İMAR AFFI GELECEĞE İHANETTİR!

Hükümetin 40-50 milyar lira kaynak beklediği ancak bugüne kadar 5 milyar toplanan imar affındaki süre uzatımının ardından bir açıklama yapan Şehir Plancıları Odası, Anayasaya aykırı olduğu öne sürülen düzenlemenin doğal ve kültürel değerlerin yanında bugüne ve geleceğe ihanet olduğunu savundu…


Hükümetin ekonomik kaynak arayışına çare olarak gördüğü düzenlemelerden biri olan imar affına yönelik başvuru süresi 31 Ekim de Cumhurbaşkanı Kararı ile üç ay daha uzatılmıştı. Düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptalini isteyen Şehir Plancıları Odası (ŞPO), geçtiğimiz Haziran da konuyu yargıya taşımıştı. İmar affı düzenlemesiyle ilgili süre uzatımının ardından bir açıklama yapan ŞPO, konuyla ilgili çekinceleri kamuoyu ile paylaştı.

(Anamur'da antik kent ve TOKİ yan yana)

Ekonomik ve siyasi kriz ortamında iktidarın kapsamı neredeyse yerden göğe uzanan imar affına bir can simidi gibi sarılmasının boşuna olmadığına dikkat çekilen açıklamada, 31 Ekim 2018 tarihine kadar olan süreçte 7 milyon 920 bin kişinin imar affına başvurduğu ve 5 milyar lira ödemenin gerçekleştiğine dikkat çekilerek, “Oysaki yaz aylarında yapılan açıklamalardan beklentinin 14-15 milyon vatandaş olduğu ve beklenen gelirin ise 40-50 milyar olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ‘bundan sonra kaçak yapan yandı şeklindeki açıklamalar da gerçeği yansıtmamaktadır. İmar barışı ifadesiyle manipüle edilen imar affı düzenlemesi, Anayasa ya ve mevcut mevzuata, toplumsal meşruiyet alanına, doğal, tarihi ve kültürel değerlere, kentlere, yaşama, emeğe, geçmişe, bugüne ve geleceğe ihanettir '' ifadelerine yer verildi.

(Anamurium antik kenti ve TOKİ konutları, Anamur)

31 Ekim 2018 de sona eren ‘İmar Affı başvuru süresi, 257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 31 Aralık 2018 e kadar uzatıldı. Süre uzatımının beklenen bir durum olduğuna işaret eden TMMOB Şehir Plancıları Odası, imar affı kadar sürenin uzatılmasının da olağan karşılandığına dikkat çekerek, “Ülkemiz şehircilik tarihinde ‘bu son olacak savıyla kaçak yapıların yasallaştırılması bir gelenek, bunlara cezai işlem uygulayan otorite bir istisna, büyükşehir belediye başkanlarının bir gecede yerinden edilerek, hesap sorulmadan kalındığı yerden devam edilmesi ve benzeri durumlar ise artık alışıldıktı '' değerlendirmesinde bulundu.

(Kayseri'nin tarihi Germir kasabası dokusunu yitirerek çarpık kentleşmenin kurbanı oldu)

İMAR AFFI ÜLKE GÜNDEMİNİN PARÇASI HALİNE GELDİ
Şehir Plancıları Odası nın konuyla ilgili yaptığı açıklamada, imar affının geçmişte yasalarda kullanılmayan ancak şehircilik hukukuna girmiş bir uygulama terimi olduğuna dikkat çekilerek, başta kentsel ajanda olmak üzere ‘fırsat mı tehdit mi ikilemiyle ülke gündeminin önemli bir parçası haline geldiği vurgulandı.

‘İmar affı olarak tanımlanan düzenlemenin, 18 Mayıs 2018 de yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun un 16. Maddesi ve 3194 sayılı İmar Kanunu nun Geçici 16. Maddesi nde ifade edildiği şekliyle, afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanmasını amaçladığı kaydedilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

‘KAÇAK YAPILAR YASAL HALE GETİRİLİYOR
“Anlaşıldığı üzere, tapu yerine geçmeyen ve tapu tahsis belgesi vb. gibi bir belge anlamına da gelmeyen Yapı Kayıt Belgesi ile kaçak yapı veya yapı eklentileri yasal hale getirilmektedir. 06.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren 30443 sayılı ‘Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar tebliği ise söz konusu belgenin içeriğini düzenlemekte olup, düzenleme 31.12.2017 tarihinden önce yapılmış yapıları kapsamaktadır. Tapu işlemleri için yayımlanan 06.07.2018 tarih ve 1787 sayılı Genelge ye 12.10.2018 tarihli ‘Olur ile yeni maddeler eklenmiş olup, bunlardan en önemlisi yeşil alana ve yola tecavüzlü yapıların da ‘Yapı Kayıt Belgesi alabileceği ve sonrasında kat mülkiyetine geçiş işlemlerinde kolaylık sağlanabileceği hakkındadır.

(Ankara kalesi ve antik yerleşimle iç içe geçen çarpık yapılaşma)
‘BAŞVURANLARIN BEYANI ESAS ALINIYOR
E-devlet üzerinden oluşturulan imar affı uygulamasına genel hatlarıyla bakıldığında, başvuru işlemi vatandaşın kendi e-devleti ile yapılmakta olup, varsa eğer tapu sahipliği, bina fotoğrafı, ilgi belediyesinden alınacak emlak vergi birim değeri (rayiç bedel) belgesi gibi belgeler istenilmektedir. Ayrıca kişinin beyanda bulunduğu yapının teknik özelliklerinden bir kısmını (toplam yapı alanı, bağımsız bölüm alanı ve yapının sahip olduğu/olmadığı ruhsatlar gibi) bilmesi beklenmektedir. Başvuru sahibinin kendi kendine gerçekleştirebileceği düşünülen imar affı başvurusu kişinin beyanını esas almaktadır. Yapı Kayıt Belgesi alınması durumunda kaçak yapı veya yapı eklentileri için devam eden idari davaların, belediyesince kesilmiş nakdi cezaların ortadan kalkacağı, elektrik, su vb. bulunmayan yapılarda söz konusu hizmetlerin sağlanabileceği belirtilmektedir. ''

‘MEVCUT ÇARPIKLIK İMAR DURUMU HALİNE GELECEK
Vatandaşa yönelik bir avantaj ve kentler için de bir fırsat olduğu iddia edilen imar affının, kaçak yapıları yasallaştırmayı, meşru olmayan durumları meşrulaştırmayı ve fiili durumu hukukileştirerek mevcut çarpıklığı imar durumu haline getirmeyi amaçladığı görüşüne yer verilen ŞPO açıklamasında, “Geride bıraktığımız beş aylık süreç göstermiştir ki konu pratikte ve ilkesel olarak pek çok sorun içermektedir. Bununla birlikte pratikte yaşanan hiçbir sorun da üst ölçekli, kökensel problemlerden bağımsız değildir '' denildi.
(Trabzon örneği)

GECEKONDU, TURİZM TESİSİ, AVM VE SANAYİ TESİSİ AYNI SEPETTE
İmar affı düzenlemesindeki bir başka önemli sorunun da başvuru kapsamının gecekondu, konut, turizm tesis alanı ve benzerine yönelik kısıtlı bir çerçeve ya da sınırlılık içermemesi olduğuna değinilen açıklamada, mevcut düzenlemede alışveriş merkezleri, tek katlı konutlar, büyük sanayi alanları ya da enerji üretim tesisleri fark etmeksizin affa dâhil olduğu vurgulanarak şöyle denildi:

‘TOPLUMSAL EŞİTSİZLİK KAMU ELİYLE DERİNLEŞTİRİLİYOR
“Buradaki hakkaniyet oldukça tartışmalıdır. Barınma amaçlı yapılmış tek katlı ya da benzeri yapılar ile büyük ölçekli projeleri ayıran şey yalnızca Yapı Kayıt Belgesi bedeli olmaktadır. Toplumsal eşitsizlik ve adalet yoksunluğu bu sayede mekânsal olarak yeniden üretilmekte, sosyo-mekânsal ayrışma kamu eliyle derinleştirilmektedir. Aynı şekilde imar affı başvurusunda beş değişken (arsa emlak vergi birim değeri, toplam yapı alanı, parsel büyüklüğü, kaç katlı olduğu/yapı sınıfı, konut-ticaret fonksiyonlarının varlığı) üzerinden hesap yapılmakta olup, görüldüğü üzere söz konusu yapının memleketin hangi bölgesinde, nasıl bir coğrafi koşulda olduğu, herhangi bir imar planına dâhil olup olmadığı gibi etmenler hesap dışıdır. Bilgi ve uzmanlık gerektirmeyen, kabaca bir ölçüme dayanan sistemi, söz konusu bedelin en çabuk, en kolay nasıl tahsis edileceği şekillendirmektedir.
Eklemek için tıklayın Eklemek için tıklayın
(Trabzon Sürmene)

‘KIYILAR, ANTİK KENTLER VE TARİHİ YARIMADA YAĞMALANACAK
Diğer yandan sınırlılık içermeme hali yapılaşmanın gerçekleştiği arazi türü için de geçerlidir. Meralar, kültür ve tabiat alanları, tarım alanları, sit alanları, kıyı alanları konusunda hiçbir istisna bulunmamakta olup, hazinenin özel ve genel mülklerinden oluşan kamu malları işgalcilerine teslim edilmektedir. Dolayısıyla Doğu Karadeniz yaylaları, Bursa-Mudanya`da yer alan Myrleia Antik Kenti, Kapadokya nın muhtelif yerleri, İstanbul Tarihi Yarımada nın bir kısmı gibi pek çok özel ve önemli alan talan edilmekte, yağmaya açılmakta, hukuk dışı yapılaşma teşvik edilmekte ve kentlerimiz giderek afet riskine karşı daha da kırılgan hale gelmektedir. ''

‘BU UYGULAMANIN YERYÜZÜNDE ÖRNEĞİ YOK
İmar affı ile elde edilen gelirlerin kentsel dönüşüm uygulamalarında kullanılacak olmasının konunun ironi içeren yanlarından biri olduğu görüşüne yer verilen açıklamada, “denetim görevinin ve yapı güvenliğinin vatandaşa devredildiği, beyanda bulunmayanın yapısının kaçak olmaya devam ettiği, beyanda bulunanın da neye göre bir işlem gerçekleştirdiğinin bilinemez olduğu ve arazi durumunun da depremsellik bakımından değerlendirilmediği bir ortamda ‘afet risklerine yönelik hazırlık yapıldığı ya da ‘şehirlerin imarının yeniden düzenleneceği ifadeleri gerçeği yansıtmamaktadır. Şehirleşmenin bu şekilde yönetildiği bir uygulama ve perspektifin yeryüzünde örneği bulunmamaktadır.
(Bursa)

40-50 MİLYAR OLMASI BEKLENEN GELİR 5 MİLYARDA KALDI
Ekonomik ve siyasi kriz ortamında iktidarın kapsamı neredeyse yerden göğe uzanan imar affına bir can simidi gibi sarılması boşuna değildir. 31 Ekim 2018 tarihine kadar olan süreçte 7 milyon 920 bin kişinin imar affına başvurduğu ve 5 milyar lira ödemenin gerçekleştiği ifade edilmektedir. Oysaki yaz aylarında yapılan açıklamalardan beklentinin 14-15 milyon vatandaş olduğu ve beklenen gelirin ise 40-50 milyar olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ‘bundan sonra kaçak yapan yandı şeklindeki açıklamalar da gerçeği yansıtmamaktadır. Bu kadar geniş kapsamlı ve kolay başvurunun yapılabildiği bir imar affı uygulamasında bile başvurunun yetersiz kalmasının bir nedeni de paranın nakit olarak tek seferde talep edilmesidir; çünkü bütçenin durumu ortadadır ve ne pahasına olursa olsun bütçeye kaynak lazımdır '' denildi.
(Trabzon Uzungöl)

ŞPO, İMAR AFFI DÜZENLEMESİNİN İPTALİ İÇİN DAVA AÇTI
İmar affı düzenlemesinin Anayasa nın ilgili birçok maddesine aykırı olduğu görüşüne yer verilen Şehir Plancıları Odası nın açıklamasında, düzenlemenin iptali istemiyle Danıştay tarafından konunun değerlendirilerek Anayasa Mahkemesi ne iletilmesi için dava açıldığı hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi: “İmar affı ekonomik boyutuyla olduğu kadar siyasi gücü de yeniden üretmenin bir aracı olarak kurgulanmıştır. Büyük sermayeye, büyük ölçekli projelere verilmiş bir imtiyaz olup, alt ve orta sınıflar için ise ‘rıza inşası işlevi görmektedir. Mekânsal yeniden bölüşüm ve rantın asimetrik dağıtımı ile iktidar, varlığını ve sürdürülebilirliğini güvence altına almaya çalışmaktadır. İmar affı ile ciddi bir sermaye hareketi gerçekleşmekte, toplumsal rantın söz konusu yeniden dağıtımı yeni bir mekânsal biçem oluşturmaktadır.

‘İMAR AFFI KENTLERE, YAŞAMA VE GELECEĞE İHANETTİR
Sonuç olarak, hangi ilin imar affına en çok başvuruda bulunduğunun takdir edildiği, toplam kaçak yapı stokunun ve beklenen gelirin adeta alkışlandığı bu trajik süreçten anlaşıldığı üzere mevcut iktidar kentlerin yağma edilmesinin, ortak kamu mallarının talan edilmesinin, planlama değil piyasa odaklı şehircilik politikası ve uygulamasının yine başat uygulayıcısı olacaktır. Bu bakımdan imar barışı ifadesiyle manipüle edilen imar affı düzenlemesi Anayasa`ya ve mevcut mevzuata, toplumsal meşruiyet alanına, doğal, tarihi ve kültürel değerlere, kentlere, yaşama, emeğe, geçmişe, bugüne ve geleceğe ihanettir. ''
(Trabzon Yomra)







          |                              

Yusuf YAVUZ
Gazeteci Yazar
16 Kasım 2018 Cuma
Mesaj Gönder 183



 Yorumlar

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRK KADINI

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
CEFALU, SİCİLYA

F.Sema KUTLU
Yazara Mesaj gönderin
FIJET GENEL KURULU MARAKEŞ İZLENİMLERİ

Kemal ŞENDİKİCİ
Yazara Mesaj gönderin
İZMİR İÇİN TARİHİ OLUŞUM:TARKEM

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
TOPLUM OLARAK HAYAL ETMEYİ UNUTTUK

Şebnem Başdere ORMAN
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMDE KÜLTÜRLERARASI İLETİŞİM

Dilara Bahtiyar SARI
Yazara Mesaj gönderin
'ANTALYA'NIN SAĞLIK TURİZMİ: POTANSİYELİ, ZORLUKLARI, HEDEFLERİ

Asil S. TUNÇER
Yazara Mesaj gönderin
BAKSI MÜZESİ

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .