OKLUK KOYUNDAKİ SARAYI KORUMAK İÇİN KARAKOL YAPILIYOR

Özal’ın başdanışmanı ve Okluk Koyundaki mütevazı konutun fikir babası Can Pulak, yazlık saray için 50 bin ağacın kesildiğini öne sürerek bölgede yaşanan yıkıma isyan etti…


Marmaris Okluk Koyunda inşa edilen yazlık Cumhurbaşkanlığı sarayını korumak için, koyun bulunduğu alana yaklaşık 10 kilometre mesafedeki bir tepede karakol inşa edileceği iddia edildi. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı olan ve Okluk Koyundaki mütevazı yazlık konutun yapılmasına öncülük eden Gazeteci Can Pulak, yazlık saray ve ulaşım yolu için bölgede 50 bin civarında ağaç kesildiğni öne sürerek, sarayı korumak için de bir karakol yapılacağını söyledi.

Yazlık saray inşası için yapılan doğa katliamına tepki gösteren Pulak, “Ben Kaddafi nin çadırında, Saddam ın ve Çavuşesku nun saraynda kaldım. Böyle bir ihtişam görmedim. Bütün arap ülkelerine gittim buna benzer bir ihtişam görmedim. Bine yakın insan çalışıyor burada hala. Kamyonların biri gidiyor biri geliyor. Bu kadar beton ile sekiz tane ilçe yapardık. Kaç tane hastane yapardık bunlarla. Yazık değil mi? Bir de devlet hazinesi açısından isyanım var. Böyle bir para harcanamaz, böyle bir masraf yapılamaz '' diye konuştu.

Türkiye nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde Muğla nın Marmaris ilçesine bağlı Karacasöğüt köyü sınırlarındaki Okluk Koyu nda yaptırılan 4 oda 1 salondan oluşan mütevazı Cumhurbaşkanlığı yazlık konutu yıkılarak yerine devasa bir yazlık sarayın inşası başladı. Doğal sit alanı ve ÖÇK Bölgesi olarak korunan bölgenin koruma statüleri ve imar planları değiştirilerek saraya özel düzenlemeler yapıldı. Son olarak da yazlık saray inşaatının sürdüğü koya erişim için bir otoyol inşasına başlandı. Üç hilal biçiminde bir kumsal, 300 kişinin konaklayabileceği binalarla mega ve süper yatların yanaşabileceği iki ayrı iskele inşa edilmesi planlanan proje için koya ulaşımı sağlayacak olan 16 kilometrelik yolla birlikte toplam 50 bin civarında ağacın kesildiği iddia ediliyor.

ÖZAL IN BAŞDANIŞMANINDAN YAZLIK SARAY PROJESİNE TEPKİ GELDİ
Bu iddianın sahibi ise Okluk Koyu ndaki Cumhurbaşkanlığı konutunun mimarı olan, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı eski Başdamışmanı Can Pulak. Çevre ve turizm konularında usta bir gazeteci olan Can Pulak, Okluk Koyunun bulunduğu Karacasöğüt köyündeki evinde yaşıyor. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde, Okluk Koyu ndaki mütevazı konutun yapılmasını sağlayan Pulak, bu konutun yıkılarak yerine büyük bir doğa tahribatıyla birlikte yeni bir yazlık saray yapılmasına tepkili. Okluk Koyundaki mütevazı konutun yapılma süreci ve bugün yazlık saray inşası sırasında bölgede yaşananlara ilişkin sorularımızı yanıtlayan 8. Cumhurbaşkanı Özal ın Başdanışmanı Can Pulak, şunları anlattı:

‘OKLUK KOYUNDAKİ KONUTUN YAPIMINI ÖZAL A BEN ÖNERDİM
“Ben Danışman iken Cumhurbaşkanının tatil için gidebileceği bir yer yoktu. Otellere gidiyordu Cumhurbaşkanları. Burada da turistler rahatsız oluyordu. Helikopterler geliyor, polisler geliyor, ortaya kötü bir manzara çıkıyordu. Ben bir tatil yeri yapma ihtiyacı hissettim. Bunu da rahmetli Özal a söylediğim zaman, Can paramız yok, neyle yapacağız bunu? dedi. Ben de Siz merak etmeyin, bankalardan, reklam fonlarından filan destek alır orayı yaparım dedim. Rahmetli Özal da, başıma dert açıp masraf çıkarmazsan yap dedi.

‘DÜNYANIN EN GÜÇLÜ DEVLETİNİN BAŞKANI BİR KULÜBEDE KALIYOR
Bunun üzerine, benim de yaşadığım köy olan Karacasöğüt köyünde (55 yıldır orada benim de evim var), içinde küçücük kulübesi olan bir arazi vardı. Burayı Devlet İstatistik Estitüsü yazlık kamp yeri olarak kullanıyordu. Turizm Bakanlığı ndan iki tane mimar aldım ve kendi arabamla buraya götürdüm. Kafamdaki projeyi anlattım. Biz Amerika da Camp David de gördük; ABD Başkanı orada küçücük bir kulübede kalıyor. Dünyanın en güçlü devletinin başkanı bu ama doğanın içinde küçücük bir kulübede kalıyor. Biz de böyle iddiasız, küçük bir şey yapalım dedim. Bir kamu bankasının reklam fonundan da bütçe ayarlayıp projeyi yaptık. Doğayı bozmadan yapılmış, mütevazı ve küçücük bir ev. Biz burayı yapıp bitirdikten sonra Turgut Bey in çok hoşuna gitti. Biz burada dönemin BM Genel Sekreteri Perez de Cuellar ı ağırladık. Suudi Arabistan Prensini, Norveç, İngiltere ve Yunanistan başbakanlarını ağırladık. Burada 30 a yakın devlet başkanını ağırladık.
(Özal döneminde)
‘CUMHURBAŞKANLIĞI BÜTÇESİNDE BEŞ KURUŞ ÇIKMADAN İNŞA EDİLDİ
Cumhurbaşkanlığı bütçesinden beş kuruş para çıkmadan, masrafları bir kamu bankasının reklam fonundan karşılanarak inşa edildi. 1991 yılının değeriyle yaklaşık 1-2 milyon lira gibi bir maliyeti olmuştu. Bir de şöyle bir durum vardı; bir arkadaşımdan boyasını karşıladık, perdeci bir arkadaşımdan perdelerini aldık. Hep eşten dosttan destekler alarak yaptık. Hatta orada koca devlet başkanının motoru yoktu, arkadaşlarımın motorlarını alarak gezdirdim devletin bütün misafirlerini. ''

‘BURASI DEVLETE HİZMET ETTİ
Benzersiz bir doğal güzelliğin içindeki yazlık konutta misafir edilen devlet başkanlarının buraya bayıldıklarını anlatan Pulak, sözlerine şöyle devam etti: “Perez de Cuellar misafirliği bitince acaba ben burada bir kaç gün daha kalabilir miyim? diye ricada bulundu. Bir hafta daha kaldı. Kimsenin de haberi olmadan, kendi arabamla, kendi imkanlarımla bizat ben ağırladım. Adam hayatının en mutlu dönemini geçirdi. Sonradan yazdığı mektuplarla bunu dile getirdi. Burası arazisiyle birlikte Cumhurbaşkanlığına devredildi ve devlete hizmet etti. Rahmetli Özal burada çok mutlu oldu, doğayla iç içe ömrünün en güzel zamanlarını geçirdi. Özal dan sonra burası Demirel, Sezer ve Gül dönemlerinde kullanılmadı.Arada bakımı yapılsa da böyle kaldı.

‘15 TEMMUZ DAN ÖNCE ANKARA DAN GELEN EMİRLE HER ŞEY DEĞİŞTİ
Fakat iki yıl önce, 15 Temmuz darbe girişiminden tam 15 gün önce bir olay gelişti. Ankara dan gelen bir emirle her şey birdenbire değişti. Bana bölge halkından telefonlar geldi, İngiliz Koyu boşaltılıyor, tekneler atılıyor dediler. Bir gecede limanı boşalttılar. Sonra öğrendim ki Cımhurbaşkanı nın yakınları buraya gelip bakmışlar ve çok küçük bulmuşlar. Emir vermişler, burayı yıkın ve büyük bir yer yapın diye. Önce dönemin İç İşleri Bakanı Efkan Ala geliyor, ardından da Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri. Daha sonra da Berat Albayrak ın geldiği söylendi. Bir iddiaya göre de Cumhurbaşkanı nın kendisi de gelmiş ve buraya büyük bir şey yapalım ve misafirlerimizi ağırlayalım demişler.

‘YOL VE YAZLIK İÇİN 50 BİN AĞAÇ KESİLDİ
Şimdi benim üzüldüğüm husus şudur: Bir ülkenin Cumhurbaşkanının orada misafirlerini ağırlamak üzere yasaların elvermediği bir şeyi yapmaması lazım. Bütün buralar özel çevre koruma bölgesi. Oraya bir Cumhurbaşkanının misafirlerini ağırlayabileceği, 5-6 odalı bir ev yapması bütün dünyada normal karşılanmalı. Fakat sen o evi yıktır, onun yerine üç tane muhteşem köşk yaptır. Önlerinde yüzme havuzları, (oysa koca deniz var önlerinde). Arkasına da 100 odalı muaazzam bir bina, memurlar, çalışanlar burada kalacakmış. Ve bunun için bütün ağaçları kes. Yol ve yazlık inşatı için toplam 50 bin civarında ağaç kesildi. Diyorlar ki efendim köşk için 18 bin ağaç kesildi 12 bin tane dikilecek . Ama hikaye böyle değil. Bu köşkün yapımına başlamadan bir sene kadar önce ağaçların kesimine başlandı. O günlerde bunu yazdım, Köyceğiz den bir firmaya kesim işini ihale etmişler. Soruyoruz, seyreltme için kesiyoruz diyorlar. Kardeşim siz köşke giden yolun ağaçlarını seyreltiyorsunuz. Bunu başka bir açıklaması yok. Daha sonra bu kesimler Valilik tarafından durduruldu. Ama ardından vali de değişti. Böyle böyle başladılar ve 1,5 yıldır oradaki ağaçları kestiler. Kızılçam, fıstık çamı ve günlük ağaçları...

‘KARACASÖĞÜT KÖYÜNDE KONTROL KARAKOLU KURULUYOR
İkincisi de Muğla yolundan bizim köye sapan yolun içerisinde irili ufaklı derecikler vardı. Bu derelerden 50 senedir su akmıyor. İçinde su akmayan bu derelerin yanlarını açtılar ve bütün ağaçları kestiler. Bütün yolların sağına soluna bentler yaptılar. Daha sonra biraz daha ilerleyince tepelerin dümdüz edilmeye başlandığını gördük. Bir tepeye büyük bir toprak yığını oluşturmuşlardı. Bunu ne olduğunu sorduğumuzda buraya kontrol karakolu kurulacağını öğrendik. Yani 10 kilometre mesafede, Karacasöğüt köyünde kontrol karakolu kuruluyor.

‘YOLLAR GENİŞLETME BAHANESİYLE PERİŞAN EDİLDİ
Buradaki mevcut yol ormanların içinden geçen, harika bir yoldu. Bütün vatandaşlar memnundu. Belediye de yolu asfaltla kaplamıştı. Herkes rahatça ulaşımını sağlıyordu. 1,5 yıldır da bu yollar genişletme bahanesiyle perişan edildi. Köylüler ürünlerini pazara götürmekte zorlandılar. Çocuklar okullara gitmekte zorlandılar. Artı yolları genişleteceğiz diyerek arazileri istimlak ettiler. Bazı köylülerin tarlaları istimlak edildi. Mesela ben evime giden yola bir ay boyunca giremedim. Bir ay kendi evime gidemedim. Oraya giden yolu kapatmışlar, muaazzam bir havadan geçiş koridoru yapacaklarmış. Bu masraflar inanılmaz.

‘BETON AŞKINA SAHİP BİR CUMHURBAŞKANI HİÇ DÜŞÜNMEDİM
Bakın ben şimdi tabiata yapılan vahşi saldırıya isyan ediyorum. İnanılmaz bir şey bu. Yani öyle bir iş için değil 50 bin ağaç, 5 ağaç kesmeden de bu iş hallolabilirdi. Gelip bana söyleselerdi anlatırdım. Arkadan bir orman yolu var, hiç köye bulaşmadan, hiç bir şeye rastlamadan, güvenlik içinde yerinize varabilirsiniz. Hiç bir ağaç kesmenize gerek yok. Bütün bunları hep yazdık. Ama bunlar yapılmadı. Bu iki yıl içinde binlerce beton mikseri saydık. Hala da devam ediyor. Yollar perişan vaziyette. Tamam, burada bir Cumhurbaşkanı nın yerinin olması çok güzel. Zaten başta bunu düşünerek biz yaptık oraya. Ama doğayı seven, doğanın içinde yaşayan bir Cumhurbaşkanını düşünerek. Beton aşkına sahip olan bir Cumhurbaşkanı hiç düşünmedim hayatımda.

SİVİL GÜVENLİK GÖREVLİLERİ ŞANTİYEYE KİMSEYİ YAKLAŞTIRMIYOR
Şantiye alanına insanları yaklaştırmıyorlar. Fotoğraf çektirmiyorlar. Bir hareket gördüklerinde hemen yolları kesiyorlar, nereye gidiyorsunuz? diye soruyorlar. Tamamen sivil görevliler var. Polisi de jandarması da sivil görev yapıyor. Artı denizden gelenlere de Sahil Güvenlik müdahale ediyor. Fotoğraf çekilmesinin önüne geçiliyor. Bu tedbirler uzun süredir devam ediyor. Oysa bütün bunlara hiç gerek yoktu. Oradaki evi biraz büyütüp düzeltip aynı amaca hizmet edebilirlerdi ama hiç bir ağacın kesmesine gerek yoktu. Bizim orada bir tane küçük iskelemiz vardı. Cumhurbaşkanını ya da misafirleri alıp gezdiriyorduk. Bir zodyak botuyla işimizi görüyorduk. Şimdi 170 metrelik bir iskele yapıyorlar. Savanora yatını getireceklermiş. Buraya Savanora yatı yanaşamaz. ''

‘ERDOĞAN GÖRSE BUNU YAPANLARI MAHKEMEYE VERİR
Yazlık saray inşaatı için bölgede yapılan ağaç ve çevre katliamını anlatmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan a bir açık mektup yazdığını da anlatan Cumhurbaşkanlığı eski Başdanışmanı Can Pulak, “Mektubun eline geçmeyeceğini biliyorum. Çünkü ben de Cumhurbaşkanlığında çalıştım. Adamlar hep güzel şeyleri anlatırlar. Benim müşavirliğim sırasında adım bay muhalif e çıkmıştı. Kimsenin söylemediği şeyleri Turgut Bey e söylerdim ve bundan memnun olurdu. Fakat şimdi bunu yapacak insan yok. Eğer Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bana bir telefon etse de Yahu Can Bey, tamam; ortalığı ayağa kaldırdınız nedir bu işin iç yüzü? dese, ben onu kendim gezdirsem, eğer bunu yapanları mahkemeye sevk etmezse ben bileğimi keserim. Çünkü bunu yapmak için Recep Tayyip Erdoğan olmaya gerek yok. Bir insan, vücudunda vicdan denilen duygunun küçük bir kırıntısını taşıyorsa bunu yapanları mahkemeye verir. Ben sadece doğanın peşinde değilim. Buraya harcanan devletin parasının da derdindeyim. Nedir bu para? İki kişi tatil yapacak. Ama bunu yapanlardan doğanın hakkını alacağına inanıyorum kesinlikle.


‘BENİM KÖYÜM DÜNYANIN EN GÜZEL KÖYLERİNDEN BİRİYDİ
Ben Kadafi nin çadırında kaldım, Saddam ın, Çavuşesku nun sarayında kaldım. Böyle bir ihtişam görmedim. Bütün Arap ülkelerine gittim, Kral Faysal ın sarayında bile görmedim. Böyle bir şey akla ve hafsalaya sığmaz. İşin doğa katliamı tarafı bir yana, kim gelecek buraya? Kim ağırlanacak burada? Bu nasıl bir şeydir? Sonra doğanın o güzel fotoğrafını bozmaya kimin ne hakkı var. Orası inanılmaz bir tabloydu, görseniz. Benim köyün dünyanın en güzel köylerinden biriydi. İsviçre de bile yarışacak köy yoktu burayla. Bugün gelin görün ki ben evime adım atamıyorum. Evimi satılığa çıkarıyorum. Bu manzarayı görmek istemiyorum çünkü.


‘BU KADAR BETON İLE KAÇ TANE HASTANE YAPARDIK?
Sadun Boro nun mezarını yaptım evimin 150 metre yakınında. Geçen gün Sadun Boro yla ilgili bir pano yaptırdık. Bir tören yapıldı. Ama törene katılan insanları Boro nun mezarına götüremedim. Yol kapalı, gidemedik oraya. İki sene böyle bir inşaat sürer mi. Bir de devlet hazinesi açısından isyanım var. Böyle bir para harcanamaz, böyle bir masraf yapılamaz. Bine yakın insan çalışıyor burada hala. Kamyonların biri gidiyor biri geliyor. Bu kadar beton ile sekiz tane ilçe yapardık. Kaç tane hastane yapardık bunlarla. Yazık değil mi? Haziran başında bitecek demişlerdi, bitecek gibi görünmüyor. ''


HABERLERE ERİŞİM YASAĞI: ‘HERKESİN ORADA OLANI BİLME HAKKI VAR
Yazlık sarayla ilgili ağaç kıyımını ve buna yönelik tepkileri gündeme getiren haberlere mahkeme kararıyla yayın yasağı getirilmesine ilişkin sorularımızı da yanıtlayan Can Pulak, böyle bir yayın yasağının çok hazin olduğunu belirterek, şunları dile getirdi: “Burada Cumhurbaşkanlığına bir saray yapılıyor. Bu kamunun malı. Ne olursa olsun, orman kamunun, milletin de ormanı. Orada böyle bir şey yapılıyorsa kamuoyunun buna müdahil olma hakkını kaldırma gücünü adalet nereden buluyor? Burada yapılan bir şeyi herkesin görme, bilme hakkı var. Bugün Ankara da yaptıkları sarayın önünden geçmek yasak mı? Her gün binlerce kişi önünden geçiyor.


ÖZAL A SARAY YAPILIYOR DENDİĞİNDE GAZETECİLERİ ORAYA GÖTÜRDÜM
Mahkemenin aldığı bu karara çok üzüldüm. Bir gazeteci olarak değil, bir vatandaş olarak da üzüldüm. Vatandaş olarak benim gidip onu görmem lazım. Belki, gazeteler, Can Pulak yalan yazıyor. Bari gidip kendi gözlerimle göreyim. Ben size bunun örneğini de söyleyeyim. Rahmetli Özal a bu kulübeyi yaparken bütün basın ayağa kalktı, Özal a saray yapılıyor diye. Ben gidip bütün gazetecileri topladım, gelin bakalım ne yapılıyor beraber görelim dedim. Hepsi durumu yerinde gördüler ve ertesi gün bu yöndeki yayınları kesildi. Mahkeme engelleme kararı almak yerine açık olmayı destekleyen bir karar almış olsaydı bunlar da götürüp gazetecilere gösterselerdi bu kadar kızılca kıyamet kopmasının önü kesilebilirdi.

‘ÇİN SEDDİ BİLE BU KADAR KORUNAKLI DEĞİL, NEDEN KORKUYORSUNUZ?
Ben Çin Seddini gezdim. Çin Seddinin duvarları bu kadar sağlam ve korunaklı değil. Bir de duvarların tepelerine muhafız gözetleme kuleleri koymuşlar. Neden, korkuyorsunuz? Korkuyorsak neden Cumhurbaşkanlığı yapıyoruz, idareciliğe soyunuyoruz. Biz hep milletin arasında dolaşan idarecilere alıştık. milletçe korkanına ilk defa rastlıyoruz. Bu nedir yüzlerce koruma polisi, yüzlerce araçla bütün trafiği kilitliyorsunuz. Milletten korkuyorsanız böyle şeyler yapmayacaksınız. Böyle şeylerin doğru olmadığını biliyorsunuz, bu yüzden korkuyorsunuz. Doğru olsa neden korkacaksınız. Ben doğru bir şey yaptığıma inanırsam, bütün dünya da üstüme gelse neden korkayım. Doğru bildiğimi yazmaya devam ediyorum. Bütün basın korkarken ben doğruluğuna inandığım şeyleri korkmadan yazıyorum. Doğrunun bir bedeli varsa, öderiz. ''

          |                              

Yusuf YAVUZ
Gazeteci Yazar
17 Mayıs 2018 Perşembe
Mesaj Gönder 592



 Yorumlar

Hikmet TOSUN
Yazara Mesaj gönderin
NEHRİN PİRİ:KOYUN BABA SEMPOZYUMU

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
YEŞİL MÜREKKEP Yorum VAR !

Kemal ŞENDİKİCİ
Yazara Mesaj gönderin
GAP'I GAPTIRMAMAK ADINA KORSAN REHBERLİĞE HAYIR

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
DİYARBAKIR'IN TURİZM MANİFESTOSUNU YARATMAK…

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
MUTLU OL - ZİNDE YAŞA

Dilara Bahtiyar SARI
Yazara Mesaj gönderin
ÇİN PAZARINDA KIRMIZI TURİZM

Merve Baş BULUT
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMDE TAM ERİŞİLEBİLİRLİK

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
KİBYRA ANTİK KENTİ

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .