HİROŞİMA, JAPONYA

Hiroşima denince akla hemen atom bombası geliyor.

Ancak atom bombası Hiroşima ya atılana kadar da kimsenin aklına atom bombası gelmiyordu. Çünkü büyük bir gizlilik içerisinde atom bombası yapılmasında çalışanlar hariç, dünyanın geri kalanının atom bombasının ne olduğundan haberi yoktu. Ta ki atom bombası Hiroşima ya atılana kadar. Atom bombasının atılmasından sonra da Hiroşima, dünyada atom bombasının atıldığı ilk yer olarak tarihteki en trajik konumunu alıyor ve sonra da hiç unutulmuyor.

Ben, Hiroşima yı ziyaretimde o günün dehşetini göstermek ve ziyarete gelenlerin yaşananları daha iyi anlamalarını sağlamak maksadıyla bombalamadan en çok etkilenen bölümün yıkıntı halinde ve bir açık hava müzesi şeklinde aynen korunduğunu ve bunu göreceğimizi umuyordum. Ancak gördüklerimden hayal kırıklığına uğradım.

O günden kalan bir görüntü olarak yalnızca harap bir binayı görebildim. Tüm bombalanan yerler yeniden inşa edilmiş ve modern bir şehir konumuna getirilmiş. Bunun da nedeninin, savaş galibi A.B.D. nin bu insanlık suçunu gizlemek ve gelecek nesillere aktarılmasını engellemek için Japon Hükümeti ne baskısı olarak değerlendiriyorum.

Harap bina, bombalamadan önce Endüstri Tanıtım Salonu olarak kullanılan ve bombalama sırasında ayakta kalabilen ve Atom Bombası Kubbesi adı verilen tek binadır. Kutsal bir bina olarak görülen bu yapı, UNESCO Dünya Mirası Listesi nde yer almaktadır.

Hiroşima Barış Anıtı Parkı nda bir çok anıt bulunmasına rağmen en önemlisi ve gösterişlisi, Ana Anıt Mezar dır. Şinto inancına göre tasarlanan anıtın yay şeklindeki tasarımı, atom bombası kurbanlarının ruhlarını koruyan bir sığınağı temsil etmektedir. İçine de bombardımanda ölenlerin isimleri yazılmıştır. Anıtın üzerinde “Rahat uyuyun, çünkü hata yinelenmeyecektir. '' yazılıdır. Günümüzde bu kadar çok devlet nükleer güce sahipken ve hala sahip olma çabası içerisinde olan devletler varken; doğruyu söylemek gerekirse bu bana pek inandırıcı gelmiyor.

En duygulu olanı ise, Çocuk Barış Anıtı. Bombalama sırasında yaşamını yitiren çocukların anısına üç ayak üstüne dikilmiş, iki kolunu yanlara açmış, başında kağıttan yapılmış turna kuşu maketi bulunan bir kız çocuğunun heykeli. Bu heykel de, bombardıman sırasında trajik şekilde hayatını kaybetmiş Sadako Sasaki nin yaşam öyküsünü anlatmaktadır. Müzede Sadako Sasaki nin yaşam öyküsü ile ilgili fotoğraflara bakanların yüzlerindeki ifade, yaşanan olayların ne kadar feci bir insanlık dramı olduğunu anlatması bakımından güzel bir örnek.




Gelin burada size Sadako Sasaki nin duygu dolu hüzünlü hikayesini anlatayım. 1945 te ABD nin atom bombası, Sadako Sasaki nin Hiroşima daki evlerinin bir mil uzağında patladığında Sadako Sasaki, iki yaşındaymış. Atom bombasından hiç zarar görmemiş. Normal hayatına da devam ediyormuş. Ta ki 12 yaşına gelene kadar. 12 yaşında birdenbire hastalanmış. Doktorlar, Sadako ya “Atom bombası hastalığı '' adı verilen kan kanseri teşhisi koyduğunda; halk arasında uzun yaşam, umut, şans ve mutluluğu simgeleyen turnaların efsanesi canlanmış yeniden.

“Kâğıttan Bin Turna Kuşu '' efsanesine göre, hasta birisi eğer kâğıttan 1000 adet turna kuşu yaparsa, tanrılar bu kişinin dileğini yerine getirecek ve onu sağlığına kavuşturacaktır. Bunun üzerine Sadako, kâğıt turnaları katlamaya koyulmuş. 10 kuş, 100 kuş, 250 kuş, 500 kuş derken 600 kuş katlamış. Ha gayret Sadako yarısını geçtin galiba sen bu işi başaracaksın derken Sadako, 25 Ekim 1955 günü 645. turna kuşunu tamamlayamadan ölmüş. Eksik kalan 356 turnayı, arkadaşları katlayıp onunla birlikte gömmüşler. O günden bu yana turna kuşu barışın ve nükleer silahsızlanmanın simgesi olmuş.

Müzede Sadako Sasaki nin hikayesi acıklı bir şekilde fotoğraflarla anlatılıyor. Fotoğraflara bakarken boğazımın düğümlendiğini, gözlerimin ıslandığını ve müthiş bir kızgınlık duyduğumu hala o günkü gibi hatırlıyorum. Dışarı çıktığımda bir masanın başına oturmuş bir Japon bayanın kağıt turna kuşu yapışını izledikten sonra ben de masaya yaklaşıp o bayanın talimatları ile Sadako Sasaki nin anısına kağıttan bir kuş yaptım. Dışarı çıktığımda da kuşu Sadako Sasaki için havaya fırlattım ve yürüdüm. Bir daha da kağıttan kuşa ne oldu diye arkama dönüp bakmadım.

Hiroşima Barış Anıtı Parkı ndaki en enteresan anıt, Atom Bombası Anıtı Tepeciği dir. Çünkü bu tepecik, bombalama sırasında ölmüş 70.000 insanın küllerinden oluşturulmuştur.

Diğer bir anıt da, yaşamını yitirenler için yapılmış ve ilk yakıldığı 1964 yılından beri hala yanan Barış Meşalesi dir. Dünyadaki nükleer silahlar yok edilinceye kadar yanmaya da devam edecektir. Meşalenin söndüğü haberi geldiğinde nükleer tehlike de ortadan kalkmış olacaktır.

Hiroşima barış Anıt Müzesi, atom bombardımanında yaşanan olayları anlatması bakımından ibret verici bir müze. Oldukça bilgilendirici ve modern bir müze. Daha ziyade fotoğraf ve maketlere dayanılarak olaylar gözler önüne serilmeye çalışılmış. Ben de bıraktığı kanı, müzenin ziyaret edenlerde kin, nefret ve kızgınlık duygularını tetiklemekten uzak bir şekilde tasarlandığı ve buna da azami dikkat gösterildiğidir.

Hiroşima Barış Anıtı Parkı, bombalanma sırasında kalan tek bir bina ve anıtlarla o günü tüm çıplaklığı ile anlatmaktan daha çok anmak için tasarlamış ve gerçekleştirmiş bir bölge. Ben, şahsen beklentilerimi bulamamamın hayal kırıklığında oradan ayrılırken; Hiroşima ya atılan atom bombasının insanlık tarihinin en büyük kara lekelerinden birisi olmasının büyük üzüntüsü ve utancındaydım.

ITSUKUŞIMA TAPINAĞI
Japonya da görülmesi gereken 10 önemli yerden birisi, kuşkusuz Hiroşima Körfezi ndeki Miyajima adasında bulunan Itsukuşima Tapınağıdır. Bence ilk üçe girer. Gerçekten Japonya ya gidip de bu tapınak görülmeden dönülmez. Turistler için Japonya nın olmazsa olmazı. Bu adaya gitmek için, ilk önce trenle Miyajimaguchi ye 25 dakikalık bir yolculuk yapılması gerekiyor. Oradan da bir feribotla 10 dakikada adaya ulaşılabiliyor.

Miyajima, Japonca da Tapınaklar Adası manasına geliyor. Yapımı 6. yüzyıla kadar giden bu adaya, 12. yüzyılda ciddi yenileştirme ve ilaveler yapılıyor. Ana tapınağın inşa yılı ise, 1517 dir. Tapınak binaları, direkler üzerine inşa edildiklerinden tapınak, gelgit olaylarında denizin üstünde yüzer gibi bir görünüm almaktadır.

Özellikle de Torii Kapısı, sanki denizin ortasındaymış gibi bir görüntü vermesiyle olağanüstü bir manzara arz etmektedir. 16 metre yüksekliğinde ve dört ayaklı bu ünlü kapı, 1875 yılında yapılmıştır. Tapınağın diğer bir özelliği de, tapınak binaları ve kapısının kırmızı renkte olmalarıdır. Bu muhteşem tapınak, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi nde yer almaktadır.

Eski tarihlerde ada kutsal olarak kabul edildiğinden yalnızca rahiplerin bu adaya ayak basmaları ve yaşamalarına izin veriliyordu. Ancak dışarıdan gelip tapınakta ibadet etmek isteyenler, deniz yolunu kullanıyorlar ve Torii den geçip tapınağa ulaşabiliyorlardı. Günümüzde de adada ziraat yapılmıyor ve ölüler adaya gömülmüyor. Bu gün ise rahiplere ilaveten hatırı sayılır bir Japon nüfusu mevcut. Ayrıca turistler için tam bir cazibe merkezi. Tori nin bu günkü görevi ise, denizin üzerindeki muhteşem görüntüsü ile turistlerin hayranlığını kazanmak ve fotoğraf çekenlere bol bol poz vermek. Gerçekten de muhteşem görüntüsü ve suya vuran yansıması ile görülmeye değer. Tam bir ilgi odağı.

Adada Toyokuni Shrine, Beşli Pagoda, Omoto Shrine, Tahoto Pagoda, Daishoin Tapınağı, Kiyomori Shrine ve Okunoin gibi tapınakların yanında birçok tapınak da mevcut.

Adadaki doğa ve tapınaklardan oluşan muhteşem güzelliğe ilaveten adanın yerlileri olan geyikler, tam bir şölen. Bu güzel adaya ve tapınağa çok farklı bir görüntü katıyorlar. Çok sevimli ve cana yakınlar ama bir o kadar da şımarık ve sırnaşıklar. Cebinizde bir yiyecek kokusu almasınlar, ağızlarını cebinize sokup onu almaya çalışıyorlar. Tüm çabalarınızı rağmen sonunda cebinizdekini vermek durumunda kalıyorsunuz. Aman cepleriniz ve ellerinizde yiyecek olmasın. Onlarca geyikle her yerde karşılaşmak mümkün.

Tapınaklar ve özellikle Torii ile beraber oluşturdukları görüntü son derece güzel. Evcil olmamalarına rağmen insanlara son derece alışmışlar ve hiç zarar vermiyorlar. Ancak elinizde harita gibi kağıttan oluşan bir madde varsa onu yiyecek sanarak alıp kaçmak için ziyaretçilerin eline hamle yapıyorlar. Manzaranın güzelliğine kendini kaptırmış insanların boş bulunmalarından dolayı istek dışı yaptıkları kontrolsuz hareketler, eğlenceli bir ortam yaratıyorlar.

Yeni bir yazımda buluşuncaya kadar hoşça kalınız. Saygılarımla.

olay.salcan@gmail.com
olaysalcan.blogspot.com
          |                              

Olay SALCAN
Gezi Yazarı
15 Ağustos 2017 Salı
Mesaj Gönder 397



 Yorumlar

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
BUGÜN SADECE ÇALI DENİYOR AMA 2 BİN YIL ÖNCE ALTIN DEĞERİNDEYDİ!

Mahmut Ökçesiz
Yazara Mesaj gönderin
ISTANBUL TARİHİ MEZARLIKLARI -2

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
KADİR REİS ROMA'DA..

Recep YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
ALMANYA'DAKİ YENİ HÜKÜMETİ 3. PARTİ BELİRLEYECEK

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
DORUKLARDA GİZLENEN MEDENİYET PERU

Asil S. TUNÇER
Yazara Mesaj gönderin
YAŞASIN DEVRİM

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
MEDİKAL TURİZMDE KÜRESEL PAZAR VE TÜRKİYE

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
3 TURİZM ŞÛRASI'NDA TURİZM BASINININ ADI YOK Yorum VAR !

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .