YOZGAT'TA BİR HAFTA SONU

Gezgin olmanın vatanını gezmek ve tanımakla başladığına inananlardanım


Ancak ben ilk önce Anadolu yu tanıyayım ve gezmeye Anadolu dan başlayayım ve bitirdikten sonra dünyayı gezerim derseniz son derece yanılırsınız. Çünkü hayatınızın tamamı, Anadolu yu gezmeye yetmez ve bu nedenle de dünyayı gezmeye başlamadan bu proje sona erer. Peki öyleyse ne yapmalıyım? Yapılacak şey; geziye ilk önce Anadolu yu gezmekle başlayın, ama arada dünyayı gezmeyi ihmal etmeyin. Ömrünüzün Anadolu daki görülecek yerleri görmeye yetmeyeceği gerçeğinden hareket ederek zamanınız el verdiğince önemli yerlerden başlayın derim.

Bu yazımda sizlere Anadolu daki gezilerinizde listenize alabileceğiniz Yozgat şehrimizi anlatmaya çalışacağım.

Ankara da oturanlar için günü birlik olarak da yapılabilecek bu geziden keyif alabileceğinizi ve bir hafta sonunuzu iyi değerlendireceğinizi düşünüyorum.

Yozgat, birçok medeniyetlerle kucaklaşmış ve harmanlanmış bir şehir. Şehir içerisinde şehri güzelleştirmek, tarihi ve kültürel zenginlikleri ortaya çıkarmak adına oldukça ciddi çalışmalar yapılmış ve yapılmakta. Bu değerli kazanımların gerek Yozgat a ve gerekse ülkemize olumlu yansımaları muhakkak ki olacaktır. Gördüğüm kadarı ile bu çalışmalar, büyük bir gayret ve hevesle sürdürülmektedir.

Örneğin Yozgat Belediyesi tarafından birçok tarihi konak ve ev restore ettirilmiş ve hizmete açılmıştır. Bu tarihi konak ve evler, müze, butik otel, lokanta, kafeterya, kültür sanat merkezi olarak kent kültürünün yaşatılmasına önemli katkılar sağlamakta ve kültürel hazineler olarak şehrin vazgeçilmez değerleri haline gelmektedirler. Görünüşleri ile de şehrin alışılmış görüntüsüne renk katmaktadırlar.

Bu tarihi konaklardan birisi olan Nizamoğlu Konağı, 1985 yılından itibaren Yozgat Müzesi olarak kullanılmaktadır. Görülmeye değer bu müzede arkeolojik ve etnografik eserler bulunmakta.

Etnografik bölümde sergilenen 2800 den fazla eser arasında yöresel kıyafetler, mutfak eşyaları, kilimler, el yazmaları, ahşap malzemeler, silahlar ve halı dokumaları yer almaktadır.

1640 tan fazla heykel, pişmiş toprak lahit, mezar buluntuları, tabletler, sikkeler ve mühürlerin sergilendiği arkeolojik bölüm de zengin bir koleksiyona sahip.

Benim en çok dikkatimi çeken ve hayranlıkla gezdiğim yapı, hiç kuşkusuz 1800 yılında inşa edilen Başçavuşzade Camii. Dışarıdan bakıldığında sade yapısı ile dikkatleri üzerinde toplamayan bu caminin içerisi olağanüstü. Girer girmez alışılmışın dışında, tamamen farklı bir şekilde dekore edilmiş iç mekanı ile bu cami insanı şaşırtıyor.

İçi ince çubuklar üzerinde taşınan kubbeyi andıran bir bezeme ile bezenmiş yarım yuvarlak nişi, yanları burmalı ince sütunları ve bir vitray pencere ile taçlandırılmış mihrabı, dikkatleri üzerine çekiyor.

Alt tavanı, alt ve üst duvarları, pencere üzerleri ve araları tamamen kalem işi nakışlarla süslü Harim, Anadolu da bulunan klasik cami örneklerinden çok farklı. Duvarların alt kısımlarında mermer taklidi panolar, dal motiflerinin oluşturduğu baklava dilimleri içinde ufak çiçek motifleri, pano içlerinde resmedilen doğa manzaraları, kır yapıları, köşkler, çadırlar, köprüler, yel değirmenleri, dereler, çeşmeler, küçük camiler ve kepenklerini açmış dükkânlar camiye geniş ve üç boyutlu bir alan görüntüsü vererek ibadet edenlere son derece huzur verici bir ortam sağlamakta.

Anadolu da çok az olarak gördüğüm bu çeşit bir camiye Yozgat ta da rastlamak olağanüstü bir durum ve son derece memnuniyet verici. Her zaman söylerim Anadolu, sürprizlerle doludur. Anadolu gezilerim sırasında bu durumla hep karşı karşıya gelirim. Bu Anadolu ya özel bir durum ve zenginliktir. Ben geziyorum diyen her gezginin mutlak görmesi gereken bir yapı Başçavuş Camii. Bu muhteşem eseri görmek, büyük bir ayrıcalık. Bu ayrıcalığa da yalnızca gezenler sahip olabilir.

Yozgat ta dikkati çeken en önemli eserlerden birisi de Çapanoğlu (Ulu) Camisi. Osmanlı Devleti döneminde mimari özellikleri ve cami iç süslemeleri itibarıyla Anadolu daki ilk Avrupai barok üslubunu yansıtması ve kendi sahasında bir ilk olması açısından son derece değerli bir yapı. Avrupa etkisindeki Türk mimari tarzının Anadolu daki önemli örneklerinden birisi.

İki ayrı tarihte inşa edilen iç ve dış cami bölümlerinden iç cami, Çapanoğlu Ahmet Paşa nın büyük oğlu Mustafa Bey tarafından 1779 yılında; dış cami ise, kardeşi Süleyman bey tarafından 1795 yılında yaptırılmıştır.
Şehrin her yerinden görülebilecek konumda inşa edilen ve dikkatleri üzerine çeken cami, ince minaresi, yüksek kasnaklı kubbesi ve köşe kuleleri ile Yozgat ın sembolü haline gelmeyi hak ediyor.

Caminin dekorasyonunda çoğunlukla kalem işi süslemeler kullanılmış. İç ve dış caminin harim duvarları, üst duvarları, kemer kavsi ve karınlarında mermer taklidi boyamalar yer almaktadır. Dış caminin ana kubbesi içinde, iç cami kubbesi ve pandantiflerinde kıvrık dallar, yapraklar, çiçek ve meyve tasvirleriyle yapılan süslemeler, camiye farklı bir görüntü vermektedir.

Dış camiden asıl harime girişteki yapının ilk taç kapısı, zengin ve görkemli bir kompozisyon oluşturmuştur. Akantus yaprakları, C ve S kıvrımları, deniz kabuğu motifleri mihrap çevresini taçlandırmaktadır. Minber ise, renkli damarlı mermerlerden, barok motiflerinin de yer aldığı çeşitli şekillerle işlenmiştir.

Yozgat ın sahip olduğu değerleri, yalnızca bunlarla kalmıyor. Şehirden ayrılmadan önce kesme sarı taştan yapılmış tarihi Askerlik Şubesi ve Lise binası ile saat kulesi görülmeye değer yapılar.

Ancak yazım burada bitmiyor. En görülmesi gerek ve bu gezinin olmazsa olamazı olan tarihi eseri sona sakladım.

Basilica Thermal (Aqua Sarvenae).
Yozgat a 77 km. uzaklıktaki Sarıkaya da bulunan Roma dönemine ait hamam, zamana, insan ve doğanın tahriplerine rağmen kısmen ayakta kalabilmeyi başarabilmiş ender eserlerden birisi. Antik dönemden bu günümüze yalnızca harabe olarak gelebilmiş bu muhteşem eserin, önemli kaplıca merkezi olduğu yapılan araştırmalar sonucu gün yüzüne çıkarılmıştır.

Roma Kral Kızı Hamamı diye bilinen Sarıkaya Kaplıcaları nın dillerde dolaşan bir de peri masalı var. Bu efsaneye göre Kayseri de oturan Roma krallarından birinin kızı, doktorların teşhis edip tedavi edemedikleri bir hastalığa yakalanır. Tedavisi bulunamayan hastalık, gün geçtikçe ilerlemekte ve kız artık yürüyemez hale gelmektedir. Kralın kulağına şimdiki Sarıkaya nın bulunduğu yerde sıcak sudan oluşan göletteki balçık halinde çamurlu bölgenin bu çeşit hastaları iyileştirdiği haberi gelir. Tüm olanakları deneyen kral, küçük kızını son çare olarak bu sıcak suyun bulunduğu yere gönderir. Kız, bir müddet burada kalır. Gün geçtikçe kızın hastalığı iyi olmaya başlar. Sonunda tamamen iyileşir. Kral da, buraya mermerden bir havuz yaptırır, etrafı kesme büyük taşlarla çevrilir.

Kısa sürede ünü dünyaya yayılan bu hamam, bir cazibe merkezi haline gelir. Bunun sonucu olarak da önceleri kimsenin olmadığı bu havuz çevresinde bir şehir oluşur. Kralın kızının adı bu yeni şehre verilir. Bu şehrin adı artık “Öper“ veya “Hoperi“dir. Bu şehir, bir deprem sonucu yok olur ve sadece hamamların olduğu bölge kalır.

Burası, Sarıkaya nın evleri arasında kaybolmuş bir yer iken kamulaştırma çalışmaları sonucunda hamamın çevresindeki binalar yıkılmış ve hamam ortaya çıkmıştır. Ancak Anadolu nun kaçınılmaz kaderi olan kötü yapılaşma nedeni ile etrafının halihazırdaki görüntüsü hamamın muhteşem görüntüsüne olumsuz olarak yansımaktadır. Büyük bir gayret içerisinde olan yetkililerin yıkım işlemleri ve çevre düzenlemesini tamamlamalarından sonra bu eserin görüntüsünün çok daha gösterişli olacağına inanıyorum. Sabırsızlıkla bu günü bekliyorum.

Ben inanıyorum ki tüm çalışmalar tamamlandıktan ve en son hali ile ziyarete açıldıktan sonra bu eser, ören yerleri içerisinde hak ettiği yeri alacak ve ilgi odağı olacaktır. Muhakkak görülmesi gereken ve olmazsa olmaz bir eser.

Hoşça kalınız.
olay.salcan@gmail.com
olaysalcan.blogspot.com.tr
          |                              

Olay SALCAN
Gezi Yazarı
24 Temmuz 2018 Salı
Mesaj Gönder 1358




 Yorumlar
TAHSIN DENIZ ARPACI yorum yaptı... Yorum Ekleyin
Güzel yazı 25.07.2018

Güzel bir yazı olmuş. Yozgat'ı tekrar görmüş gibi oldum. Teşekkürler ...

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
VALİDEBAĞ ZATEN MİLLETİN BAHÇESİDİR, BETONLAŞTIRMAYIN!

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRK KADINI Yorum VAR !

F.Sema KUTLU
Yazara Mesaj gönderin
FIJET GENEL KURULU MARAKEŞ İZLENİMLERİ

Kemal ŞENDİKİCİ
Yazara Mesaj gönderin
İZMİR İÇİN TARİHİ OLUŞUM:TARKEM

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
TOPLUM OLARAK HAYAL ETMEYİ UNUTTUK

Şebnem Başdere ORMAN
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMDE KÜLTÜRLERARASI İLETİŞİM

Dilara Bahtiyar SARI
Yazara Mesaj gönderin
'ANTALYA'NIN SAĞLIK TURİZMİ: POTANSİYELİ, ZORLUKLARI, HEDEFLERİ

Asil S. TUNÇER
Yazara Mesaj gönderin
BAKSI MÜZESİ

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .