BİNDİK BİR ALAMETE

Türkiye, en erken 2019 ama olmadı 2020’ye hazırlanabilir ve yine eski günlerine dönüş yapabilir ama şimdiden çalışmaya başlaması lazım…

Ülkede wikipedia yasak, booking.com da yasak. Bunlar iyi miydi? Hayır. Kötü de olsa yasaklama zihniyetine de hayır. Peki, yerine alternatif getirilebildi mi? O da hayır. Wikipedia… Şirket yanlış bilmiyorsam Hollandalı. Sanırım geçmişte yaşanan tatsız olaylardan dolayı bir diyet ödetme de işin içinde. Booking.com sisteminin yaşattığı sorunlara karşıyız ama tümden yasaklanmasına değil.

Adama dersin, “kardeşim bak! Falanca uygulaman veya filanca kriterin bize uygun değil, bizim yasalarımıza muhalefet ediyor veya ticari mevzuatımıza aykırı vs vs. ama tümden “defolun gidin '' olunca kendini uluslararası turizm pazarı ve global turistik hareketliliğine kapatmış olursun. Madem kovdun, yerini doldur ve ikame edici bir arayışa git, yeni bir şey bul.

Yani demem o ki; Almanya, Fransa ve İngiltere deki uygulamalardan ve şekil-şemailden ders al. Yoksa Batı Avrupa pazarını bitirirsin. Aynen bugünkü geldiğimiz noktadaki durumumuz gibi 70 Euro ya muhtaç olursun. 2018 de Avrupalı ve Amerikalı turist beklentimiz yok, olamaz da. Çünkü Batılı turist için senin 6 ay önceden çalışmaya başlaman gerekiyor. Tanıtım, fuar ve tur operatörü ayağı vs. diğer 6 ay da turiste sunulacak ve satış başlayıp ülkeye yansıtılacak. Etti bir yıl. Yani bugün hee desek ancak 2019.

Başlar mıyız, başlarız çünkü hiçbir kriz kalıcı değildir ve Türkiye her zaman için Avrupalı ve Amerikalı turist için bir çekim merkezidir; özellikle ucuz olmasıyla… Almanya misal, Türkiye yi ucuz tatil cenneti olarak bilirler. Bu hala geçerli. Öte yandan dini turizm için çok iyi bir pazarız. Daha başka; sağlık turizmi misal. Güneş, kum, deniz hala geçerli. Hele bir de Euro nun ve doların yükselip Avrupa daki rakiplerimize göre fiyatlarımızın döviz bazında daha satın alınabilir hale gelmesi…

Fikrimce, isterse Türkiye, en erken 2019 ama olmadı 2020 ye hazırlanabilir ve yine eski günlerine dönüş yapabilir ama şimdiden çalışmaya başlaması lazım… Neye mi? İlk başta dış imaj: Dışarıda imajımız sıfır hele itibarımız -1. Önce buradan başlamamız lazım. İkincisi; Güvenlik: Türkiye, Suriye deki savaş ve ülkeye kabul ettiği Suriyeli, Iraklı vs sığınmacılar yüzünden ve de Güneydoğu da ve Doğu da yaklaşık 33 yıldır süren adı konulmamış savaş sebebiyle güvenlik sorunu yaşıyor. Bunun biran evvel hallolması lazım. Bunlar ilk önce yapılacak işler ya da çözülmesi elzem olan sorunlar.

Hizmet sektöründe çoğu ülkeden iyiyiz. Bunu kendi insanımız da bu kriz döneminde patlayan outgoing yani yurtdışı turlarına katıldığında gördü. Yüzü gülmeyen sürücüler, robot gibi otel resepsiyonistleri, bozuk lisan ve taksimetreyle çalışan rehberler, ne çay ne kahve ikramı yapılan tur otobüsleri, tabağı kafana çarpar gibi masaya bırakan garsonlar ve adamı dövecekmiş gibi hesap gören gişeler vs.

Bizde bir kase çorba içtiğin çorbacıda bir saat de muhabbet edersin bedavadan. Üstelik hesabı istediğinde de üstüne bir de çay ikramı yapılır. Bizim şoförlerimiz Anadolu turlarında bavul koyup almaktan bel fıtığı olurlar… Ama ne oldu? Bugün başka ülkede daha az mutlu olacağını bile bile kendi insanımız bile yurtdışına gidiyor. Çünkü yurtdışı açlığının yanında hala kafalarında Alaçatı nın, Bodrum un fahiş fiyatları var. Evet, haklılar çünkü biz daha 2-3 yıl öncesine kadar bu destinasyonlar başta olmak üzere ülke genelinde fiyatlar konusunda bayağı bir abartmış, etiketleri uçurmuştuk.

Bunun diyeti ödeniyor bir anlamda şimdi. Tüm olumsuzluklar masaya yatırılınca rakiplerin tercih edilmeye, onlar kazanmaya başlıyor. Sen ise kaybetmeye… Yunanistan ve İspanya bizim saçma politikalarımız yüzünden zengin oldular, paraya doydular. Krizin alt-üst ettiği ekonomilerini bizim elimizin tersi ile ittiğimiz turistler sayesinde tekrardan düzelttiler. Yollarını, kanalizasyonlarını ve su şebekelerini yenilediler. Otellerini ona keza. Havalimanları başta olmak üzere ulaşımda yaşanan aksaklıkları düzeltme yoluna gittiler.

Bize teşekkür ediyorlardır umarım yoksa gerçekten büyük nankörlük yaparlar zira onlara yaptığımız kıyağı kimseye yapmadık. Bizim burnumuz sürttü yeterince. Onlar da gayet iyi semirdiler. Biz ders çıkarıyoruz, hatalarımızı anlıyoruz ve düzeltiyoruz. Umarım!!! Ucuz eleman çalıştırma ve maliyetleri personel üzerinde düşürme kurnazlığı yüzünden otellerde oda temizliği, yemeklerde kalitesiz gıda ürünü kullanıp mutfakta malzemeden çalma-çırpma olmasa biz de iyi olacağız.

Kırmızı et; maalesef bir tarım ve hayvancılık ülkesi olan Türkiye de hala çok pahalı olduğu için tağşişe başvurulan gıdaların başında geliyor. Bilhassa kıymada… Yağ, deri, sakatat, ayak, kelle, tırnak, sinir, zar, deri parçası ve kıkırdaktan parçalar karıştırılıp yemeklerde kullanılınca; başta köfte ve diğer et yemeklerinde tat bozuluyor ve lezzet kayboluyor. Bundan da öte sağlık problemleri yaşanıyor. Daha ucuz olan beyaz eti dana kanıyla boyamak da başvurulan hilelerden. O yüzden asla hazır kıyma almamak lazım.

Dikkat ettiyseniz at, eşek, domuzdan söz etmiyorum zira bunlara razıyım. Yani orijini belli hayvan olsun ve onun vücudunun sağlıklı bölgesinden olsun, ona da razıyım. Demem o ki, dananın kıkırdağını yiyeceğime, atın butunu yiyeyim; artık bu noktaya geldik. Ette baharatla yapılan hileler zaten malum. Soya hilesi çok popüler malum. Tavuğa bol karoten verip etin ve yumurtanın rengini değiştirerek organik görünüm arz etmek bir başka yöntem. Tarihi geçmiş but-kanat ne varsa bolca baharatlayıp, soslayıp tüketime sunmak bir diğeri…

Aklımız bu işlere iyi çalışıyor demek ki bu konuda uzman denetçileri bile kandırıp bu ürünleri piyasaya sürebiliyoruz. Maliyet muhasebesine göre de pazardan en hesaplı gıdayı almak bir otelcinin en doğal yapacağı şeylerdendir. Sonra bu ucuz ve kalitesiz ürünler büfeye taşınır.

Kaşar peynirini eritip yeniden kalıba dökme ve yarı fiyatına satma veya patates püresi ilave etme misal. Sahte içki; ne yazık ki geçtiğimiz yıllarda başta Rusya olmak üzere bir-iki ülke turistleri hayatlarını kaybetmiş ve söz konusu ülkelerde manşet haber olmuştuk. Tatlılarda mısır şurubu kullanmak, salamura zeytini sanayi boyalarıyla karartmak, Antep fıstıklı baklavada öğütülmüş bezelye ve ıspanak kullanmak, koza-pamuk yağı karışımıyla kızartma yapmak, gıda boyası ve glikoz şurubuyla bal imal etmek… Saymakla bitmez.

Kentleşme ve çevre bilinci henüz gelişmemiş insanlarız. Çadır hayatından şehir hayatına geçişimiz sanıldığından fazla sürdü. Kentlerimiz beton yığını. Ormanlarımız her geçen gün azalıyor. En basit Bulgaristan da bile insanlar orman zenginliğine hayran kalıyor. Belgrad da parklara hasta oluyorlar. Bosna da bahçeli evler, Hırvatistan da çiçekli balkonlar… Bizde niye olmasın.

Suyu, ağacı, kumsalı hoyratça kullanan bizleri gelecek yüzyılda tarihçiler nasıl anlatıp tarif edecekler bilmiyorum ama o kadar çok geç değil; torunlarımızın temiz bir hava ve yeşil bir doğa ararken kulaklarımızı sağ isek hala çınlatacaklarına terk-i dünya eylediysek şayet kemiklerimizi sızlatacaklarına eminim.


Sürecek…
          |                              

Asil S. TUNÇER
Profesyonel Turist Rehberi
05 Aralık 2017 Salı
Mesaj Gönder 225



 Yorumlar

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
SAATTE 1 ARAÇ İÇİN 130 MİLYONLUK OTOYOLA HALK TEPKİSİ..

Mahmut Ökçesiz
Yazara Mesaj gönderin
ISTANBUL TARİHİ MEZARLIKLARI -13

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
ÖDÜL TÖRENİNDE EN BÜYÜK ALKIŞ DOWNLU YARIŞMACILARA..

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
PORGY AND BESS

Serdar Taştanoğlu
Yazara Mesaj gönderin
İSTANBUL ANILARIM I Yorum VAR !

Prof. Dr. Tuncay NEYİŞÇİ
Yazara Mesaj gönderin
DERİNE DİKEY TORTUL SIZINTILI KENTLERDE TURİZM

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
LÜBBEY KÖYÜ Yorum VAR !

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMİN GELECEĞİNDE 55 YAŞ ÜSTÜ TURİSTLER VAR

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .