GÖRDÜK; GEZDİK; İNCELEDİK; YAZDIK

İZMİR’de tamı tamına 6.647 hektar orman yandı.500-600 değil. Kaç futbol sahası büyüklüğünde olduğunu hesaplamak ev ödeviniz..

İZMİR ORMAN YANGINI
YANGINA İLİŞKİN VERİLER

İzmir Orman Yangınının 18.08.2019 Günü Saat 12:42 de İzmir Karabağlar İlçesi Tırazlı Köyü yakınlarında başladığı ve yangına saat 12:50 sıralarında, çıkışından 8 dakika sonra, ilk müdahalenin yapılmış olduğu yetkililer tarafından ifade edilmiştir. İzmir Orman Yangını başlangıç aşamasında sıcaklığın 350C, nispi nemin % 29, rüzgar hızının 60-80 km/saat, rüzgar yönünün genelde Kuzey (Ağırlıklı olarak Kuzeydoğu) olduğu yine yetkililer tarafından belirtilmiştir.

İzmir Orman Yangını, İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı Menderes Orman İşletme Müdürlüğünün Güzelbahçe, Seferihisar ve Yeniköy Orman İşletme Şefliklerinde etkili olmuştur. Aynı gün İzmir Orman Bölge Müdürlüğünde farklı saat ve mevkilerde çıkan beş orman yangınına müdahale edilmiştir. Urla Demircili yangının (çıkış saati 13:40) İzmir Orman Yangınına müdahaleyi olumsuz yönde etkilediği de dile getirilmiştir.

Tarih Saat İşletme Müdürlüğü Mevkii
18/08 11:14 İzmir Belkahve
18/08 12:42 Menderes Karabağlar
18/08 13:40 Menderes Urla Demircili
18/08 16:40 Demirci Durhasan
18/08 17:10 Menderes Menderes

Kayıtlara göre 53 saat süren ve 20/08 günü saat 1742 sıralarında kontrol edildiği açıklanan İzmir Orman Yangını Menderes ilçesi Çatalca, Yeniköy Mahallesi; Seferihisar ilçesi Kuyucak, Eski Orhanlı, Yeni Orhanlı ve Beyler mahallelerini etkilemiştir. İzmir Orman Yangınına 237 Arazöz, 29 İlk Müdahale aracı, 25 İş makinesi(Dozer), 20 Helikopter ile Belediyeler ile diğer kurumlara ait 95 çeşitli araç ile 72 teknik eleman, 1200 Orman Genel Müdürlüğü personeli ve 20 Jandarma aktif olarak katılmıştır. Bu durumda araç başına 3,3 kişi ve arazöz başına 5 kişi düşmektedir. Araç ve personelin günlere, günün saatlerine göre dağılımı hakkında bir bilgiye ulaşılamamıştır.

İzmir Orman Yangının soğutma işlemlerinin halen devam ettiği ve bu nedenle düzenlenmesi gereken istatistiki ve hasara konu bilgilerin yer aldığı “Yangın Bilgi Formu” ve “Yangın Sicil Fişi”nin, bu raporun imzalandığı tarih ve saat itibariyle, henüz (aradan 20 günü aşkın süre geçmiş olmasına karşın) tamamlanamamış olduğu yetkililerce belirtilmiştir. İzmir Orman Yangını sırasında yangına müdahale edenlerde herhangi bir can kaybı ya da yaralanma olayı yaşanmamış, araçlardan hasar gören olmamıştır. Yangının piknik ateşinden çıktığı iddialarına karşın gerçek çıkış nedeni henüz belirlenememiştir. Bu konuya yönelik çalışmaların devam ettiği belirtilmektedir.

Gerçekleştirilen ön tespitlere göre yangından Menderes Orman İşletme Müdürlüğü sınırları içinde kalan 6647 hektar ormanlık alan etkilenmiştir. Yanan alanların İşletme Şefliklerine göre dağılımı aşağıdaki gibidir.

Orman İşletme Müdürlüğü Orman İşletme Şefliği Yangından Etkilenen Alan (Ha)
Menderes Güzelbahçe 307,0
Menderes Seferihisar 1548,0
Menderes Yeniköy 4792,0
TOPLAM 6647,0

Yanan alanın genel görünümü

İzmir Orman Yangını alanının genellikle yüksek meyilli, GD-KB uzanımlı derin vadilerle kırıklı ve bir topografyaya sahiptir. Yanan alanın uzun ekseni (13 km) KD-GB yönünde uzanmaktadır. Kısa ekseni (8 km) ise GD-KB yönündedir. Yanan alanın rakımı 250-900 m arasında değişmektedir.
Aşağıdaki uydu görüntülerinde mavi oklar yangının çıktığı andaki ilgili kurum tarafından bildirilen rüzgar yönlerini göstermektedir. İlgili kurum yangın süresince rüzgar yönünün değişkenlik gösterdiğini de beyan etmiştir.

İzmir Orman Yangını uydu görüntüleri

NASA’nın EODIS (Earth Observing System Data and Information System) uyduları tarafından 19/08/2019 tarihinde alınan görüntülerde, rüzgar yönünün KD olduğu açıkça görülmektedir. Aşağıdaki uzay görüntüleri de NASA EODİS uyduları tarafından alınmış ve yorumlanmıştır. Üst sıra da yanma şiddeti yorumları, sol alt köşede alanın yanmadan ve sağ alt köşede de yandıktan sonraki durumu görülmektedir.

İzmir Orman Bölge müdürlüğü tarafından hazırlanan haritada görüldüğü gibi yanan alanın neredeyse tamamı gençleştirme alanlarından oluşmaktadır. Bu alanların çoğunun genç ve yanma riski yüksek çağda (12-35 yaş) olduklarına da dikkat çekmek gerekir.

İNCELEME, TARTIŞMA VE ÖNERİLER
• Bu rapor, hiçbir şekilde, her 4 saatinde Hiroşima kenti üzerine bırakılan 13 kilotonluk atom bombasına eşdeğerde enerji açığa çıkaran orman yangınlarıyla cansiperane mücadele eden yangın personeli ve meslektaşlarımızın emeklerini küçümsemez, hor görmez. Orman yangınlarıyla mücadele ciddi, saygı değer ve bir o kadar da güç bir iştir. Güç işlerle uğraşmak bilgili, deneyimli, ve özgüvenli olmayı gerekli kılar. Amacımız, verilen bu cansiperane çabaların bilgi, deneyim ve özgüvene dayandırılmasına yönelik çalışmalara, yaklaşımlara hız kazandırabilmektir. Raporu hazırlayanlar da bu alanın elemanlarıdır ve yapılan, en ağırı da dahil, her eleştirinin öznesidirler.
• Yanan alanın en iyi gözlenebileceği Teke Tepe (rakım 1000 m) Yangın Kulesinden bakıldığında yanan alanın yaklaşık %60-65’inin düşük enerjili (çam ibrelerinin tüketilmeden sadece kavrulduğu) bir yangına maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durum yukarıdaki uydu görüntüsü yorumunda da görülmektedir. Şiddetli yanan alanlar (%35-40) genellikle KD bakılı, yani yangına neden olan rüzgar yönüne (hakim rüzgar yönünden çok farklı bir kavram) açık olan bakılarda yoğunlaşmıştır. Bu bölge için bu beklenen bir durumdur. Ege Bölgesinde orman yangınları tavrını (davranışını) belirleyen başat etken genellikle topoğrafyadır. Yangına neden olan kurutucu rüzgarlar topoğrafya tarafından yönlendirilirler. Ege Bölgesinde bunu belirleyen dağ silsilelerinin denize dik konumu ve aralarında, verimli denize açık, nüfus yoğunluğu ve orman/tarım alanı arakesiti yüksek D-B konumlu ovaların bulunmasıdır. Bu nedenle bu bölgede yangına neden olan rüzgar yönü genellikle D (GD, KD) yönlüdür. Alanda bu temel özelliği kontrol edebilecek önlemelere (yangın emniyet yolu, rüzgar perdeleri vb.) rastlanamamıştır.
• Yanan alanlarının büyük bölümünün düşük enerjili oluşunun nedenlerinden biri alanın verim kapasitesi (bonitet) ve diri örtü yoğunluğunun düşük olmasıyla ilişkili olabilir. Bir başka neden de yanan alanın genel bakısının yangına neden olan rüzgar yönüne dik konumda olması olabilir. Bilindiği gibi yamaç meylinin %10 artması yangın yayılma hızının 2 kat (dolayısıyla yangın şiddetinin) artmasına neden olmaktadır. Ters yamaçlarda ise bu kural tersine çalışır. Bu tür karmaşık topoğrafik yapılarda yangın tavrını öngörebilmek oldukça zordur.
• İlgililerle yapılan görüşmelerde yangının önce yüksek bir alanda çıktığı ve yamaç aşağı doğru (KB) yönünde ilerlediği anlaşılmıştır. Bu durumda yangınla mücadelede çok önemli olan zaman söndürme ekiplerinin lehine çalışmış olmalıdır. Yangının yamaç aşağı yayılma hızı normalden ( düz alan, 0 meyil) çok daha yavaş olmak durumundadır. Anlaşıldığı kadarıyla yangına ilk müdahalede, alanın ve yangın koşullarının iyi değerlendirilememesinden kaynaklandığını düşündüğümüz, önemli kararsızlıklar ya da acelecilikler yaşanmış, yangın etkin biçimde kontrol altına alınamamıştır.
• Kayıtlarda yangına 8 dakika içinde müdahale edildiği belirtilmektedir. Arazi koşulları bunun mümkün olamayacağını göstermektedir. İlgili kurum, çıkan yangınlardan olumlu dersler çıkarmak, aynı hataları tekrarlamamak istiyorsa, stratejisini somut gerçekler üzerine oturtmalıdır. Çıkışından 8 dakika sonra, işinin ehli orman yangın personeli tarafından müdahale edilen bir yangının bu boyutlara ulaşması olası değildir. Bu durumda ilk müdahalenin derinlemesine sorgulanması gerekir. Bu hızla ulaşılan ve piknik ateşinden çıktığı iddialarının da dile getirildiği bir yangında, yangın ekiplerin alandan kaçmaya çalışan suçlularla karşılaşmaları da büyük olasılıktır.
• Belirtilen sıcaklık derecesi, nispi nem oranı, rüzgar hızı, arazi yapısı ve yanıcı durumu dikkate alındığında başlangıç anında (İlk 15-20 dakika) yaygının yayılma hızının en azından 2 km/saat olduğu daha sonra bu hızın 4 km/saati bulmuş olması ön görülebilir. Sıklıkla uygulanan ve test edilmiş bir kaba tahmin yöntemine göre, yangın kuşağı çam ormanlarında yangınların yayılma hızı rüzgar hızının %10 olarak öngörülür. Eğer yetkililerce belirtilen 60-80 km/saat (aralık çok yüksek) rüzgar hızı gerçek ise, İzmir Orman Yangınının ortalama yayılma hızı 6-8 km/saat olmalıdır ki bu çok yüksek bir hızdır. Bu durumda yangının 53 saat sürmüş olması tartışılır hale gelir.
• Uzun senelerden (1994 Gelibolu Yarımadası yangını) beri rapor ediliyor olmasına karşın, yangınla mücadelenin her aşamasında yangına ilişkin gerçek ve yerel kayıtların (sıcaklık, rüzgar hızı, nispi nem, yangın tavrı, müdahale ve sonucu, vb.) tutulmamış olması yangınla mücadele çalışmalarının önündeki en büyük engeldir. Yerel koşullarda yapılacak gerçek ölçüm ve gözlemler çok önemlidir. Meteoroloji istasyonundan alınan değerleri bile %60-80 gibi çok kaba ve uyumsuz rakamlarla ifade etmek işin ciddiye alınmadığının çok net göstergesidir. Yangınla mücadele çalışmalarında kurum, verileri inanılır bir bilimsellik ve netlikte vermenin yollarını bulmalıdır. Bugün şu ağacı dikmeyin bu ağacı dikin, helikopter değil uçak kullanın diyen kamuoyu yakında bu zafiyetleri, özensizlikleri de tartışmaya başlayabilir.
• Bu bağlamda kurum büyük küçük demeden her yangını bir kitap gibi okuma, her yangını bir laboratuvar çalışması olarak görme alışkanlık ve becerisini geliştirmeli, her yangını ayrıntılarıyla raporlayabilmelidir.
• Yağınla mücadele çalışmalarında 237 Arazöz, 29 İlk Müdahale aracı, 25 İş makinesi(Dozer) olmak üzere toplam 291 araç ve 1272 personel kullanıldığı beyan edilmiştir. Bu araç başına 4,4 kişi düşmesi anlamına gelir ve çok ciddi asimetrik bir durumu ortaya koyar. Buna kullanıldığı beyan edilen belediye araçları (95) ve 20 helikopter eklendiğinde durum çok daha vahim bir hal almaktadır. Bir arazözün etkin kullanımı için 6 kişilik bir ekibin gerekli olduğu bilinmektedir. Yangına bilfiil katıldığı söylenen 1272 kişi arazöz için gerekli insan sayısını bile karşılamamaktadır (arazöz başına 5,3 kişi). Tüm bunlar mühendislik nosyonuyla uyuşmayan, organizasyon bozukluğuna işaret etmektedir. Yangının kontrol altına alınmasının gecikmesinin temel nedeninin bu organizasyon zafiyeti ve kontrolsüz güç kullanımı olduğu düşüncesindeyiz.
• Meteorolojik koşullar, topoğrafya ve yanıcı yapısı dikkate alınarak yangının yayılma hızı öngörülmeden ve insan-makina kapasitesi hesaba katılmadan girişilen müdahalelerin (şerit açma, genişletme gibi) başarısızla sonuçlandığının izleri gözlenmiştir.
• Bu yangında yangının yayılmasını önlemek amacıyla karşı ateş kullanma girişimi, yersiz tartışmalara neden olmuştur. Oysa, deneyimli ve yetkili kişiler tarafından kullanıldığında, karşı ateş en etkin, en ekolojik ve en ekonomik yangınla mücadele araçlarından biridir. Bu konuda bilimsel çalışmaların yapılmış ve meslek kamuoyu ile paylaşılmış olmasına karşın, hem meslek ve hem de ülke kamu oyunda karşı ateş, yanıcı yönetimi, denetimli yakma gibi konularda belirli bir anlayışın ve uygulama biçiminin yerleşmemiş, yerleştirilememiş olması koşunda ciddi çalışmaların başlatılması gereğine inanıyoruz.
• Daha öncekilerinde olduğu gibi, bu yangın da kurumun, güven temelli, kamuoyu oluşturma ve kamuoyu desteğini sağlamadaki zafiyetini ortaya koymuştur. Kamuoyunu meşgul eden tartışmaların temelinde bu konunun yattığı artık anlaşılmalı, yeni söylemler, yeni yaklaşımlar geliştirilmelidir. Yangınların neredeyse tamamının insan kaynaklı oluşu, hemen her ormancılık dışı kişi ve kurumun hangi araçların kullanılacağı, hangi türler ile ağaçlandırma yapılması gerektiği konularındaki içten ilgileri bunu zorunlu kılmaktadır. Kurum, insanların ormanlar üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmeyi amaçlayan yasaklayıcı yaklaşımından ormanların insanlar üzerindeki olumlu etkilerini en üst düzeye çıkarmayı hedefleyen katılımcı yaklaşıma geçerek sivil toplumun güvenini ve desteğini kazanmanın yollarını bulmalıdır.
• Alanda, çevrelerinde yangına karşı korunma amaçlı hiçbir önlem alınmamış olmasına karşın, yangından etkilenmemiş geniş alanlar kaplayan üzüm bağı adaları gözlenmiştir. Alanın yeniden ormanlaştırılması ve yangın emniyet yolları (YEY) ve şeritlerinin (YEŞ) tasarlanmasında üzüm bağlarının bu özelliğinden faydalanılmalıdır. Uygun koşullarda uygun yerlerde tesis edilecek yangın emniyet şeritlerinde üzüm yetiştirilmesi konusu üzerinde çalışılmalıdır.
• Şiddetli yanmış alanlarda dahil, yangın alanında hemen ağaçlandırma çalışmalarına girişilmemeli, gerektiği yerlerde tohum takviyesi, tohum, kül ve toprak erozyonunu engelleyebilecek basit önlemlerle alana bir yıl şans verilmeli ve bunun nedenleri kamuoyuna anlatılmalıdır. Alanda kavrulan kozalakları bile henüz açılmadıkları ve tohum dökmeye başlamadıkları gözlenmiştir. Tohum dökümü izlenmeli ve tohum takviyesi için önlemler alınmalıdır. Alan, büyük bölümüyle, kendini yenileme kapasitesine sahip görünmektedir. Öncelikli olarak yapılması gereken yangına neden olan rüzgar yönü ve topoğrafya dikkate alınarak tasarlanacak YEY ve YEŞ’lerin tesisine vakit geçirmeden başlanmalıdır. Bu YEY ve YEŞ ler mümkün olduğunca dar ( 4-5m) olmalı ve her iki kenarı sık ve şaşırtmalı dikilmiş 3 sıralı (sıralar arası 1mXfidanlar arası 1m) piramidal servilerle ihata edilmelidir. Rüzgar hızı, kıvılcım atma ve enerji transferini kontrol etmeyi amaçlayan bu YEY’lerin her iki yanında koşullara göre 10-30 m genişliğinde üzüm bağları tesis edilebilir. Kamu oyunun fidan dikme talebi bu yolla karşılanabilir.
• Alan içinde bulunan yerleşim yerleri ve tesislerin (maden ocağı, askeri tesis, vb.) çevresinde, orman yangınlarının buralara zarar vermesini önleyebilecek genişlikte yanıcıdan arındırılmış kuşakların oluşturulmasına derhal başlanmalıdır. Buralarda yanmayı kolaylaştıracak malzeme kullanımı ve malzeme depolama biçimlerine yanma riskini düşürecek uygun standartlar getirilmeli ve uygulanması sağlanmalıdır.
• İzmir Orman Yangını kamu oyunda neden olduğu bilgi kirliği ile ön plana çıkmıştır. Bunda öncelikli sorumluluğun kuruma ait olduğu açıktır. Kurum tarafından eksik bırakılan güvenilir bilgi desteğinin olmaması ya da etkin yönetilememesi durumunda bu tür kirliliklerin önü açılabilmektedir. İlgili akademik kuruluşlar ve personelin de sesiz kalmasının, kurum ile işbirliği içinde olmamasının da bu kirlikte önemli payı olmuştur.
• Yangının üzerinden bir aya yakın bir zaman geçmiş olmasına, ortalıkta farklı rakamların dolaşıyor olmasına karşın kurumun yanan alanın büyüklüğü konusunda hala sesiz kalması, bir başka ifade ile yangın alanın 500-600 Ha olduğu söylemini değiştirmemiş olması, en azından kurumun güvenilirliğinin sorgulanması, farklı şehir efsanelerinin üretilmesine neden olmalıdır. Kurum ilk andan itibaren kamuoyunu doğru ve yeterli bilgilendirme ilkesini yaşama geçirmelidir.
• Kamuoyunda dolaşanın aksine, orman yangınları temel olarak kara güçleri tarafından kontrol edilir ve söndürülür. Karadan müdahale çalışmaları her seviyeden personelin yangın tavrı konusunda gerçekler üzerinden bilgi ve deneyimlerini pekiştirme, geliştirme olanağı sağlarlar. Helikopter yangına erken müdahale ve yangın izleme aracıdır ve temel görevi yeteri sayıda yangın personelini en kısa sürede yangın yerine yetiştirmek, gerekli lojistik hizmetleri sağlamak ve yangın yöneticisine yangını geniş perspektiften izleme şansı vermektir. Ancak, ev, tesis gibi can ve malın, anıt orman gibi kıymetli alanların tehdit altında kaldığı acil durumlarda yangına doğrudan kontrol ve söndürme amacıyla müdahale aracı olarak kullanılabilirler. İzmir Orman Yangını, kara güçleri ile hava güçleri arasındaki asimetrik ilişkinin sonuçlarını irdeleyebilmek bakımından önemli bir fırsattır. Kurumun bu fırsatı iyi değerlendirmesi sonraki mücadeleler için değerli bilgiler üretebilir.
• Kamuoyu ve medya baskısının da etkisiyle, büyüklüğü ve risk durumu ne olursa olsun, ülkemizde tüm yangılara helikopterle müdahale etmek bir alışkanlık haline gelmiş, karadan müdahale neredeyse unutulmuştur. Yüksek maliyetli bu alışkanlık önemli bilgi ve deneyim kaybına da yol açmaktadır. Ormanlarımızda yanıcı yönetimi (yanıcıların budama, denetimli yakma, alandan uzaklaştırılma, vb. yöntemlerle zararsızca azaltılması) uygulanmadığından, büyük yangınlar genellikle yüksek enerjili yangınlara dönüşürler ki bu durum helikopter ya da uçak kullanımının olası etkisini büyük ölçüde düşürür. Düşük enerjili bir yangın olan İzmir Orman Yangınında da yanıcı yönetimi yapılmadığı gözlenmiştir. Yüksek enerjili yangınlar kendi iklim koşullarını yaratan yangınlardır ve bu boyuta ulaşan yangılara helikopter ya da uçaklarla sadece yanlardan (kanatlardan)müdahale edilebilir. Bir yangına, İzmir Orman Yangınında olduğu gibi, 10-20 hava aracıyla müdahale edilmesinin çok yüksek bir kurmay bilgi ve deneyimi gerektirdiği gözlerden uzak tutulmamalıdır. Ülkemizde, büyük ölçüde organizasyon zafiyeti nedeniyle, birim alan yangın söndürme maliyeti ABD ve AB ülkelerininkinin yaklaşık 3 mislidir. Helikopter ve uçak gibi pahalı teknolojiler ancak uygun koşulların (alan, personel) hazırlanmış olduğu ortamlarda verimli ve etkin performans sergileyebilirler. Düşük enerjili İzmir Orman Yangının 53 saatte kontrol atına alınabilmiş olması bu savı destekler niteliktedir. Aksi taktirde her yıl helikopter sayılarını artırmak gibi bir kısır döngü içine girmek kaçınılamaz hale gelir. Aslında yaşanmakta olan da budur. Mümkün olduğunca az sayıda hava aracı, mümkün olduğunca geniş alanlarda yanıcı yönetimi ve karadan müdahale kurumun temel orman yangınları yönetim ilkesi olmalıdır.
• Özel koşulların önemi göz ardı edilmeden, genel olarak helikopterler (ağır ya da hafif) yerden 150 m ve üzeri yüksekliklerde saatteki hızı 90 km rüzgar hızlarında güvenle kalkış yapabilmekte ve uçabilmektedirler. İzmir Orman Yangınının çıktığı bildirilen saatteki rüzgar hızı 80 km kabul edilse bile bu helikopterlerin uçmasına engel olabilecek bir hız değildir. Teknik bilgi ile kurum yetkililerinin verdikleri bilgi çelişmektedir ve bu konuda kurum en ufak bir açıklama getirmemiştir. Kurum yetkililerinin teknik konularda bilgi verirken daha titiz ve açıklayıcı olmaları kurumun güvenilirliği bakımından çok önemlidir. Çıkışı ve söndürülmesi neredeyse tümüyle insan kaynaklı bir konuda güven kaybı kayıpların en büyüğü olarak algılanmalıdır.
• Alan yanmadan önce kızılçam egemenliğindeydi, yangından sonrada öyle olmalıdır. Ormancılar ormanları her türlü çevre koşulunda yönetebilecek yeterlilikte olduklarını göstermelidirler.

Prof. Dr. Tuncay NEYİŞÇİ
          |                              

Prof. Dr. Tuncay NEYİŞÇİ

14 Eylül 2019 Cumartesi
Mesaj Gönder 569



 Yorumlar

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
İTALYA İLE AŞK BİR BAŞKA BAHARA...

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
DÜNYA ORMANLARININ GELECEĞİ ANTALYA'DA TARTIŞILACAK

Kemal ŞENDİKİCİ
Yazara Mesaj gönderin
KAMUYA AİT SİVAS KANGAL ÇİFTLİĞİ REZALETİ

Şebnem Başdere ORMAN
Yazara Mesaj gönderin
TURİZM ELÇİLERİNİZ MİSYONUNUZU DEVAM ETTİRECEK

Fatih KUTLU
Yazara Mesaj gönderin
DÖRT GÜNDE PARİS

Dursun YILDIZ
Yazara Mesaj gönderin
BÜYÜK KENTLERDE SU İÇİN ENERJİ VERİMLİLİĞİ KONUSUNDA NE YAPILMALI ?

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
HAVAYOLLARININ HAKSIZ REKABETİNDE SON NOKTA…..

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
CHAMBORD VE CHEVERNY ŞATOLARI, FRANSA

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti




. . .