ISTANBUL TARİHİ MEZARLIKLARI -13

SÜLEYMANİYE CAMİ, TÜRBELERİ VE HAZİRESİNDEKİ MEZAR TAŞLARI

Süleymaniye Cami ve külliyesi ; İstanbul Fatih ilçesine bağı Sur içinde ve Süleymaniye mahallesinde İstanbul un üçüncü tepesinde çok geniş bir alanı kapsayan yapılar topluluğudur. 1550-1557 yılları arasında dahi mimar Sinan tarafından cihan padişahı Kanuni (1. Süleyman ) Sultan Süleyman adına inşa edilmiştir. Süleymaniye cami külliyesi Mimar Sinan ın İstanbul daki en büyük ve en önemli eseridir.

Osmanlı devlet protokolünde özel bir yeri olmuş , Ayasofya dan hemen sonra gelmiş ve Sultanahmet cami yapılana kadar da bu özelliğini korumuştur. Süleymaniye Külliyesindeki en göz alıcı mekân kuşkusuz Süleymaniye Camii dir. Cami Mimar Sinan ın diğer eserleri gibi sadelikten taviz vermeyen; ama sadeliği ihtişama dönüştürebilmiş mabetlerdendir. Süslemeler ve bezemeler daha çok kitabeler için kullanılmış olsa da mimari geometri başlı başına bir estetik harikası olmayı başarmıştır. (1) Caminin kubbesi dört fil ayağı üzerine oturur. Yapımından günümüze dek İstanbul’da yüzü aşkın deprem gerçekleşmesine karşın, caminin duvarlarında en ufak bir çatlak oluşmamıştır. Bu ana kubbe, Ayasofya’da da görüldüğü gibi, iki yarım kubbe ile desteklenmektedir. Kubbe kasnağında 32 pencere bulunmaktadır. Camide dört minare ve minarelerdeki toplam şerefe sayısı 10 dur ve Kanuni nin Osmanlı devletinin 10. Padişahı olduğunu simgeler.

28 revakın çevrelediği cami avlusunun ortasında dikdörtgen şeklinde bir şadırvan yer alır. Cami süslemeleri açısından sade bir yapıya sahiptir ve mihrap duvarındaki pencereler vitraylarla süslüdür. Mihrabın iki tarafındaki pencereler üzerinde yer alan çini madalyonlarda Fetih suresi, caminin ana kubbesinin ortasında ise Nur suresi yazılıdır. Caminin hatlarını ise Hasan Çelebi imzalıdır.

Osmanlı külliyeleri içinde Fatih külliyesinden sonra ikinci büyük külliye Süleymaniye külliyesidir. Süleymaniye külliyesi İstanbul tarihi yarımadasının Haliç, Marmara, Topkapı Sarayı ve Boğaziçi’ni gören ortadaki en yüksek tepesinde inşa edilmiştir. cami, dört medrese, tıp medresesi, darüşşifa, darûlhadis medresesi, sıbyan mektebi, darûlkurra, tabhane, darûzziyafe, kervansaray, dükkânlar, hamam ve türbelerden oluşur. Osmanlı döneminin en büyük külliyesidir ve mimarlık tarihinin en büyük şantiye organizasyonlarından biriyle gerçekleşmiştir. Menzil külliyelerinin kervansaray-imaret-hamam üçlüsü ile kent külliyelerinin darüşşifa ve medrese yapılarını görkemli bir caminin çevresine toplayan, ancak esasen çeşitli bilim dallarının bir arada okutulduğu geniş kapsamlı bir yüksek öğretim sitesi olarak tasarlanan Süleymaniye Külliyesi, çok işlevli külliye modelinin ileri bir aşamasını yaratmıştır.

Osmanlı Devleti nin en parlak döneminin, en güçlü hükümdarının ve en iyi mimarının ortaya koyduğu bir simge yapıdır. Yapımında Hassa Mimarlar Ocağı nın elemanları, acemi oğlanlar, öteki kapıkulu ocakları mensupları ile ülkenin her yanından ücretli ustalar, işçiler ve forsalar çalışmıştır.. Yaz aylarında çalışan işçi sayısı günlük ortalama 2000 imiş. Caminin açılışını Kanuni Sultan Süleyman ın isteği üzerine Mimar Sinan yaptı. Yapı malzemeleri ülkenin dört bir yanından getirildi. Ayrıca; Mısır, Baalbek, Silifke, Alaiye başta olmak üzere Anadolu ve Rumeli deki antik kentlerden sütunlar ve diğer mimari öğeler İstanbul a taşındı. Külliye, bugünkü İstanbul Üniversitesi nin yerinde bulunan ve İstanbul daki ilk Osmanlı sarayı olan Eski Saray ın bahçesinde ayrılan yere, arazinin eğimi nedeniyle değişik kotlardaki teraslar üzerine inşa edilmiştir. Simetrik bir düzenleme içinde, cami ve türbelerin oturduğu doğal kot merkez kabul edilerek öteki yapılar kot farkını dengeleyecek dolgular ve ilave katlar üzerine yerleştirilmiştir.

1. Süleyman, 71 yaşında iken 13. seferine çıkmıştır. Sefere çıktığında hasta olan 1. Süleyman bir savaşçı gibi savaş meydanında ölmeyi istemiştir. Zigetvar kalesinin alındığı günün sabahında, 7 Eylül 1566 da, çadırında ölen sultanın ölümü, sefer esnasında bir karışıklık olmaması için 48 gün boyunca gizlenmiş, hala hayatta olduğu görüntüsü vermek için çeşitli mizansenler yapılmış, kendisine benzeyen bir kişi sultanın hayatta olduğu intibaını vermek için rol yapmıştır. Cesedi tahnit edilerek 82 günlük bir yolculuktan sonra İstanbul a getirilen Kanuninin cenazesi , Suleymaniye Camii bahçesine 28 Kasım 1566 da gömülmüş, daha sonra üzerine oğlu Sultan II. Selim in emri ile turbe yapılmıştır. Türbenin yakınında biraz daha ufak boyutlarda, Kanuni Sultan Süleyman ın sevgili eşi Hürrem Sultan ın adına yapılmış bir türbe daha bulunur. Zamanının en iyi cini ve ahşap oymacılığı örnekleri sergileyen türbelerin işçilik kalitesi çok yüksektir. Kanuni Sultan Süleyman ın iç organları aynı yere gömülmüş ve cesedi tahnit edilerek seksen iki günlük bir yolculuktan sonra İstanbul a getirilmiştir. (2)
Kanuni nin kabrinin yer aldığı turbe, daha sonra kızı Mihrimah Sultan, II. Süleyman , II. Süleyman ın annesi Dilaşub Sultan , Rabia Sultan, II. Ahmet , II. Ahmet in kızı Asiye Sultan ında defnedilmesiyle kalabalık bir aile kabristanına dönüştü.

Sekizgen planlı türbede, bu tarihe kadar Osmanlı turbe mimarisinde olmayan bir uygulama yapılmış, dışarıdan yüksek bir seki üzerine kurulmuş, yapı sekizgen planlı bir revakla çevrelenmiştir.

Baklava başlıklı 26 adet sütunun taşıdığı revaklar, türbenin giriş cephesinde dışa taşarak, bir giriş revağı meydana getirirler. Bu giriş revağında, çevre revağından farklı olarak, mukarnas başlıklı 6 adet sütun kullanılmıştır. Türbe mimarisi Kudüs te bulunan Kubbetü’s-sahrayı andırır çünkü bu türbenin inşası öncesinde Sinan ın, Kubbetü s-Sahra yı onardığı bilinmektedir. Süleymaniye Külliyesinin kıble yönüne Kanuni tarafından yaptırılan Hürrem Sultan türbesi 558 yılı Nisan ayında ölen Haseki Hürrem Sultan adına inşasına başlanmış ve muhtemelen 1559 yılında bitirilmiştir. Bu türbeyi o zamanlar daha genç bir Enderun talebesi olan Mimar Sedefkar Mehmet Ağa inşa etmiştir. Türbenin içerisinde Hürrem Sultan ın yanı sıra, II. Selim in oğlu Mehmet ve Kanuni Sultan Süleyman ın yeğenlerinden bir hanım sultanın kabri de yer almaktadır. Dıştan sekizgen, içten on altıgen planlı türbe dairevi bir kasnak üzerine oturan bir kubbeyle örtülmüştür. Eşi Kanuni nin türbesinde olduğu gibi, giriş kapısının iki yanında üç bölümlü cini panolar bulunur. En altta mermer taklidi cini pano, onun üzerinde de bahar dallı bezemeli cini panolar yer alır.

Süleymaniye Külliyesinin biraz dışında Ağa kapısının çaprazında bulunan bölgede 1588 yılında vefatından önce Mimar Sinan ın bizzat kendisinin ihata duvarları ile çevrilen bir mezar yeri yaptırdığı söylenir. Dört duvarı çevrili baldaken tarzında mütevazi bir mezar yapılmıştır. Som mermerden yapılmış sebilin arkasında yer alan türbe, yontma köfeki taşı ile mermerden inşa edilmiştir. Mimar Sinan ın sandukasının önünde hacet penceresinin üzerinde, yekpare mermerden bir kitabe yer alır. Sülüs yazı ile yazılmış bu kitabe Nakkaş Sadi nin eseridir.

Türbenin bulunduğu hazire, yüksek avlu duvarlarıyla çevrelenmiştir. Hazireye doğu ve batı duvarda yer alan kapılardan girilmektedir. 17. yüzyılın ilk çeyreğinde başlayan ve 20. yüzyıla kadar suren definlerle büyüyen hazirede toplamda 581 adet mezar yer almaktadır. 17.yy da başlayan defin işlemi uzun süre olmamış ancak 19.yy da yoğun definler olmaya başlamıştır. Sultan Abdülaziz ve Sultan II. Mahmut devirlerinin önemli devlet adamlarının bir kısmı bu hazirede medfundur. Özellikle cami duvarına bitişik dar şeritte Mehmet Emin Ali Paşa, Hüseyin Avni Paşa, Hasan Tevfik Paşa, Ahmed Reşit Paşa, Mustafa Nuri Paşa, Kayserili Ahmet Paşa, Hasan Tahsin Paşa ve Ali Kemal Paşa ların kabirleri vardır. Türbelerin tam karşısında bulunan bölümde ise son dönemin önemli din ve devlet adamları ve akrabaları bakanlar kurulu izni ile buraya defnedilmişlerdir. Bunlar arasında Nakşi Şeyhi Mehmet Zahit Kotku, Turgut Özal’ın annesi Hafize Özal, kardeşi Yusuf Özal ın mezarları hemen göze çarpar. Süleymaniye cami haziresinden seçtiğimiz ilk şahideli mezar bir hanıma aittir. Selanik eşrafından Mustafa Fevzi Bey’in 17 yaşında vefat eden kızı Fatıma Müşerref Hanım’a ait olan 1325/1910 tarihli bu mezar taşı ilginç mimari üslubu ile bir şaheserdir. Şüphesiz hazirenin en ilgi çeken mezar taşlarından birisi olan bu taşa gelin duvağı ve dalından koparılmış gül motifi harikulade bir şekilde işlenmiştir. Bu mezar caminin mihrap duvarının önünde yer almaktadır.

Yüksek bir kaide üzerine altı sütunun taşıdığı ve sanduka kısmını fiyonklarla birbirine bağlanmış çiçeklerin sardığı mermer lahdin üstünde üstüvani baş taşı ve ayak taşı şahideleri bulunmaktadır. Baş taşı silindir gövdenin üzerine örtülmüş bir duvak şeklindedir. Kumaş kıvrımları o kadar ustaca işlenmiştir ki, kumaş taşın üstüne örtülmüş ve sonra taşlanmış gibidir. (3) Bizim anlayışımızda her kadın bir gonca güldür ve her kadının vefatı o gonca gülün kırılmasıdır. Hazireden seçtiğimiz ikinci taşımız ise abidevi bir görünümde olan 1294/1878 tarihli Sadrazam Hüseyin Avni Paşa nın mezarıdır.

Sultan Abdülaziz Hanın öldürülmesi olayında parmağı olduğu iddia edilen ve Çerkes hasan tarafından öldürülen Hüseyin Avni Paşa 5. Murat ın tahta geçmesinde önemli bir rolü vardır. Süleymaniye haziresinden seçtiğimiz son şahide ise Kaptan-ı Derya Kayserili Ahmet Paşa nın 1295/1878 tarihli üzerinde denizci çıpası bulunan üstüvani (silindir şekilli ) şahidesidir.

Deniz eri olarak girdiği Bahriye’de kısa sürede zekası ve cesareti sayesinde tüm makamları birer birer çıkan paşa 1853-1856 yıllarında yapılan Osmanlı-Rus Savaşı’na da Karadeniz Filosu Komutanı sıfatıyla katılıp, 1855’de Sivastopol alınınca da ’katkılarından dolayı’ vezirliğe terfi etmiştir ve 1873 yılında Bahriye Nazırı olmuştur. 30 Mayıs 1876 tarihinde Abdülaziz’in tahttan indirilmesi olayında, Dolmabahçe Sarayı’nı ablukaya almak için gelen gemilerden birinin içinde olduğundan dolayı görevden azildi. (devam edecek )
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
1. http://www.tas-istanbul.com/portfolio-view/suleymaniye-sultan-i-ahmet-camii/
2. Ali Ziyrek, Süleymaniye Külliyesi, Türbeleri ve haziresi, Vakıf Restorasyon yıllığı, 2011 sayı 3
3. Ali Rıza Özcan, İstanbul un 100 mezar taşı, İstanbul Kültür AŞ, sayfalar 141-142
          |                              

Mahmut Ökçesiz
Profesyonel Turist Rehberi
09 Aralık 2017 Cumartesi
Mesaj Gönder 689



 Yorumlar

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
TÜRSAB İÇİNDE TÜRSAB GİBİLER….

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
CEMRE DÜŞTÜ BİR KEZ DAHA GÖĞÜN BAĞRINA

Asil S. TUNÇER
Yazara Mesaj gönderin
SOYAĞACI

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
DÜNYA BANKASI (WORLD BANK GROUP) TURİZM SEKTÖRÜ TOPLANTISI (1)

Kemal ŞENDİKİCİ
Yazara Mesaj gönderin
DATÇA BADEM ÇİÇEĞİ FESTİVALİ

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
TURİZMCİLERE YENİ FIRSAT YAŞLI TURİZMİ

Prof. Dr. Tuncay NEYİŞÇİ
Yazara Mesaj gönderin
KENTSEL DÖNÜŞÜM ORMANCILIĞI

Berk KARABAŞ
Yazara Mesaj gönderin
SİNGAPUR' UN RENKLİ DÜNYASINDAYIM..

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .