GÖNÜL GÖZÜYLE İTALYA

Bazı ülkeler vardır. Yüzölçümü açısından göreceli olarak küçük olmalarına karşın, yeryüzündeki coğrafi yerleşimleri açısından bana oldukça ilginç ve farklı gelmişlerdir.



Bu ülkeler genel anlamda kısa kenarı oldukça kısa ve uzun kenarı oldukça uzun olup dikdörtgene yakın bir şekle sahiptirler ve coğrafi yerleşim olarak ekvatora ya da bir başka deyişle enlemlere dik pozisyonda yer almışlardır. Bu konumdaki ülkeler içinde bana ilginç gelmeleri yanında beğeni odağımda olanları İtalya ve Meksika’dır. Söz konusu ülkelerin coğrafi yerleşimleri tüm iklimlerin aynı zaman dilimi içinde yaşanmasına olanak sağlamaları yanında; istenildiği her an bu ülkelere ve/veya ülkelerin bazı bölgelerine ziyareti de mümkün kılmaktadır.

Mesela İtalya’yı ele alalım. Yaz aylarında güney İtalya diyebileceğimiz Sicilya’da hava sıcaklığı 32 – 38 derecelerdeyken, Kuzey İtalya diyebileceğimiz Milano veya Torino civarında 25 – 28 dereceler civarındadır. Kış aylarındaysa güneydeki hava sıcaklığı 23 – 24 derecelerde seyrederken kuzeyde ise 2 - 8 derece mertebesinde olabilmektedir. Elbette coğrafi yerleşime paralel olarak dağlar, vadiler, ovalar vs gibi coğrafik oluşumlar da farklı iklimlerin aynı anda yaşanmasına katkı vermektedir. Avrupa’da olması nedeniyle ulaşımının çok kolay ve kısa sürede gerçekleşebilmesi benim İtalya’yı favori gezi hedefi olarak seçmemdeki en büyük nedendir.

İtalya devleti ülkesini idari açıdan 20 bölgeye ayırmış olmasına karşın, bizler gibi ülkeye gezmek için gidenler açısından bu denli ayrıştırmaya gerek olmadığı kanısındayım. Çünkü İtalya demek doğal güzellik demektir. İtalya demek tarih demektir. İtalya demek deniz demektir. İtalya demek güzel yemek demektir. Bence en önemlisi de İtalya demek bol, çeşitli ve güzel şarap demektir. Bu seferki İtalya gezimizi ailece yani eşim ve oğlumla birlikte gerçekleştirdik. İtalya’daki gezimiz ülkenin idari yapısına uygun olarak tanımlamak gerekirse birbirine komşu üç bölgenin (Toskana, Lazio ve Campania) bazı özel köşelerini kapsamaktaydı. Daha önce iki kez gitmiş olmama karşın her gidişimde ayrı bir tat aldığım İtalya’nın bu tarihi ve şirin bölgesinde gene birbirinden güzel günler geçirdiğimi ve hatta önümüzdeki senelerde bir veya daha fazla kez gidebileceğimi belirtmenin bile bana büyük bir zevk verdiğini itiraf etmeliyim.

İtalya üzüm ve paralelinde şarap imalatı ve çeşitliliği açısından hem çok güzel hem de çok şanslı bir ülke. Ülkemizde olduğu gibi bağcılık ve buna paralel olarak gelişmiş şarapçılık yanında zeytincilik ve buna paralel olarak gelişmiş zeytinyağı üretimi en önde gelen tarımsal faaliyetlerden sayılabilir. Ülkenin hemen her yerinde üzüm bağları olmasına karşın, bazı bölgeler ve bu bölgeler kapsamında irdelenebilecek alt bölgeler biraz daha öne çıkmış durumda. Piedmont bölgesinde Monferrato, Langhe, Roero, Barolo ve Barbaresco gibi kayda değer alt bölgeler zikredilebilir. Veneto bölgesinde Bardolino, Verona, Soave ve Mazzorbo Adası (İtalyanların köpüklü şarabı olarak bilinen prossecco’nun anavatanı sayılabilir) gibi kayda değer alt bölgeleri sayabiliriz.

Toskana bölgesindeki Chianti, Montepulciano, Montalcino ve Pienza gibi kayda değer alt bölgelerin de adını anmadan geçmek olmaz. Sicilya adasında Marsala, Monreale, Etna ve Avola gibi kayda değer alt bölgeler olduğu da aklımızın bir köşesinde yer almalıdır. Burada sadece bir kısmı belirtilen bölge ve/veya alt bölgeler sizlere İtalya’ya gittiğinizde küçük birer ipucu verebilecek bir başka deyişle göz ve kulak aşinalığı sağlayacak isimler olarak değerlendirilmelidir. Yoksa İtalya, üzüm bağları ve şarap dendiğinde en azından birkaç ciltlik kitap yazmak gerektiğini en iyi bilenlerden olduğumu söylemeden geçemeyeceğim.
Roma, Napoli, Sorrento, Positano, Amalfi, Floransa, Toskana, Montepulciano, Montalcino, Pienza gezdiğimiz belli başlı yerleşim noktalarıydı.

Napoli pizzanın anavatanı olarak kabul edilir. Aslında bir hamur işi olan bu yemek türünün tarihi oldukça eskilere dayanmakla birlikte, pizzaya benzer türde ilk üretilen yemeğin MÖ 200 yılları civarında yapıldığı söylenmekte. Yapılan yemeğin gerçek anlamda pizza adına kavuşması ve ünlenmesi ile ilgili en yaygın olarak söylenen şey 1899 yılında Napoli’ de Kraliçe Margherita’ nın canının bu tür bir yiyecek çekmesi üzerine o dönemde Napoli’ nin en meşhur aşçısına (şefine) ısmarlanır. Kraliçe Margherita şefin yaptığı üç alternatiften birini çok beğenir. Bu alternatif daha sonra Margarita adını alır ve günümüzde pizza olarak adlandırılan muhteşem lezzetin temelini teşkil eder. Çünkü bugün pizza dediğimizde olayın içinde olmazsa olmaz malzemelerin hamur, domates ve peynir olduğunu hemen herkes kabul eder. Pizza bu temel malzemelere ilave olarak konulan malzemeler sayesinde çeşitli isimler alır.

İtalya’da pek fazla rastlanmamakla birlikte ülkemizde birçok restoranda üretilen pizzaların kenarları aynen lahmacunda olduğu gibi dümdüz yapılır ki İtalyan pizzacılar bu durumu kesinlikle kabullenmezler. İtalyan pizzalarında pizzanın kenarındaki hamurun mutlaka sınırlayıcı bir çerçeve oluşturur gibi kabarık ve kalın olması en belirleyici özelliklerden biri olarak kabul edilir.
Diğer bir nokta da pizza hamurunun ne yumuşak ne de çok gevrek olması istenmez. Ancak buna karşın pizza hamuru olabildiğince ince olmalıdır. Yani bizdeki birçok pizza restoranında olduğu gibi müşteriye “kalın hamur mu ince hamur mu?” diye sorulmaz. Pizzanın çapının 30 cm den az 35 cm den fazla olmaması şeklinde yerleşmiş bir kanı olmasına karşın 30 cm veya 32 cm en çok uygulanandır. Hamur, domates ve peynir haricinde kullanılan ve pizzanın katkı malzemesi olarak tanımlanan malzemelerin de totalde ne az ne de fazla olması istenmez. Tercih edilen katkı malzemesi miktarıysa pizzanın kenarında bulunan kabarık hamuru da malzemeyle birlikte lezzetli bir şekilde tüketebilecek kadar olmasıdır.

Gezimizin Napoli, Sorrento, Positano ve Amalfi kısmını Napoli’de konaklayarak tamamladık. Bu seferkiyle birlikte üçüncü kez konaklayarak gezdiğimiz Napoli’de hiçbir konu açısından şüpheye düşmeden bu kez kaldığımız Grand Hotel Oriente’ i özellikle tavsiye ederim. Napoli’de gezilmesi gereken caddelerden ön planda tuttuklarım Via Toledo, Corso Umberto, Via Tribunali ve Chiaia dır. Görülmesi gereken noktalar olarak Piazza del Plebiscito, Castel dell’Ovo, Museo Madre, Galleria Umberto, Museo Nazionale di Capodimonte, Duomo, Naples National Archeological Museum ve Teatro Di San Carlo’ yu sayabilirim.

Yerleşim noktalarında değil de yol üstü durakları olarak değerlendirilebilecek güzel bir yerde yemek isterseniz Positano ile Amalfi arasında bulunan Praiano yakınındaki Ristorante Costa Diva’ yı hararetle tavsiye ederim. Burada yediğimiz yemek benim için çok güzel ve anlamlıydı. Üzerlerinde dalların zar zor taşıdığı miktarda limonun bulunduğu ağaçların altında yediğimiz yemek en az ortam ve manzarayla paralel nitelikteydi. Hele yemek sırasında dalında duramayıp koparak masamıza ve kucağımıza düşen limonların bize hediye edilmesi müthiş bir jestti. Her biri ayrı ayrı popüler olmalarına karşın Sorrento, Positano ve Amalfi üçlüsünden Sorrento’yu tek geçerim. Hatta bölgede Napoli’de değil de daha küçük daha şirin bir noktada konaklamak isterseniz Sorrento biçilmiş kaftan. Sorrento’da bir otel tavsiyesi isterseniz bir seyahatimizde konakladığımız Hotel Imperial Tramontano derim.

Bu noktada bir şeyi daha belirtmek isterim. Ben hiçbir yazımda gitmediğim bir otel ve/veya yemek yemediğim bir restoran ile ilgili hiçbir yorum yapmadığım gibi tavsiye de etmedim. Herkesin konularla ilgili değerlendirmesi ve damak zevki farklı olduğu bir gerçektir. Tavsiyelerimle ilgili amacım gerçekten çok beğendiğim yerlerin isimlerinin kulağınızda bulunmasıdır. Özetle gitmediğim halde herhangi bir yeri ne yerdim ne de övdüm. Roma ve kuzeyiyle ilgili değerlendirme yorumlarımı bir sonraki yazıma saklarken hepinize güzel ve sağlıklı günler dilerim.



          |                              

Fatih  KUTLU
Gezi Yazarı
04 Ağustos 2019 Pazar
Mesaj Gönder 325



 Yorumlar

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
TARIM POLİTİKASI YERLİ VE MİLLİ ÜRETİCİYİ NEDEN KORUYAMIYOR

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
NEJAT ŞARDAĞI'NDAN İKİ ÖNEMLİ ULUSLARARASI KATILIM ÇAĞRISI!

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
S.O.S: SLOWER. OLDER. SMARTER.

Kemal ŞENDİKİCİ
Yazara Mesaj gönderin
MENÇUNA

A.Nejat Şardağı
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMİN GELECEĞİ... GELECEĞİN TURİZMİ

Merve Baş BULUT
Yazara Mesaj gönderin
ENGELSİZ ÇOCUKLUK…

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
CHENONCEAU ŞATOSU, LOIRE VADİSİ, FRANSA

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
SAKLI CENNET ARTVİN

Elif ÇALIŞKAN
Yazara Mesaj gönderin
HAYVANLARLA KONUŞABİLSEK NE GÜZEL OLUR

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti




. . .