MANASTIRDA UNUTULAN ÇOCUK,''BAHE''

Deyrul-Zafaran benim için Bahe’dir. Onun anne özlemi, yitip giden yaşamıdır.

Her insan yaşamı, farklı bir öyküdür.
Her kentin, her evin ayrı bir hikâyesi olabilir.
Ama bazı şehirlerde bulunan binalar çok özeldir ve o yerler, bazı insan yaşantılarıyla özdeşleşip daha anlamlı hale gelirler.
Hele o mekân, Mardin de Deyrul-Zafaran gibi tarihi bir manastır ise…

Bugün size, içimden geldiği gibi, sadece duygularımı yazacağım. Bu kez bir turizm makalesi değil, sadece bir insan öyküsü olacak.
Turizm insanlar içindir, insana hep yakındır. Çünkü insan, insana hizmet eder.
Turizm yapabilmek için, insanı sevmek ve saymak gerekir. Gezdirdiğiniz yerlerdeki insanları tanımak, onların yaşantısına dokunmak, sizin yaşamınızı genişletir ve anlamlı kılar. Yoksa sadece para kazanır, eve dönersiniz…

Birileri bu hüzünlü öyküyü insanlara yazmalı, tanıtmalı diye düşünerek, yazmaya başladım.
Şimdi size, bir tur esnasında tanıdığım özel bir insanın hikâyesini anlatacağım.

Mardin de birçok kez bulundum. Turist Rehberliğine Mardin ve Gaziantep te başladığım için Güneydoğu, Ege bölgesinden sonra en çok tanıdığım bölge oldu. Batıda büyüyen kişiler için buralar gizemli ve özeldir. Eski Mardin i ilk gördüğümde beni çok ama çok derinden etkilemişti.

Mezopotamya Ovasında, geceleri adeta bir gerdanlık olan ve taşların motiflerle şiir yazdığı bir efsanedir MARDİN…
4000 yılık bir tarihin, iç içe geçmiş farklı dinlerle, dillerle ve kültürlerle harmanlanmış bir kadim şehirdir.

Ben orada, en çok BAHE AMCA yı sevdim. Manastıra gidince gözlerim hep onu arardı.
Özel hayat hikâyesini bilirdim ama insanlar yabancı ve acıyan gözlerle onu rahatsız etmesin diye, tur esnasında misafirlerime ondan söz etmezdim. Sadece uzaktan izler ve yanına gider hatırını sorardım.

BAHE, Mardin de doğmuş büyümüş yaşlı bir Süryani Türkiye vatandaşıydı. Çevresindekiler Hz. İsa nın konuştuğu dil olan Aramiceyi bilip konuşur, manastırında ibadet ederdi ama o ise annesinden öğrendiği Arapçayı konuştu hayatı boyunca. Süryaniceyi hiç konuşamadı, öğrenemedi. Süryaniler, dünyanın en eski Hristiyan topluğuna ait çok özel insanlar. Anadolu nun değerli son yüzleri. Çoğu farklı ülkelere göç etmiş, kalanlarsa Mardin, Midyat, Diyarbakır ve Antakya da yaşıyorlar.

Bahe Amca, neredeyse tüm hayatını bu manastırda geçirdi diyebiliriz. Kimine göre Bahe altı, kimine göre ise on yaşlarındayken sevgili annesi zihinsel özüründen dolayı ona yetemeyeceğini düşünerek çocuğunun daha iyi şartlarda yaşayabilmesi adına bu manastıra bırakıp gitmek zorunda kalmıştı. Fakirlik yüzünden üç çocuğa aynı anda bakamadığı için, iki kardeşini yanına alarak Suriye ye göç etmişti.
Bu manastırda bekle, seni mutlaka almaya geleceğim diyerek oraya bıraktı ve bir daha da hiç geri gelemedi… Fakirlik ve çaresizlik yoksa hangi anne çocuğunu bu kadar kolayca bırakıp çekip gidebilir ya da dönmeyebilir.

Bahe, ömrü boyunca tekrar annesinin gelmesini bekledi. Bırakın Mardin den dışarı çıkmayı manastırdan bile sadece mecburiyet dışında hiç ayrılmadı. Çünkü hep annesinin geri dönüp onu diğer kardeşleri gibi yanına alacağı günü bekledi. Nerdeyse yetmiş yıl, ömrünü adadığı biricik yuvası manastırı için hizmet etti, orada üç öğün yemeğini yedi, uyudu ve yine orada öldü Bahe amca…

Manastırı ona hep sahip çıktı, o da manastırına ömrü boyunca karşılıksız hizmet etti. Deyrul- zafaran ın, Safran çiçeğinden gelen özel safran adı gibi o da manastırın renkli simgesi olarak yaşadı. Ama annesi ve kardeşlerini bir daha hiç göremedi…

Hakkında çok haberler yapıldı, yazılar yazıldı. Hatta ödüller alan güzel bir belgesel bile yapıldı. Çünkü o özeldi…

Şimdi oralara turlar tekrar başladı. Manastıra her gittiğimde gözlerim onu arıyor. Üzgün ve yorgun bekleyen gözleriyle her zamanki kanepesinde oturan ve annesinin kapıdan gelişini bekleyen Bahe Amca yı. Bu kez benim gözlerim onu arayacak…

Annesini hiç göremedi. Yalnızca belgesel için röportaj yapmaya Suriye ye giden bir Türk film ekibi, kardeşinin izine Suriye de Haseki nin bir köyünde ulaştı. Sevgili annesi çoktan ölmüştü. Kardeşi ise sadece ağlıyordu, garip bir suçluluk duygusuyla, olan biteni bir türlü anlatamıyordu.
Kız kardeşinin dediği tek şey şuydu: "Annem dul kaldı. O nun daha iyi bakılabilmesi için onu manastıra bıraktı." Manastır, Bahe nin annesi, babası oldu.

Suriye den dönen film ekibi, Bahe amcaya "biz senin kız kardeşini bulduk" dediklerinde, Bahe Amca çok hüzünlenmiş, uzun süre konuşamamıştı. Manastırda yaşayanların dediklerine göre ailesinden birinin ismini duyduğu zaman küsüyor ve sessiz kalıyordu. Annesine karşı , "niye beni bıraktı, niye beni görmeye gelmedi" diye bir kırgınlığı varmış her daim.

Benim için, Deyrul-zafaran Manastırı, sadece kadim Süryani topluğunun 630 yıllık dini merkezi veya taş işçiliğinin zirve yaptığı bir tarihi mekân değil, Bahe nin yaşadığı bir sığınaktır.
Aradan geçen neredeyse yetmiş yıl boyunca manastırda çok sayıda metropolit, rahip, rahibe ve hizmetçi geldi geçti, ama O hep orada yaşadı.
Bir insan öyküsü, Mart 2014 de sona erdi.
Ölümüne kadar bir çocuk yüreğiyle annesini beklediği yerde, hep bekleyen yorgun kalbi o gün durdu…

Cenaze törenine çok sayıda Müslüman ve Hristiyan, Süryani, Ermeni vatandaş katıldı.
Deyrulzafaran Manastırı nın ayin salonunda düzenlene törende, metropolit Saliba Özmen, Kırıklar Kilisesi Baş Papazı Gabriyel Akyüz ve ilahi grubu ilahiler okudu.

BAHE olarak tanınan Circis Kaplan ın, yürekleri acıtan hikâyesini ve annesine duyduğu özlemi yıllarca bizler de duyduk ve hissettik.

Deyrul-Zafaran benim için Bahe dir. Onun anne özlemi, yitip giden yaşamıdır.

Çocuk yürekli bir insanın, hayatın son anına kadar biricik annesini umutla beklediği bir sabır evidir.

Bahe Amca nın Dayrul-Zafaran Manastırı, kutuplaştırılan bugünün Türkiye sinde, farklı dinlerden ve ırklardan oluşan tüm insanlarımızın, ANNE SEVGİSİ kutsallığında buluştuğu kadim bir tarihi ve kutsal mekândır.







Fotoğraflar
kadrajımdanhayat
KAYNAKLAR:
http://mardinsoz.com/haber/bahe-annesine-ugurlandi-8598.html
http://haberciniz.biz/baheyi-musluman-hristiyan-ve-suryaniler-ugurladi-2747864h.htm
http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/deyrulzafaran-dan-bir-tas-eksildi-26162427
          |                              

Kemal ŞENDİKİCİ
Profesyonel Turist Rehberi- Turizm Yazarı/ Seyahat Fotoğrafçısı
03 Mart 2018 Cumartesi
Mesaj Gönder 3127



 Yorumlar

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
BÜYÜK BİR GÖBEK İNME VE KALP KRİZİ RİSKİNİZİ ARTIRABİLİR Mİ?

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
SALDA GÖLÜ OLMADI, SAKLIGÖL'DE YAPALIM!

Asil S. TUNÇER
Yazara Mesaj gönderin
KUŞADASI'NDA BAŞKAN ZULMÜ

Aydın YAYLACIKLILAR
Yazara Mesaj gönderin
OY HAKKINIZI TURİZMCİ KİMLİĞİNİZİ UNUTMADAN KULLANIN Yorum VAR !

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
FARKLI DÖNEMLERİN EŞZAMANLIĞI

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
12.400 YIL ÖNCE EN GELİŞMİŞ YERLEŞİM KÖRTİK TEPE'DE

Merve Baş BULUT
Yazara Mesaj gönderin
NEDİR ERİŞİLEBİLİRLİK.?

A.Nejat Şardağı
Yazara Mesaj gönderin
KÜRESEL ISINMA VE KARBON SALINIMINA TURİZM ENDÜSTRİSİNİN OLUMSUZ ETKİSİ.

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .