DATÇA BADEM ÇİÇEĞİ FESTİVALİ

Festival gibisin sana katılmak istiyorum diye hoş bir şarkı sözü vardı hatırlar mısınız?

Aşka dair gerçekten çok hoş bir şarkı sözü ve benim için cennetten köşe olan Datça‘yı gerçekten bu sözler çok iyi betimliyor.
Çünkü doğasıyla ve tarihiyle Datça nın kendisi bir festival iken bir de gerçekten festivali oldu.

1.BADEM ÇİÇEĞİ FESTİVALİ
16 ve 18 Şubat 2018 tarihleri arasında ilk kez düzenlen 1.Badem ÇİÇEĞİ festivali belediye, STK ve yöre halkının katkılarıyla YENİ DATÇA ve çevre köylerinde ilk kez vücut buldu. İlk kez yapılmasına karşın sosyal medya reklamları sayesinde olsa gerek çevre il ve ilçelerden gelen yüzlerce yerli turistin yöreye geldiği görüntülendi.
İç turizmi canlandıran iki unsur var; biri festivaller diğeri ise Sinema ve TV dizileri sayesinde turistik yörelerin ünlenmesi. Asmalı konak, Kınalı kar veya Alaçatı ot festivali gibi.

Datça, 20 bin nüfusu ile çok sakin bir Muğla ilçesi. Marmaris 70 km uzaklıkta, koruma altında olan doğal bir yarımda üzerinde bulunması nedeniyle yolları virajlı, bir yanı Ege diğer yanı Akdeniz olan bir barış denizi üzerine kurulu bir doğa harikası bir bölge. Çoğu mavi bayraklı 53 adet koyu olan ilçenin neredeyse her noktasından denize girmek olası. İlçede çok katlı binalar yapılmıyor. Yıldızlı otel yok sadece butik ve apart oteller hizmet veriyor.

Birkaç turizm acentesi hizmet veriyor ve bölgede yaşayan kokartlı rehberler bu firmalarla gelen misafirlere sürekli turlar organize ediyorlar.
Datça 3 B ile ünlü bir belde, BALIK, BAL VE BADEM ve bu yıl F harfi de eklendi FESTİVAL.
Badem ağaçları Şubat ayında rengârenk doğayı süslemeye başlıyor, papatyalarla birlikte baharın gelişini haber veriyorlar. Zaten Datça yoğun güneş alması nedeniyle kışın çok az yaşandığı bir yer Türkiye de de baharın en erken geldiği yer olarak kabul ediliyor.

Badem ağaçlarını genellikle, Datça Knidos yolu üzerinde yoğun olarak görürsünüz. Badem ağaçları, Knidos, Cumalı Palamutbükü ve Hızırşah yolu üzerinde seyir ederken sizler harika bir doğa gösterisi sunuyor.

Knidos, uzak ama gidilmeye değer. Varınca, kendinizi the game of throne dizisinin içinde gibi hissediyorsunuz. İnanılmaz bir coğrafya üzerine defalarca kurulmuş bir şehir uzun yıllar gemiciliğin, şarabın ve dini turizmin merkezi olmuş. Dorlar, Atinalılar, Persler, Romalılar ve Bizans ın önemli bir ticari limanı olmuş bir metropolis.

Dünyanın en güzel AFROFİTE heykelini görmek için antik dünyadan turlar düzenlenen bir tapınak şehri. Bu heykel hiç bulunamadı. Bulunanlarsa, Londra British Museum da.

18 yy sonunda İngiliz arkeolog Charles, Knidos u fena soymuş karşılığında SİR unvanı almış.
Bugünlerde Konya Selçuk Üniversitesi tarafından kazılar ve yenileme sürdürülüyor. Liman girişindeki küçük tiyatro onarımı üzerinde çalışırlarken gördüm. Aspendos da kullanılan çok anlamsız görünen bembeyaz mutfak mermerleri ile Tiyatro nun oturma yerleri olan CAVEA ları tekrar yapıyorlardı.

Sanırım gelecek yıl yapılacak olan festival konserler ve gösteriler için yeni oturma yerleri hazırlıyorlar. İnanılmaz derece antik mimariye zıt bir mermer seçimi ile yapılan bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Beyaz mermerin eskitilmesi çok mu zor acaba ?

KNİDOS, kimilerine göre içinde hiçbir şey yok dense de çok önemli bir antik kent ,iyi korunmalı ve doğru yöntemlerle ve yavaş adımlarla kazısı sürdürülmeli. Festival, Knidos a uğramıştı ama üvey evlat gibiydi. Palamutbükü ne insanlar yürüyerek bile akın akın gitmeyi göze alsa da Knidos a ilgi çok çok azdı.

Palamutbükü çok güzel bir belde, standlar açılmış genelde sabun ve badem ağırlıklı.
Datça dan dan buraya kadar neden yürüdüklerini pek anlayamadım. Belediye, Datça da bir ring seferleri düzenlenmedi mi acaba yoksa bu yürüyüşler bir spor ve kültür aktivitesi miydi? Bu pek anlaşılamadı açıkçası.
Knidos. Uzak ama gidilmeye değer, gidin görün, sahip çıkın, derim.

Festival konusuna geri dönersek, açılıştan bir gün sonra oradaydık o nedenle pek bir açılış merasimi göremedim, sadece gördüklerimi aktarmaya çalışayım:

İlk sene olmasından mı bilmiyorum, bir Alaçatı ot festivali havası yok, katılım az henüz. Çok sakin kendi halinde bir festival görüntüsü var. Çünkü Datça öyle bir yer.

Girit ten Rodos tan ve Kos dan yıllar önce gelen mübadil ESKİ GÖÇMENLER ile İstanbul dan kaçanlar çok hoş bir kültürel armoni oluşturmuşlar. Eski ve Yeni Datça da yaşayan diğer bir kesim ise bölgenin son göçmenleri. YENİ GÖÇMENLER ise belli ki çoğunluğu büyük şehirlerin kargaşasından kaçmış bilge ve kararlı kişiler. Çoğunluğunun bir el becerisi, müzik ve sanatla ilgisi var. Sanat ve kültürle haşır haşır neşir kendine has hayatı ve seçimleri olan bir üst kültüre ait kişiler. Festivalde en çok görünen halk kesimi bu sanatla ilgili olanlar. Yeni DATÇA nın tören meydanında kurdukları standlarda kendi yaptıkları ağaç, deriden hediyelik eşyaları, organik ve bademin her türlü ürünü gelen konuklar satmaya çalışıyorlar. Çok rüzgârlı bir bölge seçilse de görüntü güzel.

Festivallerin ana amacı yöre ekonomisini kalkındırmak olduğu için Datça belediyesi ilk sene için başarılı sayılır. Oteller dolu, Balık restoranları ve kahvaltı salonları iş yapıyor. Halk memnun sayılır.

Datça da deniz sezonu Nisan ortası gibi başlıyor, geç kış gelmesi nedeniyle altı ay süren bir sezonu var arada yüzme yarışmaları yaparak sezon öncesi de şehir oldukça hareketleniyor.
Ama Badem Çiçeği Festivali sayesinde DATÇA da gelecek yıl turizm patlaması olacağını düşünüyorum. Büyük sermaye de bunu görecek ve gelecektir. Alaçatı kadar olmasa da yüzlerce tur otobüsü gelecektir. Datça bu yıl ki sakinliği mumla arayacaktır. Tek olumsuz yanı çok virajlı yolu ve yıldızlı oteli olmaması. Zaten bu sayede bu belde uzun yıllar böyle bakir ve sakin kalmış görünüyor.

Ama öngörüm şu, bu yıl ki festival bir prova idi. Önümüzdeki yıl belediye, STK lar ve halk daha iyi bir hazırlık yaparak sağlam bir festival ile turizm gündemine oturacaklardır.
Alaçatı Ot festivalinde yapılan hatalar umarım burada yapılmaz. Çünkü Datça ve Badem gerçekten çok birbirine yakışan olgular eğer bu kimlik kaybolursa festival anlamını yitirir.
Sanat ve kültür, tarih ögesi sakin bir deniz turizmi ile birleşirse Datça güzel bir yer olur öteki türlü aurası kaybolur. Festivaller bölgeyi kalkındırırken tarihsel ve doğal kimliğini de yok edebilir.

Eski Datça denince, CAN YÜCEL ve onun CAN EVİ akla gelir, taş evleri ve güzel bahçeleri ile hoş bir ege köyü bugün bir tatil sitesine benziyor. Etrafına sürekli yeni villalar yapılıyor ve tarihi dokusu kayboluyor. Can evi, özel bir mülk yani müze değil ama insanlar içeri girip gezmek niyetiyle gelseler de bu mümkün değil. Eski Datça daha iyi korunmalı diye düşünüyorum fazla turistik hale gelmiş görünüyor.

Eski Datça da bir festival organizasyonu göremedik ama bir sürprizle karşılaştık. Datçalı köylü halktan oluşan kadın müzik topluğu ellerinde tefleriyle dar sokaklarda dolaşarak nefis bir gösteri yaptılar. Bu geleneksel olarak yapılan bir baharı karşılama ritüeli. Bence bu rastlantısal gösteri festivalin en güzel anısıydı.

Bu yoldan gidilmeli, festivaller yörenin insanı ve kültürüyle beslenmelidir yoksa yapay görünür.
Sonuç olarak Datça nın bir festivali var, Badem, Bal ve Balık daha çok satılacak ve tanıtılacak.
Halk daha çok para kazanacak, yeni oteller dolacak, restoranlar açılacak, hediyelik eşya dükkânları çoğalacak, acenteler programlarına koyacak, otoparklara araçlar sığmayacak.
Amaç bu ise çok doğru yoldalar. Bugünün Datça sı tüm bunları kaldıracak güce sahip mi bilemiyorum. Çok bakir ve kendi halinde bir belde. Ve burada özel insanlar yaşıyor.

Umarım, Badem festivali badem çiçekleri ile birlikte her bahar hep güzel açar ve çoğalır
Diliyorum ki; güzel Datça ya, yılların yorgunu Kuşadası na yapılan işkenceler yapılmaz.
Elde kalan son seçkin beldelerden olan Datça, umarız yıllarca festival için kullanılıp daha sonra kaderine bırakılan bir beton çöplüğüne dönüşmez.

Datça da o güzel badem çiçekleri hep ama hep açsın, her bahar doğanın festivali olsun çünkü hiç kimse doğanın kendisinden daha güzel bir FESTİVAL düzenleyemez.
          |                              

Kemal ŞENDİKİCİ
Profesyonel Turist Rehberi- Turizm Yazarı/ Seyahat Fotoğrafçısı
19 Şubat 2018 Pazartesi
Mesaj Gönder 1756



 Yorumlar

Hikmet TOSUN
Yazara Mesaj gönderin
ALAADDİN KÜLLİYESİ'NİN SİNOP TURİZMİNDE VE GELECEĞİNDE YERİ VE ÖNEMİ

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
BAKANLIK ÇED RAPORLARINI OKUMADAN MI ONAYLIYOR?

Dilara Bahtiyar SARI
Yazara Mesaj gönderin
ÇİN PAZARINDA KIRMIZI TURİZM

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
ULUSAL DEĞERLER, YEREL KATKILAR

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
ALZHEİMER HASTALARI İÇİN GÜZEL VE KOLAY 50 AKTİVİTE

Merve Baş BULUT
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMDE TAM ERİŞİLEBİLİRLİK

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
HAVALİMANLARI TAŞIMACILIĞINDA TEKELLEŞME TARTIŞMASI... Yorum VAR !

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
KİBYRA ANTİK KENTİ

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
TATİL KÖYLERİMİZİN ANATOMİSİ

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .