AYASOFYA'DA SON SPAGAT

Ayasofya, yalnızca sıradan bir müze değildir, farklı dinlerin ortak mabedidir.

Ayasofya da gece turu sırasında bir kadın ziyaretçi tarafından yapılan ve de spontane geliştiğine inandığım estetik bale figürü SPAGAT, memleketteki kültür, sanat ve turizm dünyasını neredeyse ikiye böldü. Sert eleştirileri ve farklı yorumları sanal ve yazılı basında gördük ve okuduk.

İki değişik görüş var; bir kesim “burası bir müzedir, bu yapılan estetik bir sanatsal bir figürdür ve müzeye çok yakışmıştır, bu tür aktiviteler burada çoğaltılmalıdır. '' diyor.
Diğer kesim ise; “burası gerek camii, gerekse kilise olarak kutsal bir mekândır, asla ve asla bu tür spontane dans hareketini kaldıramaz, toplumsal infiale bile yola açabilir. Bu tür danslar ancak müze dışında yapılabilir ama içinde asla olmamalı '' . Şeklinde görüş belirtiyor.
Şimdi bu iki karşıt görüşten yola çıkararak, başlangıçta hangisi doğru diye sorgulamadan Ayasofya nın neden çok hassas bir müze olduğunu anlatmaya çalışalım. Sonra da kişisel görüşümüzü yazalım.

Ayasofya, Bizans ın 6. yüzyıl imparatorluk döneminde kilise olarak inşa edilmiş kutsal bir mabet. Mimari olarak dönemin imkânları ve teknolojisinin çok üstünde başarılmış bir devasa anıt. Daha önce iki farklı Ayasofya kilise yapılmış, fakat yangın ve isyanlar neticesinde ötekilerin yerine üçüncüsü aynı bölgeye yapılmıştır. 900 yıldan fazla Doğu Roma nın ve Ortodoksların başkilisesi ve soyluların kilisesi olarak görev yapmış ve taç giyme, vaftiz, Christmas, cenaze ve düğün gibi önemli günlerde imparatorlara ve onların yakınlarına hizmet vermiştir… Sadece 4. Haçlı seferleri döneminde bir süre Katolik kilise olarak görev yapan kilise, o dönemde zarar görmüş ve içindeki birçok altından yapılan sanat eseri ve dini ögeler tahrip edilmiştir ve kutsal kilise zenginliğini kısmen yitirmiştir.

1453 öncesi zayıflama döneminde Bizans a son darbeyi şehri asırlardır ele geçirmek isteyen Osmanlı birlikleri vuracaktır. II. Mehmet önderliğindeki Osmanlı askeri uzun süren kuşatma sonucu şehri 1453 ün 29 Mayıs günü ele geçirerek tarihi değiştirir. Doğu Roma fiilen yıkılır ve yerine Osmanlı İmparatorluğu Yeniçağ la birlikte geçer. Bu değişimin en büyük sembolü Ayasofya olacaktır. Mega kutsal bina artık fetih camisidir. Bu durum, büyük değişimin ve fetihin dinsel ve kültürel ayağını temsil eder. Şehir artık Müslümandır ve Ayasofya da bunu en büyük simgesi.

Fetih, Ayasofya nın Camiye çevrilmesiyle Müslümanlar açısından taçlanmıştır. İlk Cuma namazı ve ilk minaresini dikmek, Altarın yönünü mihrap olarak sekiz derece Mekke ye çevirmek ve Bizans tan kalan mozaik ve freskoların sıvayla kaplanması ve korunması diğer önemli hareketler. Fatih Sultan Mehmet her daim Ayasofya yı korudu ve Kapalıçarşı dan gelen kira geliri ile asırlarca bu güzel anıt bina korundu, sözün özü, gerek kilise gerekse camii olarak her ulusun gözbebeği oldu.

Ama Osmanlı İmparatorluğu da çöküşe geçince aynı topraklar üzerinde, cesaret üstü büyük çabalar sonucu Mustafa Kemal ve askerleri sayesinde mabet, emperyalistlerin elinden söküp alındı ve İstanbul beş sene süren İngiliz istilası sonucu yine Türklerin eline geçti. Cumhuriyet kuruldu, harika devrimler yapıldı. Tamamen yoktan var olan genç bir ülke Türkiye ortaya çıktı.

Yine tüm bu tarihsel gerçekliğin tam ortasında Ayasofya vardır. Atatürk elinde büyük bir güç olmasına rağmen yıllardır süren polemikleri durdurmak adına Bizans ve Osmanlı kültürünü, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti potasında buluşturmak ve barıştırmak adına büyük bir karara imza attı.

Ayasofya, artık bir müze olacaktı.
Kutsal mabet, tüm dinlerin ve kültürlerin mirasçısı Anadolu nun bir kutsal misafirhanesinde gerçek yerini bulmuştu… Justian ın kutsal kilisesi, Fatih in fetih camisi, artık Aralık 1934 de Resmi Gazete de yayınlanan kanun ile Atatürk ün onurlu Cumhuriyet müzesiydi. Anıt bina, 1935 yılının ilk aylarında tamamen müze kimliğine büründü ve bu durum eşi benzeri görülmemiş bir sosyal devrimdi.

Yakın çağda, başka bir güçlü lider, bu eşsiz ibadethaneyi farklı bir formatta koruma altına almıştır ve fazlasıyla gerekli saygıyı görmüştür. Mozaikler restore edildi ve birer birer sergilendi. Mabet, barış ve sevgi ile gezilen müze ortamına dönüştürüldü. Peki, kızanlar oldu mu? Çok oldu ama Cumhuriyet in çocukları tarafında saygı duyanlar daha fazlaydı.

1935 den beri aktif bir müze olan anıtsal mekânda dini içerikli resim, hathatlık ve fotoğraf sergileri dışında bir sanatsal aktivite yapılmadı. Her ne kadar müze statüsünde olsa da özünde bina kutsaldı. Dinsel aurası vardı ve hassaslık taşıyordu, her iki dinin tarafları açısından. Müzede yıllarca, bu nedenle Hagia Irene dekine benzer konser, tiyatro vs. sanatsal gösteriler yapılamadı.

Sadece tarihsel ve kültürel anlamda kutsal bir birliktelik içinde yaşadık ve bildik Ayasofya yı.
Geçtiğimiz günlerde, bu büyü birden bozuldu,
Sanki bir bıçak gibi saplanan bir gerçeklikle sarsıldı bu aura. Hatırlatayım, olay şöyle gelişti:

Turizm acentalarının isteği üzerine düzenlenen Ayasofya da yapılan bir gece turunda misafirlerden bir genç kız spontane gerçekleştiğine inandığımız bir bale hareketi gerçekleştirdi. Ve bu durum o an fotoğraflandı ve sosyal medyaya yansıdı. Tüm Türkiye öğrendi, birden ortalık karıştı.

Şimdi kim haklı, kim haksız çatışmasına girmeden kişisel görüşümü yazmak istiyorum.
Dünyanın her yerinde örneğin, Londra Trafalgar Meydanı, Paris Louvre Meydanı, Roma Aşıklar Çeşmesi, New York Thames Square vs. gibi yerlerde gezinin coşkusuyla aşka gelen gezginlerin dans ettiğini çok iyi biliriz. Kültür ve sanat aşığı insanların tarihsel mekânlarda kendini ifade ve mutlu etme biçimidir, yurtdışı gezilerimde çok rastladım; müziğe veya sokak çalgıcısı ile eşlik etmek gayet insani mutluluk tablolarıdır.

Peki, bu dans Ayasofya da yapılınca ne değişiyor.?
Ayasofya, konumu gereği Türkiye nin en hassas müzesidir. Hassas konumsa laikliktir. Müzenin ana kapısında inanılmaz bir güvenlik kontrolü vardır, içeride temizlikçiden çok güvenlik görevlisi gezinir, mozaiklere flaş patlatanlara fena fırça atarlar, gergindirler sağda solda Hristiyan veya Müslüman dini hareket yapanlara göz yumdurmazlar, aşka gelip de protesto gösterisi yapmak isteyen aşırı dincilere karşı her an tetiktedirler. Yıllardır bu durumu yaşar ve gözlerim.. Realite budur.

Burası Ayasofya dır, dünyanın gözünü diktiği yer. Bir kaşık suda fırtına kopartılmak istenilen yer.
Daha da ileri gideyim. Her yüzyılda, din veya medeniyetler savaşları durumunda üstün gelen ulusun yine zaferini taçlandırmak istediği yer olacaktır, zamana karşın bina ayakta kalırsa.
Ayasofya nın içinde yaşayan kedi Gli ye hiç kimse yıllardır burada niye yaşıyor dememiştir, rahatsız olan yoktur, şimdiye kadar cami de veya müzede bir kedinin niye işi var diye duymadım.

Ama bir genç kızın yaptığı Aspagat niye bu kadar tepki topladı.? Hareketin bir kadın tarafından yapılması mı? Bacaklarını tamamen açması sonucu hastalıklı beyinler için bir cinsel görünüm oluşturması mı? Yoksa bize namaz kıldırmıyorlar ama kendileri içeride dans ediyorlar iddiası mı?
Bu bale figürüne Hristiyanlardan veya sol kesimden tepki gelmemesi sadece sağ ve muhafazakâr kesimden tepki gelmesi durumu, pusuda bekleyenlerin Ayasofya üzerinde hak iddia etmesinden kaynaklanmaktadır.

Cumhuriyet sonrası müze olan bir ulu mekân onlar için hala bir camii dir ve Trabzon Ayasofya sı gibi burası aslen olarak camii olmalı, vakit namazları dışında aynı Sultan Ahmet camisinde olduğu gibi turiste ziyaret için de açık olmalıdır. Yani bu tepkilerin arkasında bu tema yatar.

Tüm bunlardan dolayı, sanata ve kültür âşık olan ve Ayasofya yı, rehber kimliğimle kendi çocuğu kadar seven bendeniz tüm kalbimle buranın asırlarca müze olarak korunması taraftarıyım.
Türkiye toprakları içerisinde yüzde 99 u Müslüman olan laik bir ülkede bu mabet in müze olarak korunmasının tek yolu buradaki hassasiyetlere dikkat etmekten geçer.

Masum bir dans diğer kişileri hırslandırabilir ve dikkat etmek gerekir. Burayı gezen kişinin de ne kadar hassas bir yerde olduğunu bilmesi ona göre davranması gerekir.

Kısacası, Ayasofya, yalnızca sıradan bir müze değildir, farklı dinlerin ortak mabedidir. Kimsenin Ayasofya nın huzuruna ve bilgeliğine gölge düşürmeye hakkı yoktur. Kutsallık bir kiliseye veya camiye ait değildir, amaçlara, çabalara ve orası için mücadele edenlere karşı saygılı olmak da bir kutsaldır.

Üçüncü Ayasofya nın açılısında yani 27 Aralık 532 de İmparator I. Justian eserinin güzelliğine kapılarak büyük bir kibirle; “Hey.. !Süleyman, sonunda seni geçtim '' diye bağırarak Kral Süleyman a olan üstünlüğünü haykırmıştır.

Ayasofya muhteşem kubbesinin altında Fatih Sultan Mehmet aynı duygularla Cuma namazı kılmıştır, fetih şerefine ve sonunda Anadolu nun ikinci Truva savaşı olan Kurtuluş Savaşını halkıyla birlikte kazanan Mustafa Kemal Paşamız da son noktayı koymuştur.

Müze olarak korunmalıdır; saygı ile sevgi ile ve dikkat ile…
Dileyen herkes istediği dünya şehirleri müzelerinde veya meydanlarında bale yapsın, modern dans etsin veya konserler düzenlesin ama Ayasofya nın içinde değil dışında…

Kutsal bilgeliğe hep birlikte saygı... Lütfen

Görsel kaynak: www.ayasofyamuzesi.gov.tr
          |                              

Kemal ŞENDİKİCİ
Profesyonel Turist Rehberi- Turizm Yazarı/ Seyahat Fotoğrafçısı
20 Ocak 2019 Pazar
Mesaj Gönder 918



 Yorumlar

A.Nejat Şardağı
Yazara Mesaj gönderin
GODOT'YU BEKLERKEN

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
YENİ HAVALİMANI “TAKSİCİ HAVALİMANI“

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
ANADOLU'NUN YİTİK KENTLERİ: ESKİ VAN

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
KENDİNİ AŞMAK Yorum VAR !

Elif ÇALIŞKAN
Yazara Mesaj gönderin
HAYVANLARLA KONUŞABİLSEK NE GÜZEL OLUR

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
FIJET AKADEMİ'DE HEM EĞİTİM, HEM KKTC TANITIMI

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
TEOS Yorum VAR !

Şebnem Başdere ORMAN
Yazara Mesaj gönderin
IBO KONSTANZ GÖLÜ FUARI VE KAPANIŞI Yorum VAR !

Dilek H. Sipahi Aybar
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMDE ÇALIŞMAK

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti




. . .