Hüsnü Gümüş yazıyor: 9 Kasım 1989 Postdam Berlin

Yazarımız Hüsnü Gümüş; Berlin duvarının yıkılışı, geçmişten günümüze Türk Alman Dostluğu ve Almanya Yolu'nun Dostluğa ulaşım Yolu'na dönüştürülmesi önerisini paylaşıyor.

09 Kasım 2018 Cuma - Hüsnü GÜMÜŞ-turzmhaberleri.com- Ankara

9 KASIM 1989 POSTDAM BERLİN
Berlin'e giden otoyolda Sonbahar renklerinin ve “Berlin'de Hakimler Var '' sözcüğünü kazandıran değirmenle aynı bahçedeki Sarayı ile ünlü Postdam civarındaki motelde TRABİS'lerin kendine özel benzin kokusu ve sesleri ile karşılaştığımızda televizyon başındaki pek çok kişinin de gece yarısı yaşananları yeni izlediğini fark ettik.

O dönemde Berlin'de bulunan Çalışma Müşaviri Alaaddin ÖZMERT'in de yaşadığı izlenimlerinde paylaştığı gibi gece yarısı Berlin Duvarı sessiz sedasız şekilde yıkılmış; Doğu Berlinliler biraz da endişe ve merakla yürüyerek ve bazıları da TRABANT'larla Doğu Berlin'den çıkmışlar, ilk kez gördükleri ürünleri tanımaya, mutlu bir yapıda olmaya çalışıyorlardı.

Otoyol Radyosunun TRABİS'lere dikkat uyarısı ve batılı kardeşlerinin yardımları ile belki de ilk kez otoyola çıkan Doğulularla birlikte biz de Berlin'e ulaştık. Gözlükçü Günter Bey'den başka yabancı işyeri olmayan Kreuzberg'de Doğu Alman Markı ile alışveriş yapan, Batıyı tanımaya çalışanlarla birlikte yaşadığımız bir gündü.

Ertesi gün CHECK POINT CHARLIE başta olmak üzere kontrol noktalarının kalktığı, metronun bir gün önce durmadığı duraklarda birbirleri ile kucaklaşanların ve Berlin Duvarı boyunca iki yakanın dostluk gösterileri ile devam eden bu güzel günü yaşamış olduk.

3 EKİM 1990'a kadar geçen sürede de Almanya'nın yeniden birleşmesi süreci 3 Ekim 1990 tarihinde eski Alman Demokratik Cumhuriyeti topraklarının Almanya Federal Cumhuriyeti'nin topraklarına dahil olması ile sonuçlandı.

30 yıl sonra, 5 EKİM 2018 günü Federal Almanya Cumhuriyeti Büyükelçisinin davetine Ankara Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi Seçim AYDIN'la birlikte katıldık. 9 KASIM'a ve kendisinin Almanya ile ticaret yaptığı günlerdeki anılara döndük; günün izlenimlerini de oluşturmaya çalıştığımız, ülkeler arasında “Kültür Ve Turizmde Sivil Diplomasi '' kavramları kapsamında tekrar yorumlayıp, birlikte geliştirilebilecek oluşumları değerlendirdik.

Dostluk
Sayın Büyükelçinin demeçlerinde de ağırlıkla ele aldığı gibi “Dostluk '' kavramının Cumhuriyet'ten sonra Türkiye'ye gelen Alman Bilim insanlarının katkıları ile hukuk, sanat, tıp, dil eğitimi konularında sağladıkları katkılarla yeniden şekillenen ortamında bir araya gelindiği bu yıl da her zamanki gibi Almanya'nın dostlarını, dostluk ortamında bir araya getiren bir kutlama oldu.
Türkiye'nin farklı illerinden gelen yerel gazetecilerin 4 ve 5 EKİM tarihlerinde Büyükelçilik çalışanlarıyla da fikir alışverişinde bulundukları “Açık Kapı Günü“ ise, yeni bir noktada olduğumuzu da ifadesi olarak ilk kez gerçekleşti.

Ticaret Bakanımız Ruhsar PEKCAN'ın, Büyükelçi'nin demeçlerinin hazırladığı bu ortamda yeni projelerin de farklı bakış açıları ile yer alabileceği kurumsal yapıların da içinde bulunduğu evirilmeye hazır bir oluşumdan bahsettiği ortamın hızla gelişeceğine inanıyorum.
Prof. Dr. ZUCKMAYER'in ülkemize geldikten sonra Almanca “Dostluğun Sevgisi '' isimli çocuk şarkısını DOSTLUK adı ile Türkçe olarak yeniden bestelemesi de bu anlamdaki gelişmelerin odağında yer almaktadır. www.turizmhaberleri.com/haberayrinti.asp?ID=33855

Bu arada Almanca Dil Eğitimine uzun yıllar kitapları ile de katkıda bulunan öğrencileri tarafından saygı ile anılan değerli hocalarım Bay ve Bayan KRISTINUS'ların anısını da tazelemek istiyorum.

Türk-Alman Dostluğunun 60'ncı yılı
Gelişmeler, Cumhuriyet ve Dünya Savaşı sonrası gelişen yenilikleri bir başlangıç olarak kabul edilerek düzenlenen Almanya Cumhurbaşkanı Theodor HEUSS'un Türkiye'yi ziyaret tarihi olan 1957 yılını esas alan Bodrum'da katıldığımız “Türk-Alman Dostluğunun 60'ncı Yılı '' etkinliği de Almanya-Türkiye arasında Sivil Diplomasi koşullarına uygun ip uçlarının bulunduğu bir ortamın varlığına işaret ediyor.
www.turizmhaberleri.com/haberayrinti.asp?ID=32440
www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=3646

Bodrum'daki toplantı sırasında “Almanya da ve Avrupa da Türkiye'nin başat rolünü yeniden yerine koymadan her iki ülkede de turizm ekonomisinin yeterli ivmeye ulaşamayacağı görüldü'' değerlendirmesi bundan sonrası için yapılacaklar açısından ipuçları verirken katıldığımız toplantının yerindeliğini ortaya koyması açısından da önemli bir tespitti.

Serbest Gazetecilik
Bu açılımın Almanya'da yaygın bir uygulama olan “Serbest Gazetecilik “gelişiminin Sivil Turizm Ve Kültür Diplomasisi alanındaki gelişmelerle desteklenmesi açısından Ankara Kalkınma Ajansı, ATURJET (Türkiye Turizm Gazetecileri ve Yazarları Derneği), TAU - Türk-Alman Üniversitesi, Basın-Yayın Genel Müdürlüğü'nün işbirliği ile toplumsal, ekonomik ve sanat alanlarını da kapsayacak geniş bir “Serbest Gazetecilik Eğitim Programı '' halinde devam ettirilmesinin yolunu açmış olduğunu düşünüyorum.
Turizm Medyası Serbest Gazetecilik www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1900

Almanya Yolu
Tophane'den Sirkeci'ye oradan da Münih'e ulaşanların, tatil dönemlerinde Almanya'dan ülkelerine dönerken oluşturdukları karayolunun yaşayan anıları kaybolmadan, yaşatanlarla birlikte gündeme taşınmasının önemini “Ardahan'dan, Çukurca' dan Tüm Avrupa'ya uzanan İpek Yolları kadar ekonomik değer ve toplumsal katkılar sağlamış bu yolun kadim yollar arasında yaşarken, yaşayanların gerçek izlenimlerinin de yer alacağı bir projeye konu olabileceğini '' değerlendiriyor; Tarihteki tüm Antik Yollardan daha önemli sonuçlara ulaşılacağını tahmin ediyorum.

Bu yolun kara, demir ve hava yollarında oluşturduğu özgün modellerle her anlamda kendini aştığını ve yenilendiğini biliyoruz. “Almanya'da Yabancı, Türkiye'de Almancı '' olma hissine kapılanların günümüzün Dostluk çağrıları ile yeniden kimlik kazanmaları için bir fırsat olmalıdır.

Dostluğa ulaşım yolu olarak duyurulması ve tanımlaması halinde gerçekten Türkiye, Almanya ve evrensel anlamda gelecek nesillere bırakılabilecek izler, izlenimlerin çokluğu ve değerleri dikkatimizde bir kez daha yerini alacaktır.

Anadolu'yu toplayan bir büyük kum saatinin Edirne'den tüm dünyaya, okyanuslara, kutuplara kadar uzanan ikinci büyük haznesinin yarım asırda Almanya üzerinden yarattığı ekonomik, toplumsal, anısal ve politik etkilerin ölçülmesi için henüz yaşayanların olduğu dönemlerde yapılmalıdır.

Değerli dostlarım Turizm Yazarı Adil ÇULHAOĞLU'nun düşüncesinden yola çıktığımız bu kavram, Çalışma Eski Müşaviri Alaaddin ÖZMERT ve iş dünyasından Seçim AYDIN ile yaptığım ön görüşmelere dayanarak, bu yolda doğru yerlere varılabileceğini gösteriyor.Almanya'nın yakın tarihini özetleyen kupa ve Lale Çiçeği tohumu ile uğurlayan ev sahibi Federal Almanya Cumhuriyeti'nin Sayın Büyükelçi'sinin kişiliğinde teşekkürlerimizi projeler bazında devam ettirebilme dileği ile iletiyoruz.
----------------------------------
Deniz'e fotoğrafları için “Hüsnüm Amcası '' olarak teşekkür ediyorum.




Kaynak: turizmhaberleri.com

                Google+ paylaş               
HÜSNÜ GÜMÜŞ YAZIYOR: 9 KASIM 1989 POSTDAM BERLİN
          
Günün Haber Başlıkları



 Yorumlar
    ANILARLA ALMANYA
    Değerli Yazarım ve dostum sevgili Hüsnü, 2 Almanyanın birleştirilmesi ve Türk Alman dostuluğu üzerine düzenlemiş olduğunuz bu güzel makaleniz, beni 1974 yılından başlayarak, F. Almanyadaki ilk ve daha sonraki görev yılları anıları ile birleştirdi. 1974 yılında Essen Başkonsolosluğuna geçici görevli olarak gittiğim ilk yurt dışı görevimde, Almanyanın hala yokluk yıllarının yaşayanların hayat şartları üzerindeki etkilerini sürdürdüğünü görmüştüm. Şehir merkezinde ziyaret ettiğim bir evde, evlerde tuvaletin olmayışını, iki kat sakinlerinin merdiven inişinde bir tuvaleti ortak kullanmaya devam etmelerine tanık olmuştum. Ancak bu yokluğa rağmen, insanlar daha mutlu, güler yüzlü ve yabancılarla dialoglarında daha samimi ve sevecendiler. 1974 yılında baş gösteren petrol sorunu sonunda, fabrikalarda üretimde yaşanan durağanlık ve ortaya çıkan istihdam krizine rağmen yabancılara karşı gözlemlenen boyutsal bir dışlama çok da fark edilmiyordu. Ancak ilk sürekli görevime atandığım 1982 Köln Başkonsolosluğu İdari Ataşeliği esnasında, artık yabancılara karşı sürdürülen tutum ve tavırlarda ve devlet politikasında belirgin bir iniş görülmekte idi. Bu yaklaşımı Almanların milliyetçi akımlardan hala kendisini kurtaramadıklarını ifade edenler çıksa bu tepkinin, kanaatimce, Devletimizin, oraya gönderilmiş olan işçilerimizin haklarına sahip çıkmak, onları, yaşadıkları ülkenin sosyal şartlarına, töresine ve kanunlarına göre bilgilendirmek, onların eğitim seviyelerini ve topluma bütünü ile uyum sağlayacak programların hayata geçirilememiş olmasından kaynaklandığına işaret edilebilir. Nitekim bu doğrultuda belirlenmiş bir programa, Alman tarafının da katılması talep edilebilirdi. Ancak, işçilerimizin de katkıları ile gelişen ve ekonomide, teknolojik gelişmelerde ve bilimsel çalışmalarda, dünya devleri arasında gösterilen, Avrupanın lokomatifi olan Almanya, kendilerine bu doğrultuda bir teklif ulaşmadığı cihetle, Entegrasyon uyum uygulaması yerine asimile etme yoluna gitmiştir. Bütün bu katı duruşa rağmen, kişisel gayreti ile, kendisini dil öğrenme, yüksek tahsil yapma ve büyük iş adamları arasına girme yolunda donanımlı ve başarılı kılmış iş adamlarımızın sayısının yükseldiğini görmek gurur vermiştir. Onları ve destek veren TürkAlman çevresini kutluyorum. Zamanın kayıtlı 3 milyon vatandaşının büyük bir güç olduğunun farkına varan Alman servisleri, bu gücü, çeşitli fraksiyonlara ayırmakta yarar görmüş ve sözde özgürlük düzleminde, çeşitli görüşteki hatta bir kısmı, devlet düzenini tehlikeye düşürecek nitelikte olan KAPLANCILAR gibi grupları her türlü maddi olanak ve donanımla desteklemişlerdir. Nitekim, bugün kendilerinin Anayasayı Koruma Raporlarında hala tehlikeli terör örgütü olan PKKya verdikleri destek de, 1982 yılından beri süre gelmektedir. T.C. Devleti olarak, üzülerek itiraf etmek gerekir ki, oradaki topluma sadece, Din Dersleri ve Türkçe dersleri verecek , ne yazık ki, o ülkenin dilini kendi meramını dahi anlatamayacak düzeyde dil bilgilsi olmayan öğretmenleri göndermek suretiyle, çözüm oluşturmaya gayret ettik. Oysa Almanca dil bilgisine sahip, oradaki toplumumuzun eğitim ve sosyal sorunlarına katkı sağlayacak, donanımlı eğitmenler gönderilebilir, toplumun kalite ve üretime katkısının arttırılmasını sağlayabilir, hatta, Türkiyeye teknolojik ve donanımsal katkı aktarımından istifade edebilirdik. Tabi ki, kültürel yapılanmasını oluşturmuş iki toplumun dostluk yapılanması daha güçlü olur, siyasi ilişkilerimizde de o denli güven ve gelişim sağlardık. Uzun yorumuma fırsat verdiği için Turizm Haberleri.com servisine teşekkürlerimi sunuyor, sizi de saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Refik BAŞDERE


Benzer Haberler :
     HÜSNÜ GÜMÜŞ YAZIYOR: MÜZİKÇE, ATATÜRKÇE, TÜRKÇE -  1 yorum var!
     YUSUF YAVUZ YAZIYOR:SUYA DÜŞEN, YAŞAMA SARILIR -  1 yorum var!
     KEMAL ŞENDİKİCİ YAZIYOR: URARTU MEHMET
     YUSUF YAVUZ YAZIYOR: HORASAN'DA SAFRAN ZAMANI
     YUSUF YAVUZ YAZIYOR:YEREL TOHUMLARA VEDA!
xxxxxxxxxxxxxxxxxxx