BENİM BABAM ATATÜRK'Ü GÖRDÜ

Ulu Önder Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 79.yıldönümünde şükran, minnet, hasretle anıyoruz. Editörümüz Nilgün Atar, babasının Atatürk ile ilgili anısını okurlarımızla paylaşıyor.

10 Kasım 2017 Cuma - NİLGÜN ATAR- turizmhaberleri.com-Editör

“Baba sen hiç Atatürk'ü gördün mü“ diye sorduğumda çok küçüktüm. Babamı dev gibi görürdüm bacak kadar boyumla. Koltuğa oturur, eliyle koltuğa pat pat yapar, beni yanına çağırırdı. “Gel anlatayım“ derdi.

- “İlk kez Florya'da denize girerken gördüm. Etrafını gençler çevirmişti. O da onların yaşındaydı sanki. Neşeyle konuşuyor, dinliyor, soruyor, soruları cevaplıyordu. Üzeri kuşlarla dolu ulu bir çınar gibiydi o yaz günü.“

- Sen konuştun mu baba Atatürk'le ?
Yok, yanına gidemedim, uzaktan seyrettim sadece. O gençlerin çembere aldığı muhteşem tabloyu bozmak istemedim.“

-Denize girdi mi baba, yüzdü mü Ata?
Evet bir süre sonra gençlerle birlikte denize girdi, yüzdü. Orada da neşeyle gençlerle ilgiliydi, çok yakındı. Galatasaray Lisesi öğrencileri sevgi çemberine alarak, “Yaşa Mustafa Kemal Paşa...“ diye tezahürat yapıyorlardı sürekli.

Baba , Atatürk'ün gözleri nasıldı?
-Biraz yaklaştım ve göz göze geldik. Anlatılmaz bir maviydi, bambaşka ışık vardı, şimşekler çakıyordu sanki bakışlarında.. Öyle uzun uzun bakamazdın Ata'nın gözlerine. Hiç unutmuyorum, o an hala çok canlı hafızamda Nilgün“

Tüm çocukluğum ve gençliğimde defalarca tekrarladı bu muhteşem karşılaşmayı ...Biz de her seferinde sözünü kesmeden ilk kez duyuyormuş gibi sessizce dinlerdik, belki daha değişik bir ayrıntı yakalarız diye. Sonraları ben de çocuklarıma defalarca anlattım dedelerinin bu anlatılarını.. Öyle ilgiyle dinlerlerdi ki; hepimiz ATATÜRK'ü görüyorduk çünkü.. Daima ve sonsuza kadar.

Babam şoförlük mesleğini Atatürk sayesinde kazanmış. Bunu da hep gururla anlatırdı bizlere. Biz de büyük bir onur duyardık. Babamız hem Atatürk'ü görmüş, hem de ATATÜRK sayesinde meslek sahibi olmuş diye. Daha önce yayınlamıştım, okumayanlar için yeniden paylaşıyorum:

Babam Demir Ali Atar, Makedonya Kalkandelen- Tetova doğumlu.. Çobanlık yaparak hayata başlamış, sürülerimiz varmış o topraklarda. 17 yaşında 1927 yılında her şeyi geride bırakarak tek başına Yugoslavya dan Romanya ya, oradan da gemiyle İstanbul a gelmiş.

İlk önce Tophane de Şıracı Mehmet Çavuş un yanında çalışmış. 100 okkalık şeker çuvallarını ucundan tuttuğu gibi merdivenlerden tırmanarak 3 kata çıkarırmış. Hatta çıplak ayakla taşlara bastığı için çok hastalanmış,ardından tifoya yakalanmış (bizleri terliksiz gördüğünde hep bu hastalığını anlatırdı)

Ve Yıl 1935... Tophane'de bir halı ve mobilya mağazasında çalışmaya başlamış babam. Mağaza sahibi ortaklık teklif etmiş, o da yanında getirdiği tüm parası olan 250 lira ödeyerek mağazaya ortak olmuş ama dükkana gelen alacaklılar çoğalınca babam da durumu anlamış ve parasını geri istemiş, o da param yok demiş, ama babam alacağı için diretince spor arabasını aldığı paraya karşılık babama vermiş.

SPOR ARABA TAKSİ OLUR MU, OLMAZ MI?
İşte bu spor araba ile İstanbul'da taksici olmak istemiş babam. O zamanki adı ile Seyrisefer Müdürlüğü'ne müracaat etmiş. Kurum ise karşı çıkmış; “bu spor araba taksi olamaz.“ demişler.

BABAM ATATÜRK'E DİLEKÇE VERMİŞ...
Babam inandığı bir konuda sonuna kadar giderek tüm kapıları zorlayanlardan... (Arnavut inadı da diyebilirsiniz, biz de öyle yetiştik. Öyle hemen pes etmez.)
Bunun üzerine Dolmabahçe Sarayı'na giderek Atatürk'e durumunu anlatmak istemiş. Yazdırdığı dilekçeyi Atatürk'ün Yaveri Kılıç Ali Paşa ya vermiş.. Kılıç Ali Paşa, “şimdi istirahat ediyor, uyandığında bu dilekçiyi kendisine veririm. Şimdi sen git, biz seni bulur, haber veririz“. demiş ve babamı göndermiş.

Şimdi hikayenin can alıcı bölümü geliyor:

O akşam İstanbul da yandan sepetli motosikletli polisler babamı aramış ve bulmuşlar; “Yarın Seyrisefer Müdürlüğüne git, işin olacak ' demişler
Çok sevinmiş babam.

Bunun üzerine ertesi gün babam Seyrisefer Müdürlüğü ne gitmiş. Masadakiler sitemli, “şikayet edecek daha başka makam bulamadın mı“ demişler babama. O da “ben fakir adamım, zengin değilim ki, taksi şoförüyüm, ekmek paramı kazanacağım“ demiş. Ve o gün taksi plakasını almış. Sanırım 1701 miş plaka numarası.. Sonra para kazandıkça arabasını daha yenileri ile değiştirmiş.. 1701 ve İst 1554 plakalı arabalarından bahsederdi.

Böylece babam İstanbul un ilk şoförlerinden olmuş…Ya 6 ya da 7 taksi varmış İstanbul da çalışan o dönemlerde.. Şoförlerin kılık kıyafetlerinin düzgün oluşundan ve yabancı dil öğrenmeleri için açılan kurslardan bahsederdi. Kendisi de Fransızca kursuna gitmiş. Ayrıca Dolmabahçe Sarayı nda kullanılan arabalar zamanla eskidiğinden satılığa çıkarılırmış, babamda saraydan bir araba satın aldığından söz etmişti bir keresinde...

HASRETLE ANIYOR VE ARIYORUZ
Bugün Ulu Önder Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 79. yıldönümü... Hepimiz şükran, minnet, hasretle anıyoruz ve her zamankinden daha çok, daha çok ARIYORUZ ATA'mızı... Daha çok sahipleniyoruz her sözünü, her ilkesini ve devrimlerini....Bu sevgi ve sahiplenme sonsuza dek sürecek.

Babamın hikayesini neden mi anlattım:

Kapısına gelen bir vatandaşın sorununu öğrenen Atatürk'ün konuyu nasıl sahiplendiğini, verdiği emirle aynı günün akşamı motosikletli polislerle babama nasıl ulaşıldığını ve ekmek parası kazanmak için spor arabasını taksi yapmak isteyen babama nasıl yardım ettiğini anlatmak istedim.

Hepimiz Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'e çok şey borçluyuz. Minnettarız. Huzur içinde uyu ATA'M, VATAN BİZLERE EMANET...


Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
BENİM BABAM ATATÜRK'Ü GÖRDÜ
          
Günün Haber Başlıkları
YAŞLANMANIN İHTİYAÇLARI EKONOMİDE SIÇRAMA YARATACAK



 Yorumlar

Benzer Haberler :
     ATATÜRK HAVALİMANI DÜNYANIN EN ÇOK BÜYÜYEN HAVALİMANI
     ÇOCUKLARIMIZ, ÖĞRETMENİM ATATÜRK KİTABI İLE TANIŞIYOR
     ATATÜRK, ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE EN GÜZEL BESTELERLE ANILACAK
     ANTALYA HAVALİMANI AVRUPA BİRİNCİSİ, ATATÜRK HAVALİMANI AVRUPA İKİNCİSİ
     ULU ÖNDER ATATÜRK VE ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx