TurizmHaberleri.Com 

İçinden Nehir Geçen Şehir: ROMA

Bazı şehirler vardır. Kısa tanımlamalar veya cümlelerle anlatmak hem çok kolaydır hem de çok zordur


Kolaydır çünkü ne söylerseniz söyleyin veya ne yazarsanız yazın hepsinin şehrin bünyesinde doğal olarak var olduğunu görürsünüz. Zordur çünkü bu şehirler sizi hissettiklerinizin, söylediklerinizin veya yazdıklarınızın eksik kaldığına sürekli ikna etme yarışı içindedirler.

Şurası bir hakikat ki dünya üzerinde bu tür şehirlerin sayısı çok fazla değildir. Ne mutlu bize ki böyle bir şehir olan İstanbul bizim ülkemizdedir. Roma’da bu şehirlere verilecek örneklerin ilk sıralarında yer alır. Yazımın başlığında Roma’yı “içinden nehir geçen şehir“ diye tanımladım ama yalnız Avrupa’da değil dünyada da bu konumda çok şehir var. Bunun en büyük nedeni zamanında insan topluluklarının suyun her türlü nimetinden yararlanabilmek için deniz kıyılarına ya da nehir kenarlarına yerleşmeyi daha fazla tercih etmeleridir. Elbette nehir kıyılarındaki tüm yerleşim noktaları büyüyüp birer yaşayan ve yaşatan birer cazibe merkezi olamamışlardır. Ama olanların içinde Roma gibi şehirlerin sayısı da yukarıda değindiğim gibi çok değildir.

Yapmış olduğum son İtalya gezisiyle ilgili olarak kaleme aldığım önceki yazımda Roma ve kuzeyini bir başka yazıya bırakacağımı belirtmiştim. “O zaman geldi“ diyerek bilgisayarın başına oturunca sadece Roma’ yı yazmanın daha uygun olacağına karar verdim. Roma’nın kuzeyi kısmet olursa bir başka yazıya kalıyor bu durumda. Bir yandan da beynimin derinliklerinden bir ses sürekli olarak “çok detaya girip okuyucuyu bıktıracaksan veya eksik bırakıp yetersiz bir yazı yazacaksan bu işe hiç girişme“ diye beni tehdit ediyor. Bu nedenle Roma’ yı benden daha fazla bilenlerin affına sığınarak, fazla detaya girmeden ama iyi ipuçları vererek anlatma çabasında olacağım. Umarım başarırım.

Gerek internet dünyasında ve gerekse basılı yayın organlarında Roma ile ilgili çok fazla bilgiye ulaşma şansına sahipsiniz. Bunların bir kısmını ben de inceleme fırsatına sahip oldum. Şöyle ki iki günlük gezilerden başlayıp altı veya yedi günde Roma nasıl gezilir yazılarına kadar birçok alternatif bulabilirsiniz. Ben öncelikle Roma’ya ilk defa gittiğinizi varsayıyorum.

Sabah erken saatte odanıza değil ama otelinize en azından eşyalarınızı bırakacak şekilde yerleştiğiniz fikrinden hareketle ilk 2 gününüzde Roma’yı Hop On - Hop Off (Türkçe tabiriyle İndi Bindi) veya kısaltırsak HOHO ile gezmeye ayırın derim. HOHO’lar genelde ya bir ya da iki günlük biletler satıyorlar. Benim iki günlük bilet alın dememin iki nedeni var. Bir günün Roma’yı görülmesi gereken noktalara yeterince zaman ayırmadan gezmeye bile yetmeyeceğine eminim. İkinci nedeni bir gün yerine iki günlük bilet almayı tercih ettiğinizde hem günlük bilet ücretiniz oldukça hesaplı hale geliyor hem de gezi programınızı daha verimli kılmış oluyorsunuz. Buna ilave olarak bazı şehirlerde 2 günlük bilet alana 2 ile 3 saat arasında süren otobüsle gece şehir turu hediye ediyorlar ki bu turdaki rota hemen hemen gündüz rotasının aynısı oluyor. Yani gündüz gördüğünüz yerlerin gece halini de görebiliyorsunuz.

Aşağıda önereceğim gezi programı Roma’yı kabaca tanımanızı sağlamaya yönelik bir program olacağını belirtmeliyim. Şurası gerçek ki Roma’da kesinlikle 2 günden fazla kalmanız gerektiğini ( bence en az beş gün) belirtmeğe gerek yok sanırım. İki günlük tanıma gezisini takip eden günlerde tanıyıp tadı damağınızda kalmış olan noktaları ve/veya ilgi alanınıza daha fazla hitap eden noktaları daha detaylı gezip görme şansına sahip olacağınızdan eminim.

Birçok Avrupa şehrinde olduğu gibi Roma’da da birkaç değişik HOHO şirketi var. Ben klasik yapıda biri olduğum için gezmeğe başladığım ilk zamanlardan beri gezdiğim şehirlerde HOHO kullanacaksam City Sightseeing şirketini tercih ederim. Diğer şehirlerde olduğu gibi Roma’da da hemen bütün firmaların durakları üç aşağı beş yukarı ya aynıdır ya da birbirine çok yakındır. City Sightseeing şirketinin Roma’da 11 durağı var. Bunlar sırasıyla Trevi, Barberini, Termini, Santa Maria Maggiore, Piazza Venezia, Colosseo, Circo Massimo, İsole Tiberina, San Pietro, Castel Sant Angelo ve Agusto Imperatore dir.

Bu sıralamada Trevi durağını birinci sıraya yazmamın nedeni bu seferki gezimizde oraya çok yakın bir otelde kalmamızdır. Benim buradaki önerim ya da hedefim sizleri her durakta indirip duraklara yakın olan yerleri gerek o yerlerin önemine gerekse sizin o yerlere olan merak düzeyinize göre zaman ayırarak tanımanız ve gezmenizi sağlamaktır. İlgili durağa yakın olan yerlerin gezilmesi bittiğinde yeniden durağa dönüp gelen otobüse binerek bir sonraki durağa gitmeniz ve aynı şeyi orada tekrarlamanız özellikle Eski Şehir kavramı içine giren yerleri görmenizi ve kısa da olsa gezmenizi sağlayacaktır. Bu geziyi durak sırasına göre yapmanız size zaman tasarrufu sağlayacaktır. Ancak arzu ederseniz gezinizi durak sırasına uymadan da gerçekleştirebilirsiniz.

Ayrıca bazı durakların çevresinde bulunan tarafımdan ya da başkaları tarafından önerilen noktaların size ilginç gelmemesi durumunda bu durakları atlayarak turunuza devam etmekten kaçınmayın. Çünkü gezilecek çok yeriniz var. Durakların etrafında gezilip görülecek çok fazla nokta olmasına karşın ben ilgimi daha fazla çekenlerini yazmayı tercih ettim. Bir noktayı daha hatırlatmalıyım: Her ne kadar size otobüsle gezmeyi öneriyor olsam da esas olan duraklarda indikten sonra hatırı sayılır bir yürüyüş yapmanız gerektiğidir.

Birinci durakTrevi civarında Fontana Trevi ( Aşk Çeşmesi), Piazza Di Spagna ( İspanyol Merdivenleri) ve Pantheon Tapınağını gezmelisiniz. Aşk Çeşmesi kadar gezginler tarafından sevilen ve etrafında vakit geçirilen bir yer görmediğimi söylersem abartmış olmam. Otelimiz buraya çok yakın olduğundan bizzat şahit olmuş biri olarak sabaha karşı saat 03.00 civarı olmasına karşın çeşme etrafının hala dolu olduğunu belirtmeliyim. Ama çeşme bunu hak ediyor. Hele benim gibi daha önce iki kere gelmiş ve her ikisinde de tadilat halinde olduğunu görmüş biri olarak tadilatın tamamlanması sonrasındaki muhteşem halini görmek gerçekten çok heyecan verici. Via Del Corso ve Via Del Tritone bölgenin önemli alışveriş caddelerinden.

İkinci durakBarberini Piazza Barberini’ de bulunuyor. Bu güzel meydanın çevresini dolaşırken Fontana Del Tritone, ve meydanın biraz ötesinde kesişen Via Del Quirinale ve Via Delle Quattro Fontane sokaklarının dört köşesinde konuşlanmış San Carlo Alle Quattro Fontane (Dörtlü Çeşme) size ilginç gelecektir. İlginç gelecektir dememin en büyük nedeni belki Roma’ da görebileceğiniz en sıradan çeşmeler bunlar. Barok mimariye sahip bu çeşmeler ve etrafındakiler Papa V. Sixtus tarafından yaptırılmış. Çeşmelerden daha güzel ve ilginci bu çeşmelerin bir köşe olarak yapıldığı binaların cephelerindeki heykeller ve çalışmalar.

Üçüncü durakTermini. Roma’nın merkez tren istasyonu. Şayet Roma’ dan yakında veya uzakta olan kasaba veya şehirlere tren ile gidecekseniz bu istasyonu ve çevresindeki meydanları nasıl olsa göreceksiniz. Ancak böyle bir niyetiniz yoksa sadece Termini’ deki canlılık ve hareketliliği bizzat görmek için oraya gitmenizi öneririm. Bu durum kişiden kişiye değişmekle birlikte tren istasyonları hele hele bu denli büyük olanları bana hep ilginç gelmiştir. Böyle bir isteğiniz yoksa bu istasyonu pas geçip dördüncü durak olan Santa Maria Maggiore’ ye gidin. Bu durak civarında büyük ve görkemli bir kilise olan Santa Maria Maggiore’ yi ve Museo Nazionale Arte Oriente müzesini gezebilirsiniz.

Beşinci durakPiazza Venezia. Bence buradaki en önemli yapı Vittoria Emanuele Anıtı ve binası. Palazzo Nuovo ve Palazzo Dei Conservatori müzeleri bölgede görülebilecek yerlerden.
( Colosseum)
Altıncı durakColosseo. Buradaki önceliğiniz kesinlikle Colosseum ve Roma Forum olmalıdır. Ancak benim size önerim bu iki yeri önceden organize olarak kaliteli bir turla HOHO gezisi dışında bir zamanda gezmenizdir. Hele bir de turun rehberi iyiyse bu güzellikleri görmenin ve bilgi edinmenin yanında Roma’ nın tarihini de kabaca öğrenmiş olacaksınız. Kısaca beni dinlerseniz bu durakta bölgeyi şöyle bir dolaşıp havasını koklayıp solumak önerdiğim tura katılmak koşuluyla yeterlidir.

Yedinci durakCirco Massimo. Bu bölgede Palatino tarihi alanını ve Circo Massimo parkını gezebilirsiniz.

Sekizinci durakolan Isola Tiberina Tever nehrine oldukça yakın. Bu bölgenin durak tarafında kısa bir yürüyüşten sonra civardaki Ponte Palatino, Ponte Fabricio, Ponte Cestio ve Ponte Garibaldi köprülerden birini kullanarak Tever nehrinin öbür tarafına yani Trastevere bölgesine geçin. Bu bölgeye gerçekten otantik Roma demek yalan olmaz. Trastevere sokaklarında dolaşmak başlı başına bir tat. Daha sonra önceden kullanmadığınız köprülerden birini kullanarak durağa ulaşmak üzere karşı tarafa geçin. Şayet vaktiniz müsaitse biraz ilerideki bir bölümü çiçek pazarı niteliğinde bir meydan olan Campo Di Fiori meydanını şiddetle tavsiye ederim. Bu meydanı hem gündüz hem de gece görmek gerekir.
(Vatikan Müzesi)
Dokuzuncu durakSan Pietro. Burası bildiğimiz Vatikan. Burada meydanı ve çevreyi gezin. Ancak Vatikan, Müze, Kilise ve Sistina Şapel için tıpkı Colosseum da olduğu gibi iyi bir turdan bilet alın ve özel bir zaman ayırın derim.
(Castel Sant Angelo)
Onuncu durakCastel Sant Angelo. Vatikan’ a çok yakın olan bu kaleyi gezdikten sonra Ponte Umberto köprüsünden Tever nehri karşı tarafına geçerek oldukça güzel bir meydan olan Piazza Navona’ ya gidin. Bu meydan da tıpkı Campo Di Fiori gibi hem gündüz hem de gece görülmeli. Tam öğle vakti ( saat 12 ile 14 arası) haricindeki zamanlarda meydanın bir tarafı mutlaka gölgede kalmaktadır. Tam yaz ortasında gidenler için gölgelik bir yerde geçirilecek kısacık bir zamanın bile ne kadar kıymetli olduğunu ancak yaşayarak anlayabilirsiniz.
(Vittoria Emanuelle anıtı)
Onbirinci ve son durağımızAugusto Imperatore. Burada Via Del Corso caddesinin bir ucunda bulunan meydan Piazza Del Popolo’yu gezin. Bu meydan genelde Roma yakın çevresine yapılan turların buluşma noktası. Ayrıca Mausoleo Di Augusto & San Rocco müzesini de gezebilirsiniz.

Buraya kadar görülmesi gereken yerler ile ilgili gezilerimizi bitirdik. Şimdi sıra yeme içmeye geldi. Bana uymanız şart değil ama ben genelde oteldeki kahvaltıdan sonra acıkana ya da yorulana kadar yürüyerek gezmeyi tercih edenlerdenim. Öğle yemeklerine fazla vakit ayırmam ama atladığım da oldukça enderdir. Öğle yemeğine ayırdığım sürede hem bir şeyler atıştırır hem de öğle sonrası gezilerinin enerjisini depolamağa çalışırım. Ama akşam yemekleri hep özeldir benim için hele bulunduğunuz şehir Roma ise. Piazza Navona, Campo Di Fiori, Trastevere ve Fontana Trevi civarlarındaki restoranlar iyi bir akşam yemeği için önereceğim meydan veya bölgeler. Bence bu bölgelerdeki restoranlar için tavsiyelere kulak asmayın. Ben içlerinde kötü olana rastlamadım. Emin olun gün içinde yaptığınız geziler sonrasında iyi bir İtalyan yemeği ve şarabını hak ettiniz. Bu konuda içinizde küçücük bir şüphe varsa şarabınızdan ilk yudumunuzu aldığınızda benimle aynı kanıda olacağınıza eminim. Ben dondurmayı pek fazla sevmem. Ancak eşim ve oğlum öyle değil. Dolayısıyla güzel bir akşam yemeğinden sonra genelde yaptığımız şey onlara göre Roma’nın en iyisi ve önünde sürekli kuyruk olan Venchi’den dondurma alarak uyku öncesi kısa bir yürüyüş yaparak yediklerimizi sindirmek kesinlikle atlanmaması gereken bir aktivite. Roma’ya mutlaka gidin. Hele gidişiniz ilkse tadına doyulmaz günler geçireceğinizden eminim. İyi gezmeler.
(Aşk Çeşmesi)
(Colloseum)

Fatih KUTLU
Gezi Yazarı
Yayın Tarihi : 24.08.2019
www.TurizmHaberleri.com

----------------------------=oOo=------------------------------
Bu Köşe Yazısı www.TurizmHaberleri.com'dan alınmıştır.