesaj gönderin Asil S. TUNÇER
KAÇAK KAZILAR VE MÜZELERİMİZ
Anadolu; köstebek yuvası gibi, kazıcılar işbaşında...

Yazara Mesaj gönderin Nilgün ATAR
ALLİANOİ İÇİN HERŞEY BİTMEDİ, YENİ BAŞLIYOR..! Yorum VAR !
Allianoi Kazısı Bilimsel Heyet Başkanı Dr. Ahmet YARAŞ; insanlığın ortak mirası 1800 yıllık sağlık merkezinin sulara gömülmemesi için herkesi tepki vermeye çağırıyor

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti

Hasan
TINMAZ
akademisyen



SOĞUK FİNLANDİYA'DAN SICAK HABERLER

Aralık ayı içerisinde Finlandiya’nın başkenti Helsinki’ye gittim. Öncesinde her zamanki gibi bir vize alma mücadelesi yaşadım.

Şu zamana kadar en çok belge vererek elde ettiğim vize bu oldu. Hala anlayamadığım şekilde Schengen ülkeleri için aynı olan vizenin, süreci ülkeden ülkeye değişiyor. Finlandiya’ya gitmeden önce bildiğim iki şey vardı; çok soğuk olacaktı ve insan hakları ve demokrasi alanında ileri bir toplumu görecektim. Her iki noktada da haklı çıktığımı ilerleyen zamanlarda gördüm. Türk Hava Yollarının doğrudan İstanbul-Helsinki uçuşu ile üç saatte ülkeye ulaştım. Pasaport kontrolündeki nazik polisten sonra valizimi alarak ülkeye girişimi yaptım. İlk yaptığım şey ise valizimden atkı, bere ve eldivenlerimi çıkararak giymek oldu. Helsinki’de kaldığım sürece sıcaklık artı ve eksi dört derece arasında değişti. Bu noktada size ilk şaşkınlıklarımı anlatarak tanıtıma başlamak istiyorum. Güneş saat dokuz gibi doğmaya başlıyor ve esas aydınlık saat on sıralarında oluşuyor. Siz daha günü yaşamadan saat üç sıralarında ise gün batıyor ve saat beş sıralarında vücudunuz gece yarısını hissetmeye başlıyor. Alışması gerçekten zor bir durum. Aramızda saat farkı olmayan bu ülkede insan vücudu şaşkınlığa da zamanla alışıyor. Diğer şaşırtan nokta ise herkesin İngilizce konuşabiliyor olmasıydı. Kime bir soru sorarsanız sorun size cevap verileceğinden emin olabilirsiniz. Üçüncü büyük şaşkınlığımı bir süpermarkette yaşadım. Bankada ya da postanede sıra numarası almaya alışmış birisi olarak süpermarket içerisinde peynir almak için ayrı sıra numarası, et almak için ayrı sıra numarası alındığını görmek beni çok ama çok şaşırttı. Şehir içerisinde her yer tertemiz ve herkes trafik kurallarına son derece uyuyor. Köpeklerin eğlenmesi ve dolaşması için de parklar yapmışlar. Finlandiya yüzyıllar boyunca İsveç Krallığının bir parçası olarak yaşamış. Daha sonra ise Rus İmparatorluğu tarafından işgal edilmiş. Bağımsızlıkları almak için 1917 yılına kadar beklemeleri gerekmiş. Ben oradayken 6 Aralık “Bağımsızlık Günü”nü kutluyorlardı. Bir gün öncesinde çok az olan bayraklar o gün şehri kaplamıştı. Bizim Cumhurbaşkanlığı Köşküne benzer bir şekilde Parlamento Binasında o gece canlı yayınlanan bir balo vardı. Bu balo söylendiğine göre tam bir moda, şıklık ve dedikodu gecesi olarak ülkede merakla bekleniyormuş. Ben de bu geceden nasibimi aldım. Balo başlamadan önce Cumhurbaşkanı ve eşi çok kısa bir konuşma yaptılar. Cumhurbaşkanı bir kadın ve balo başlamadan önce misafir kabul salonunda eşinin kıyafetini düzenlerken canlı olarak izleme fırsatını bulduk. Daha sonrasında adeta bir moda defilesi misali milletvekilleri, ünlüler, yazarlar, gibi insanlar yanlarında biri olduğu halde sırayla salona girerek Cumhurbaşkanını tebrik ediyordu. Buraya kadar her şey normal gibi geliyorsa konukların devlet televizyonundan anonslarını dinlemelisiniz. “Ünlü yazar X yanında Y ile salona girdiler ve üzerindeki kıyafeti tasarlayan kişi …” şeklinde anonslar bizim hiç de alışık olmadığımız şeyler. Hatta kıyafeti Osmanlı desenleriyle süslü bir bayan vekilin geçişini de izledim. Yapılan anonsa göre bu kıyafet İstanbul’dan alınmış. Daha sonra salona giren evli milletvekili çiftin iki farklı siyasi partiden olması bir kez daha beni şaşırttı. Parlamentoda iki yüz milletvekili olduğu düşünülürse sadece kabul töreninin ne kadar süreceğini siz düşünün. Bu tören ardından balo başlıyor ve dans eden konukları herkes canlı olarak izliyor. Gece yarısında biten balodan herkes bir bara gidiyor ve canlı yayın oradan devam ediyor. Bu arada gelenek olarak insanlar pencerelerine Finlandiya bayrağını temsilen birisi beyaz birisi mavi mumlar yakıyor tüm gün boyunca. Bizler için inanması çok zor manzaralarla dolu bir “Bağımsızlık Günü” yaşamış oldum.
Fince ülkenin birinci resmi dili. Fince ve Türkçe anadil ailesinden akraba olan diller. Eğer dünya dillerine biraz olsun aşinalığınız varsa Fince’nin ne kadar farklı bir dil olduğunu göreceksiniz. Ülkede İsveççe ise ikinci resmi dil olarak kabul edilmiş. Her ne kadar ülke nüfusunun sadece yüzde beşi İsveç kökenli olsa da ve sadece sahil şeridinde konuşulsa da okullarda her iki dilin öğrenilmesi zorunlu. Daha da ilginci İsveççe ve Fince birbiriyle tamamen ilgisiz iki dil. Bunun yanı sıra tüm sokak adları, tabelalar, ilanlar her iki dilde yazılmak zorunda. Bu nedenle bir sokağın adı her iki dilde de yazılıp asılıyor. Fakat bu iki dillilik ve öğrenilmesi konusunda konuştuğum bir çok kişi bundan rahatsız olduklarını açıkça belirttiler. İsveççe için okul sonrasında çok da kullanışlı olmayan bir dil olduğunu belirttiler. Bu arada şunu belirtmek isterim ki tamamen İsveççe ya da tamamen Fince eğitim verilen ilk öğretim okullarına ailelerin tercihleri üzerine çocuklar yazılıyor. Finlandiya’da din özgürlüğü de devletin garantisi altında. Genelde Hıristiyanlığın Protestan ve Luteryen mezheplerinin ağırlıkta olduğu ülkede Katolik kiliseleri, Sinagoglar ve Camiler de mevcut. Helsinki içerisinde biri Tatar biri de Arap camii olmak üzere iki tane camiye rast geldim. Ülke Somali’den çok fazla göçmen almış. Bembeyaz bir ırk içerisinde esmer Somalililer çok farklı bir izlenim yaratıyor. Bu arada Finlandiya’nın ikinci dünya savaşı sırasında Sovyetlere karşı Almanlarla bir arada olduğunu duymak da beni hayrete düşürdü. Bu savaşta Finlandiya topraklarının onda birini kaybetse de bağımsızlığını korumayı başarmış ve bu sayede Baltık ülkelerinin aksine Sovyetler Birliğine katılmamıştır. Bu konuda Helsinki’de açılmış olan “Savaş Müzesini” gezerek çok detaylı bilgiler alabilmeniz mümkün. Bu paragrafı bitirmeden önce Finlandiya’nın kendilerinden birisi olduğuna inandıkları “Joulupukki – Noel Baba’dan” bahsetmek isterim. Noel zamanı çok yakınlaştığı için her yerde Noel Baba ürünlerini ve figürlerini gördüm. Noel babanın Finlandiya’nın kuzeyinde yaşadığını ve oradaki geyiklerle beraber çocuklara hediyeler dağıttığını gururla söylüyorlar. Biraz da Finlandiya mutfağı üzerine yazmak istiyorum. Helsinki şehir merkezinde yemek yenilebilecek yerlerin başında Hint, Nepal, Çin, Türk ve Arap lokantalarını gördüm. Diğer bir ifade ile Asya mutfağı oldukça meşhur. Tabi ki Kuzey Denizinin vazgeçilmezi olan somon balığının farklı soslarla sunulması ve yanında haşlanmış patates verilmesi de geleneksel bir yemek çeşidi. Bir de bizim kepek ekmeğimiz tarzında yuvarlak ve biraz daha sert geleneksel bir ekmekleri var. Bunun yanı sıra ince bir hamurdan yapılan küçük pidelerini çok beğendim. Pidenin üzerine pirinç ve patatesten oluşan bir harç yerleştiriyorlar. Fırınlardan da soğuk alarak ısıtıp yiyebileceğiniz çok lezzetli bir pide türü. Bunun yanında geyik etiyle yapılan yemekler de çok güzel. Ülkenize geri dönerken mutlaka çeşit çeşit Finlandiya çikolatalarından almayı unutmayın. Ben kahvelerini de çok beğendim. Eğer kahve tiryakiliğiniz varsa birkaç paket farklı kahve türünü de getirebilirsiniz. Bunun yanı sıra paketlenmiş somon balığını da valiziniz de yer varsa hediye olarak getirebilmeniz mümkün. Bunların hepsini toplu halde bulabileceğiniz yer ise Helsinki’nin merkezindeki büyük Stockmann alışveriş merkezi. Bu alışveriş merkezi etrafında gezilecek bir çok yer olduğunu da göreceksiniz. Dikkat edin, Finlandiya bizlere göre çok pahalı bir ülke.
Helsinki’ye giderseniz sahil kıyısında güzel bir yürüyüşe çıkabilirsiniz. Sahil kıyısında yürürken tepede kırmızı rengi ve altın kaplamalarıyla büyük Rus Ortodoks kilisesini gezebilirsiniz. Daha sonra biraz içerilere giderek Beyaz Luteryen Kilisesini (ya da katedralini) gezebilirsiniz. Katedral önünde II. Aleksander’ın heykelinin bulunduğu meydan civarında çok fazla gezilecek yer olduğunu göreceksiniz. Hatta heykelin tam karşı sokağında ücretsiz girişi olan Helsinki Şehir Müzesini gezebilirsiniz. Bu meydandan biraz uzakta olsa Parlamentoya giderek görüşmeleri canlı olarak izleyebilirsiniz. Parlamento yakınındaki Ulusal Müzeye uğrayarak Finlandiya ve tarihi hakkında bilgi alabilirsiniz. Bir de Rock Church diye anılan ve kaya içerisine inşa edilmiş kiliseyi görmenizi öneririm. Bu kilise zamanında şehir planı içerisinde yer almış fakat bir türlü yapılamamış bir kayalık arazi üzerine iki mimar kardeşin orijinal fikrinden yola çıkarak inşa edilmiş. Çok eski bir kilise olmamasına rağmen mimarisi nedeniyle çok da ilgi çekiyor. Kayayı havaya uçurmak yerine içine çukur açarak ve üstünü kubbe ile kapatarak inşa edilen bu kilise sanki filmlerdeki Mars üzerine inşa edilmiş bir yer altı üssüne benziyor. Kilise olarak anılsa bile içerisinde yılda iki yüz kadar konser verildiğini öğrendim. Finlandiya bize farklılıklarıyla kucak açan, bizlere karşı önyargısı olmayan, az biraz soğuk ama sunduklarıyla içinizi ısıtan güzel bir ülke.

Hasan TINMAZ
akademisyen
15 Aralık 2009 Salı
Mesaj Gönder
 Yazarın diğer Köşe Yazıları


   TÜRKİYE'NİN EĞİTİM VE SAĞLIK GERÇEĞİ - ASİL S. TUNÇER -  2 yorum var!
   AKDENİZ'İN TURKUVAZI,TURKUVAZIN SOKARI... - PROF. DR. TUNCAY NEYİŞÇİ -  2 yorum var!
   SIĞMA –II- - ASİL S. TUNÇER -  2 yorum var!
   ŞEHR-İ İSTANBUL'DAN KEYİFLİ KEŞİFLER.... - AYÇA ÇİFTÇİBAŞI -  2 yorum var!
   TUBİİ'NİN SEYİR DEFTERİ: AMERİKA'NIN KEŞFİ II) DALLAS - TUĞBA ÇANŞALI -  2 yorum var!