GENÇLERİMİZ, GÖBEKLİTEPE VE GÜLLER...

Turizm ve Tanıtımda 50 Yılın anılarını bu kez bir başka kavramda paylaşmaya çalışacağım.



Bu başlık, daha önce yazdığım bir konuya ait olmasına rağmen, gazetemizde Göbeklitepe ile ilgili olarak yer alan bir haberin bakış açısı ile tekrar değerlendirmek istedim.

Çatı Marka, Çatı Değer...

Bir tatmin ve güven unsuru olarak “Çatı Marka- Değer '' , marka olma adına yapılan faaliyetleri ifade eden, iletişim ve markayı bir arada değerlendiren oldukça yeni bir kavram. Çatı Markanın Turizm açısından ülkenin imajı, turizm ürünün kalitesi, müşteri memnuniyeti, reklamlarının etkileyiciliği, rekabet ortamındaki yeri gibi kavramların analiz edildiği çalışmaların sonucu olarak elde edilecek ayırıcı nitelik, ayırıcı özelliklerinin taşıyıcısı (eski tabirle bir alâmetifarika) olarak belirlenmesi ve buna bağlı tüm çalışmaların çıkış noktası kabul edilmesi mümkün.

Çatı marka kavramının gelişim için yıllara dayanan birikim ve verilerin analize hazır olduğu ve kentlerimizin marka kent olarak ayırıcı nitelik ve özelliklerini tespit etmeye çalıştığı bu ortamda İletişim teknolojisinin kullanım alanları arasında bulunan internet üzerinden gönderilen çeşitli İletilerin dünya ölçüsünde yaygın bir dolaşımı olduğunu biliyoruz.



Gençlerimiz

Ülkenin çatı değerinin tüm sektörlerde yükselmesi iyi temsil edilen bir ülke olmakla, dünyayı okuyan, anlayan gençlerimizle mümkün. Onun için yazıma 12 bin yıl önce de işlenen bu düşünce ile devam etmeden bu gücümüzle başlamak istedim.. Bugünlerde ailemizin en gençleri 50 yıl önceki hislerimizi bizlere tekrar yaşatıyorlar. İdil in lise diploma töreni fotoğraflarını alınca en büyük çatı değerimizi oluşturan gençlerimize onun şahsında başarılar dilemek istedim. Gençliğin en güzel temsilcileri ellerindeki ve başlarındaki çiçeklerle gelecek için ümitler veriyorlar.



“T '' Stoller ve Göbeklitepe...

Renk, çeşitlilik, konu zenginliği, slogan (ÖYLE BİR DUYGU- EIN TOLLES GEFÜHL) etkileyiciliği açılarından başarılı olan 2007 yılı tanıtım kampanyasının; bakış açısı değiştirildiğinde çatı marka değeri kazanabilecek bir kampanya haline dönüşebileceği konusunda oluşan görüşümü tekrar hatırladım.


2007 yılında kollarını T yapmış insanların Türkiye yazısını oluşturduğu görüntülerle dünya kamuoyu karşısına çıkan Türkiye nin bakış açısı oluşturamadığını, 12 bin yıllık Göbeklitepe stollerinin, Vitruvius Adamı (Leonardo da Vinci) figüründen 10 bin yıl öncesine dayanan anlamının olaya dahil edemediğini düşünüyorum.

Konu hakkında konuşan ve yazanların böyle bir bakış açısı yakalayamaması yanında kampanyayı değerlendirenlerin de Titanik Filmindeki çekimlere kadar uzanan bir yelpazede yaptıkları eleştirileri o yıllarda kazı çalışmaları bilinen, dünya gündemine (özellikle Almanya) yeri olan Göbeklitepe ye taşıyamamış olmalarını hala ilginç karşılarım.


O tarihte yapılan değerlendirmeler arasında gözden kaçmasına rağmen en isabetlisi “Türkiye logosunun T harfinin kollarını açmış insanla oluşturulması hoş bir fikirdi ama, kullanım tarzı fikrin fazla olgunlaşmadan kullanıldığının göstergesi oldu '' ifadesi idi.

O yılın sloganı ile Türkiye de başka ülkelerde hissedilemeyecek duyguların arasında daha sonraki yıllarda Şanghay EXPO ya da taşınacak olan Göbeklitpe nin önceden hazırlanmış daha özel bir yeri olabilirdi. Dünyaya Neolitzmin yayıldığı bu bölge de dikkatimize sunulan T şeklindeki taş heykeller İnsanı ve insana insanla hizmet verilen turizmin önemli faktörünü de temsil ediyor. Turizmin T si ile insanı temsil eden T şeklindeki stollerin insan merkezli ve insanla bütünleşen bir turizm anlayışına sahip olunduğunun kanıtı olması kültürel anlamda kullanılabilecek en iyi motiflerden biridir.

Bereketli Hilalin tepesinde yer alan dünya kültür mirasına dayanan, bir tarihteki tanıtım kampanyasında kullanılan T harfi şeklinde insan motiflerini dünya ile yeterince paylaşamamıştık ama; bunlar Göbeklitepe kazıları sırasında Alman Arkeologlar tarafından yıllar önce bulunmuş ve dergilerde yayınlanmıştı.



Güller...
Bir dostumdan Schostakowitsch in unutulmaz eserlerinden Second Waltz i (http://www.youtube.com/watch?v=7izigJc1C2Q) eşliğinde çiçek resimlerinden oluşan bir posta aldığımda Anadolu yu da vatan tutan gülün de bir tanıtım unsuru olarak taşıyabileceği fonksiyonları düşünmüştüm.

Anadolu da Van güllerinden başlayan, Halfeti nin Siyah Gülleri ile özgünlüğün doruğuna ulaşan ve “Türkiyem “ adı ile üretilmiş türü ve özgün yabani türleri olduğu ifade edilen bu çiçeğin tüm dinlerdeki, tasavvuftan romantizme uzanan değerini kullanma imkanlarını araştırırken bir halk deyişi ile :
“Çarşı Pazar güldür gül
Gül alıp gül satarlar
Gülü gül ile tartarlar
Gülden terazi tutarlar “
İfadesine neler bulabileceğimizi düşünmek istedim.

1999 Türkiye nin her bakımdan zor yıllarından biriydi. Turizmin bundan etkilenmemesi imkânsızdı doğal olarak. Tüm dünyada 2000 yılını yeni kampanyalarla başlamak istiyorduk. Bu çalışmalar sırasında Almanya da yapılan bir anketle karşılaştık.

Bu anketin iki sorusu bizi ilgilendiriyordu. “Rüyanızda en çok neyi görürsünüz '' ve “en sevdiğiniz çiçek hangisidir '' . Almanlar rüyalarında en çok tatili görüyorlardı. Bundan bir slogan çıkardık: TÜRKEI-KEIN TRAUM KANN SCHÖNER SEIN (Hiçbir rüya Türkiye kadar güzel olamaz). Halen Facebook ta bu isimle açılan bir başlık altında dostlarının ziyaret ettiği bir site devam ediyor. Anket sonuçlarına göre en sevilen çiçek ise sevgiliye verilen “Gül '' dü. Tanıtım filmlerimizde sevgiyi temsil eden güller de bu anketin, Almanya daki toplumun tercihlerinden birinin bir paylaşımı idi.

Toplumla paylaşılan iki temel ögenin kullanıldığı kampanya başarısını pek çok ödülle ve 2000 yılında elde edilen ve yıllardır devam etmekte olan gelişmelerle kanıtlandı. Başarının yolu Hedefe Uygun tanıtım stratejileri Oluşturmak kavramını iyi yorumlamaktan geçiyordu.


2004 yılında ITB Berlin de başlatılan Dünya Güzeli Azra AKIN ın yer aldığı ''Güler yüzümüz sizi bekliyor.. TÜRKİYE'' (Unser Laecheln erwartet Sie.. TÜRKEI) sloganlı tanıtım kampanyamızın ana teması yine güllerdi, ülkemize pek çok başarı ödülü getiren bir kampanyaydı. http://www.youtube.com/watch?v=DUMAo55J5bE

Azra AKIN daha sonra bir başka Berlin Turizm Borsası na güler yüzümüz olarak bizlerle beraber oldu.
Güllerle ilgili bir başka anımı da burada paylaşmak isterim:

Bir gün Frankfurt taki büromuza kırmızı güllerden oluşan oldukça büyük bir demet gönderildi. Bu güzel armağan her zamanki gibi kuşkuyu da beraberinde getirmişti. Geldiği çiçekçi ile konuştuğumuzda endişe edilecek bir durum olmadığı, ismini açıklayamayacağı çok değerli bir müşterisinden gelen bu çiçeklerin sırrı için, sadece 3 hafta beklememiz gerektiği güvencesini vermişti.

Üçüncü demetle beraber gelen bir mektup bunu kampanya döneminin başlangıcında dünyanın sayılı kuruluşları arasında bulunan bir firmanın Türkiye ye daha önce gelmiş bir kişinin sevgisini konu olan bunu Türkiye adına güllerle ifade eden bir kampanya sembolü olduğunu anlamıştık.

Almanya toplumunda gülün, tatilin ve sevginin bir arada sağlayabileceği etkilere bir kere daha tanık olmuştuk. Firma nın temsilcisi yaptığı ziyaret sırasında çatı değerler kavramı ile rüyalarınızda ve zihninizde canlandırdıklarınızı ellerimizle de tutabileceğimizi anlatmak istediklerini söylemişti.

Bu girişim Anadolu ile barışık, ormanlardan kentlere hayatımızda yeri olan güllerin değerlerini dünya kamuoyu ile paylaşacak sevgi markadır; marka sevgidir ifadesi ile başlatılacak bir kampanyanın izlerini yakalama ve şimdiye kadar yapılan işlerin doğruluğunu kanıtlama fırsatıydı.

Yahya Kemal in İspanyayı en güzel anlatan dizelerinde de ifadesini bulan Zil, Şal ve Gül dizleri ile başlayan şiiri bu ülkeye hem Türkiye ve hem de dünya pazarında kullanılabileceği Viva İspanya nın yerini alabilecek bir karaktere sahip.

Yine değerli şairin ifadesi ile ebediyete intikal ettiğimizde arkasında güneş batmayan kapıdan geçince başlayacak yeni hayatımızda göğsümüzde açmasını istediğimiz “gül '' ve sadece Hollanda ile aramızda kısır bazı görüşlerin ötesine taşınamayan “lale '' ; bir çiçekten öte, tasavvuftaki anlamı ile de bir çatı marka değeri olabilir. Üzüntüleri, sevinçleri, başarıları birlikte paylaştığımız ve bu duyguları bizim adımıza kendisi ile özdeşmiş bir özellik olarak renkleri, sayıları ve isimleri ile ileten Çiçeklerin hayatımızdaki yerinin marka değeri olarak da önem taşıdığını düşünüyorum.

Tavsiye Linkler:
BEREKETLİ HİLALİN NADİDE ÇİÇEKLERİ
http://turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1267
HALFETİ MARİNA VE TÜRKİYE'DE SUYA BAĞLI TURİZM
http://turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1262
GÖBEKLİTEPE VE TURİZMİN “T '' Sİ http://turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1453


          |                              

Hüsnü GÜMÜŞ
FİJET-ATURJET ÜYESİ/ SİNOP ALAN YÖNETİMİ BAŞKANI
02 Temmuz 2013 Salı
Mesaj Gönder 3190



 Yorumlar

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
HES CENNETİ GİBİ GÖSTERDİLER, CEHENNEME ÇEVİRDİLER!

Asil S. TUNÇER
Yazara Mesaj gönderin
MACARLAR VE TÜRKLER -I-

Mahmut Ökçesiz
Yazara Mesaj gönderin
ISTANBUL TARİHİ MEZARLIKLARI -10

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
LÜBBEY KÖYÜ

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMİN GELECEĞİNDE 55 YAŞ ÜSTÜ TURİSTLER VAR

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
BENİM BABAM ATATÜRK'Ü GÖRDÜ...

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
GASTRO TURİSTLER

Recep YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
2017 TURİZM İSTATİSTİKLERİ

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .