TURİZMDE TAM ERİŞİLEBİLİRLİK III

Ortopedik engellilik üzerine

Değerli Okurlar,
Ulusal Engelliler veri tabanına göre ülkemizde ortopedik engelli sayısı 390.528 dir. Söz konusu engel türüne ilişkin çok fazla uygulama olduğu düşünülebilir. Genel olarak erişilebilir uygulamalar engelli rampasından merdivenlerdeki trabzanlara kadar değişkenlik gösterir. Bu uygulamalar tek başına olumlu bir farklılığın olduğunu göstermez. Konusu geldiğinde her zaman belirttiğim gibi bu uygulamaların doğru ölçülerde yapılması son derece önemlidir. Örneğin, rampa eğiminde % 5 rahatlıkla kullanılırken, %8 lik bir eğim oranındaki rampa ancak yardımla kullanılabilir (bk. Herkes için Erişilebilir ve Kullanılabilir Yapılar ve Çevre için Ek Teknik Şartname, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi,).

Aslında %8 lik eğim oranı yardım gerektirdiği için zorunlu olmadıkça tercih edilmemelidir; çünkü tam erişilebilirliğin sağlanabilmesi için kişilerin tam anlamıyla bağımsız hareket edebilmeleri gereklidir: Rampayı tek başına çıkıp – inmeleri, kapı eşiklerinden rahatlıkla geçebilmeleri gibi. Bu arada kapı eşiği konusuna değinmişken, özellikle işletmelerin girişlerindeki eşik yükseklikleri dikkatinizi çekiyor mu? Her ne kadar girişlerin hemzemin olması yaygınlaşsa da yine eşik yükseklikleri maalesef göze çarpıyor.

Çevresel etmenler tam erişilebilir olamayınca, sadece engelli bireyler değil aileleri ve yakınları da onların seyahat etmeleri konusunda tedirginlik yaşıyor. Bu durum öteki ülkelerde de benzer bir hal alıyor. Anlaşılan erişilebilirliğin dili her ülkede aynı… Çin de yapılan bir araştırmada (detaylı bilgi için bk. Yau, M. K. S., McKercher, B., & Packer, T. L. (2004). Traveling with a disability: More than an access issue. Annals of Tourism Research, 31, 4, s.s. 946-960.) engelli bireyler, ailelerinin tedirginliği gibi çevresel etmenler nedeniyle seyahate çıkamadıklarını belirtmişlerdir.

2014 yılında yaptığım bir araştırmada ise ülkemizde tekerlekli sandalye, baston ve koltuk değnekleri vb. araçları kullanan engelli bireyler özellikle; a) rampa eğiminin kullanılamayacak oranda olmasının, b) kaygan zeminlerin, c) hemzemin girişlerin azlığının, d)döner kapıların kendileri için sorun teşkil ettiğini belirtmişlerdir. Özellikle işletmelerin girişlerinde bulunan bankoların bir bölümünün ihtiyaç duyan herkes için alçak olması, acil durum düğmelerinin ve priz gibi düzenlemelerinin erişilebilir yükseklikte olması, girişlerin genişliklerinin uygun olması ve tekerlekli sandalye ile girişe izin vermesi, otel işletmelerinde yatak yüksekliklerinin, banyo ölçülerinin ve koridor genişliğinin uygun ölçülerde olması talepler arasındadır. Özellikle tekerlekli sandalye kullanan bireylere manevra yapabilecekleri genişlikte (180 derece dönüş düşünüldüğünde 1,5 m x 2 m manevra alanının (bk. Engelliler için Evrensel Standartlar Klavuzu, s. 74) sağlanması ve halıların tekerlekli sandalyenin veya kullanılan destek aracının hareketini engellemeyecek düzeyde olması önemlidir.

Yukarıda sıraladığım maddeler uygulanması zor, maliyetli ve karmaşık görülebilir. Ancak gelişimin aşamalı bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Beş yıllık stratejik planında erişilebilirliği hedefleyen ve beş yıl içindeki her bir dönem için erişilebilir faaliyetlerden birkaçını dahi uygulamak için kaynak ayıran bir işletme beş yılın sonunda erişilebilirlik düzeyi yüksek bir işletme olacaktır. Ve bunu planlı bir biçimde adım adım yaptığı için karmaşık ve maliyetli görünen süreci başarıyla tamamlamış olacaktır. Peki bu durumda işletmenin faydası ne olacaktır? Bu sorunun cevabını size geçmiş yıllardan bir anımla yanıtlamak isterim:

Üniversite birinci sınıftayken işletme ile ilgili bir dersimizde Hocamız, işletmelerin iki önemli amacının olduğunu bunlardan birisinin “kar elde etmek '' ötekinin ise “topluma karşı olan sorumluluğunu yerine getirmek (!) '' olduğunu söylemişti. İşte tam da bu noktada işletmemiz topluma karşı olan sorumluluğunu yerine getirdiği için, öncelikle kendinden sonraki işletmelere örnek olacaktır, ikinci olarak hedef kitlesini genişletmiş ve tercih edilebilirliğini artırmış olacaktır, üçüncü olarak ise sürdürülebilir gelişimi desteklediği için iyi bir halkla ilişkiler faaliyeti de yapmış olacaktır. Önemle üzerinde durulmalıdır ki, bir işletmenin başarılı olması topluma yakından dokunmasıyla ilgilidir. Bence, bir kuruluş için topluma yakından dokunmak ancak “hedef kitledeki herkese hitap etmek, onların tüketim süreci içinde mutlu olmalarını sağlamak, bu yolda her zaman gelişme ve ilerleme enerjisine sahip olmakla '' mümkün olabilir.


          |                              

Merve Baş  BULUT
Akademisyen Yazar
11 Mart 2019 Pazartesi
Mesaj Gönder 518



 Yorumlar

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
BU BİR TAKIM OYUNUDUR...

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
TEOS

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
TÜRKİYE'NİN DAYANAĞI OLAN TARIM İŞTE BÖYLE ÇÖKERTİLİYOR!

A.Nejat Şardağı
Yazara Mesaj gönderin
TURİZM VE İNOVASYON

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
BARACUDA TOUR'DAN SONRA TUR ANDIAMO'DA KAPATILACAK MI?

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
GEÇTİ BU DEMDE CİHANDAN PİR-İ MİMARAN SİNAN Yorum VAR !

Şebnem Başdere ORMAN
Yazara Mesaj gönderin
IBO KONSTANZ GÖLÜ FUARI VE KAPANIŞI Yorum VAR !

Dilek H. Sipahi Aybar
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMDE ÇALIŞMAK

Fatih KUTLU
Yazara Mesaj gönderin
ALAÇATI OT FESTİVALİ KAPIDA

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti




. . .