ISTANBUL TARİHİ MEZARLIKLARI -11

KILIÇ ALİ PAŞA CAMİ, TÜRBE VE HAZİRESİ MEZAR TAŞLARI

Ünlü Osmanlı Denizcisi ve donanma komutanı Kılıç Ali Paşa Cami İstanbul Tophane meydanında, Meclis-i Mebusan caddesi üzerinde 1580 yıllında Kılıç Ali paşa tarafından Mimar Sinan a inşa ettirilmiş külliyenin ana yapısıdır.

Mimar Sinan Tophane de Kılıç Ali Paşa ya ; Beşiktaş ta Sinan Paşa ya ve Kasımpaşa da Piyale Paya ait olmak üzere üç ünlü kaptan-ı deryaya üç güzel cami ve külliye inşa etmiştir. Kılıç Ali Paşa aslen İtalyan Kalabriyeli olup Giovan Dionigi Galeni adını taşıdığı, papaz olmak üzere Napoli ye giderken Cezayirli Ali Ahmed Reis tarafından 1520 da esir alındığı rivayet edilir.

Tophane de adına yaptırılan camiye ait vakfiyede baba adının Abdül Mennan ve Abdullah gibi iki ayrı şekilde belirtilmiş olması mühtedi olduğunu gösterir. (1) Esir düştükten sonra İslâmiyet i kabul edip Turgut Reis in maiyetine girmiş ve Cezayir in ünlü reislerinden biri olmuştur. Trablusgarp Beylerbeyi Turgut Reis in şehid olması üzerine 1565 yılında Trablusgarp beylerbeyi oldu. 7 Ekim 1571 de İnebahtı da yapılan ve yenilgiyle sonuçlanan savaşta sadece onun otuz gemiden oluşan filosu kurtulabildi.

Savaşın neticesini bir mektupla II. Selim e bildiren Uluç Ali Paşa, gayretlerinden dolayı paşalık göreviyle Cezayir beylerbeyliğine getirildi ve Uluç lakabı Kılıç a çevrildi. 1573 de Kaptan-ı derya olan Kılıç Ali Paşa 25 Haziran 1587 l de İstanbul da vefat etti. Vârisi olmadığı için 500.000 altını geçen mirası hazineye alındı. Kılıç Ali Paşa İstanbul Tersanesi nin genişletilmesinde, donanma gemilerinin daha büyük ve gösterişli yapılmasında rol oynamış, kürek çekmeyi kolaylaştıracak ve hızlandıracak bazı değişiklikler yapmıştır.

İstanbul un güzide semtlerinden Tophane yi 16. yüzyılda denizin doldurulması ile elde edilen zemin üzerine oturtularak yalı camisi özelliğinde inşa edilen ve 430 yıllık mazisiyle Kılıç Ali Paşa Camii ve Külliyesi süsler. Kılıç Ali Paşanın namını ebedileştirecek bir eser olan külliyenin ortaya çıkışının ilginç bir öyküsü var. Cami inşa ettirmek üzere devrin sultanı III. Murad dan arazi ve izin talebinde bulunan paşaya sultan cevaben “O, deryaların serdarudur, varsın muktedirse camiini de derya üzre yapsun! Yoksa O na karadan bir karış yer vermem! '' der. Bunun üzerine Kılıç Ali Paşa “Hünkârımız doğru derler, bizim evimiz de, mekânımız da deryalardır; o halde mabedimizin de derya üzre inşası uygun olur! '' der ve günümüze kadar gelen külliye Mimar Sinan ın idaresinde deniz üzerinde ortaya çıkar. Yıllar boyu incelediği Ayasofya yı andıracağını söylediği, içine Türk mimarisinden unsurlar da katarak vücuda getirmeyi plânladığı Kılıç Ali Paşa Camii için büyük usta mimar Sinan şöyle der: “Deryalar kudursa ve azgın dalgalar kubbenin tepesinden aşsa, yine bu mabet kıyamete dek Allah ın izniyle ayakta kalacak! '' Yıllardır vapur ve bina bacalarından çıkan kara dumanlarla taşının rengi siyaha çalsa da, Kılıç Ali Paşa Camii pembe renkli Ayasofya nın adeta küçük bir örneğidir. (2)

Kılıç Ali Paşa tarafından, Mimar Sinan a, 1580 yılında, Tophane Meydanı nda inşa ettirilen Kılıç Ali Paşa Külliyesi; cami, türbe, sebil, medrese ve hamamdan meydana gelmektedir. Külliye nin ana öğesi olan cami, bir avlu çerçevesinin ortasında bulunur. Dikdörtgen plana sahip cami ana mekânının 12.70 m çapındaki kubbe örtüsü, pencereli bir kasnağa oturtulmuş ve kubbe ağırlığı pandantifler aracılığı ile dört payeye bindirilmiştir. Ayasofya mimari estetiğinin gelişmiş bir örneği olduğu düşünülen cami, 16 yüzyılın işçiliği olan İznik çinileri ile bezenmiştir. Cami, 24 ü kubbe kasnağında olmak üzere toplam 147 pencere ile aydınlatılmaktadır.

Tek şerefeli cami minaresi ise 19 yy.da gerçekleştirilen onarımda yenilenmiş ve minarede barok süslemeler kullanılmıştır. Caminin en göz alıcı yerlerinden birisi mihrap çevresidir. Gerek mihrap çevresi gerekse cami pencerelerinin üzeri 16. yüzyıldan kalma çinilerle bezenmiştir. Mihrabın bulunduğu alan cami haziresine doğru bir çıkıntı yapacak şekilde inşa edilmiştir. Bu bölümde namaz kıldığınızda namazı bitirirken sağa doğru selam verdiğinizde dünya binaları olan medrese ve hamamı görür, sola doğru selam verdiğinizde de ahiret binaları olan haziredeki mezar taşlarını görürsünüz.

Ne güzel değil mi, ibadetinizi bitirirken bir bakışınızla dünya hayatını üstelik medrese ile eğitimi, hamam ile temizliği hatırlarken sola selam ile gördüğünüz hazirede elbet bir gün gideceğiniz yeri göstererek belki de namazın önemini fark etmiş olursunuz.

Kılıç Ali Paşa Camii nin denize bakan cephesinde bulunan ve sekizgen plan üzerine kesme taştan inşa edilen külliye türbesi Kılıç Ali Paşa ya aittir.

Sekizgen gövdeli ve iç içe çifte kubbeli olan yapının kapısı doğudadır. Sekizgen gövdenin içine doğru girinti yapan iki direkli, düz tavanlı revak, aksi halde yine sekizgen olacak iç mekânın bir kenarını kestiğinden, sekizgen kitlenin bütününü örten dış kubbe kabuğunun içine daha küçük bir kubbe konulmuş ve iç kubbe doğuda beden duvarlarına , öteki uç yönde ise iki sütuna binen kemerler üzerine pandantiflerle oturtulmuştur. Türbenin iç mekânında meydana gelen bu asimetrik durum dış mimariye de yansır. Söyle ki, güney ve bati cephelerinde altlı-üstlü ikişer pencere açılmışken, kuzey-bati ve güney-bati cephelerinde iki katli birer pencere, kuzey-doğu ve güneydoğu cephelerinde ise sadece birer adet üst pencere bulunur. (3)

Hazireye baktığınızda aklınıza “burada denizciler yatıyor olmalı '' diye düşünebilirsiniz doğrudur fakat bu hazirede çok ilginç mezar taşları ve lahitleri de görebilirsiniz. Kaptan-ı derya kılıç Ali Paşa haziresinde bulunan şahide ve lahitli mezar taşlarının çoğunun denizci olması normal bir durumdur. Paşanın ünlü bir denizci olması, Sultan II. Selim ve Sultan III. Murad dönemlerinin kudretli deniz kuvvetleri komutanı olması, hazirenin zarif bir cami arazisine dahili ve deniz kenarında çok ziyaret edilen bir mekan olması, Osmanlı nın meşhur Tophane döküm atölyelerinin burada bulunması ve vb özelliklerinden dolayı üst düzey denizcilerin, gemicilerin, tersane görevlilerinin, tophane erbabının, cebecilerin, kalyonlarda görevli deniz askerleri azepler ve denizle ilgisi olanların çoğu cami mütevelli heyeti kararları ile hazireye defnedildikleri bilinmektedir. Kaptan-ı Derya Ateş Mehmed Paşa , matematikçi Hasan Fuat Paşa, Ferik Salih Paşa, Kaptan Hacı Rasim Paşa ve Yelkenci Sarı El hac Ali Ağa aklımıza gelen ilk isimlerdir. Sadece denizciler değil ayni zamanda ulemadan bazı önemli isimler ve Kılıç Ali paşa camisinde görev yapan imamlar, hafızlar ve müezzinlerde buraya gömülmüşledir. Bu mezarlara ilaveten Fındıklı sırtlarındaki Defterdar Ebülfazl ve Beyoğlu ndaki Ağa Camii hazîrelerinden getirilen çok sayıdaki mezar taşları da bu hazirede yer almaktadır. Hazire deki mezar taşları yaklaşık iki yıl önce düzenlenmiş ve harap olanları tamir edilmişlerdir.

Haziremizden seçtiğimiz ilk şahide ve sanduka abidevi bir görünüme haiz ve gerçekten bir sanat eseri olan Kaptan-ı derya Ateş Mehmet Paşa nın 23 Şaban 1281/21 Ocak 1866 tarihli yelken formundaki mezar taşıdır.

14 satırlık kitabesi olan bu sandukalı mezar Ateş Mehmet Paşa nın kaybından dolayı duyulan üzüntüyü nefis bir edebi metin ile anlatmaktadır. Ateş Mehmet Paşa çekirdekten kalyoncu denizci olarak Tersane-i Amire de yetişmiş ve Cesareti dolayısıyla “Ateş“ lakabı verilmiştir. Kırım Savaşı esnasında Osmanlı donanmasını amiral gemisi olan Mahmudiye kalyonunun süvarisi idi. Kaptan-ı derya, Donanma-yı Hümayun un ve tersanenin en büyük amiriydi. Denizcilikle bütün atamaları yapma, hüküm yazma ve tuğra çekme yetkisi vardı. Derya Kalem ine bağlı zeamet ve tımarların dağıtımını da o yapardı. Kaptan-ı deryalığa atanan kişi önce sadrazamın katında kürk giyer, sonra törenle Tersane-i Amire ye gidip göreve başlardı. Denizcilerden de atamalar yapılmakla birlikte, bu göreve çoğunlukla sivil ve asker vezirler getirilirdi. Donanmanın manevrası, kıyı ve açık deniz karakol hizmetlerini, Tersane-i Amire çalışmalarını planlamak kaptan-ı deryanın asıl görevleriydi. Bir diğer sandukalı önemli mezar taşımız ise üzerinde Osmanlı donanması arması hakk edilen bahriye nazırı Hacı Rasim Paşa nın sandukasıdır.

Üstüvani baş ve ayak şahidelerinin mermerden imal edildiği bu sandukalı mezarın tarihi ise 16 Rebiulahir 1310 /1 Kasım 1892 dir. Hacı Rasim Paşa 1877-1881 yılları arasında Bahriye Nazırlığı yapmıştır. Ancak II. Abdülhamit in Donanma ile ilgili taleplerini hiçbir zaman doğru bulmamış ve yerine getirmemiştir. Bu davranışı Saray tarafından affedilmeyen Hacı Rasim Paşa 12 Ocak 1881 de görevinden azledilmiştir. Haziremizden size anlatacağımız son iki şahidimizden biri ; 1195 /1781 tarihli yelkenci esnafından Sarızade Mustafa Ağa nın

dardağan başlıklı mezar taşı, diğeri ise harika bir fes başlığı olan ve üzerinde çok güzel süslemeleri olan 1322/1906 tarihli Ferik Salih Paşa nın kelime-i Tevhid ile başlayan mezar taşıdır. (devam edecek )

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
KAYNAKÇA:
1. Prof. Dr. İdris Bostan, Kılıç Ali Paşa, TD Vakfı İslam Ansiklopedisi cilt: 25; sayfa: 412
2. Tophane Kılıç Ali Paşa cami, http://www.tas-istanbul.com/portfolio-view/tophane-kilic-ali-pasa-camii/
3. Prof.Dr. Abdullah Kuran , Tophane Kılıç Ali Paşa Külliyesi, Boğaziçi Üniversitesi Dergisi, Yıl 1978, sayı 6
          |                              

Mahmut Ökçesiz
Profesyonel Turist Rehberi
25 Kasım 2017 Cumartesi
Mesaj Gönder 1304



 Yorumlar

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
BİN PINARLI İDA KAZDAĞLARI

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
TATİL KÖYLERİMİZİN ANATOMİSİ

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
TURİZM GEZGİNLERİNİN TERCİHİ KÖYLERDEKİ EŞSİZ DENEYİMLER

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
BAZEN TEK BİR YAPRAK YETER…

Serdar Taştanoğlu
Yazara Mesaj gönderin
HOŞGELDİN BABACIĞIM II Yorum VAR !

Asil S. TUNÇER
Yazara Mesaj gönderin
SELANİK TÜRKLERİNDİ –II-

Şebnem Başdere ORMAN
Yazara Mesaj gönderin
ALMAN TURİZMİNDE DİJİTALLEŞME

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
YOZGAT'TA BİR HAFTA SONU Yorum VAR !

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
GAP YTK BAŞKANLIĞINA KADIN ADAY OLURSA...

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .