ISTANBUL TARİHİ MEZARLIKLARI -19

AYAZMA CAMİ ve HAZİRESİ


Ayazma camii; İstanbul Üsküdar Ressam Ali Rıza caddesi ile Mehmet Paşa değirmeni sokaklarının kesiştiği noktada 1757-1760 yıllarında Sultan III. Mustafa tarafından annesi Mihrişah Sultan ile kardeşi Şehzade Süleyman adlarına Mimarbaşı Mehmet Tahir Ağa ya inşa ettirilmiştir. Caminin bulunduğu yerde daha önce Bizans döneminde Ayazma Sarayı ve bahçesi olduğundan bu ismi almıştır. Caminin yapıldığı alan Üsküdar ın en hakim tepesi ve tarihi yarım adanın en güzel gözüktüğü bir noktadır.

Ayazma cami, batıdan daha çok teknik yardımların alındığı III. Mustafa (1757- 1774) döneminde yapıldığı için barok üslubu etkilidir ancak barok biçimler yerli mimarların elinde durulmuştur. Osmanlı mimari geleneğine aykırı düşmeyen formlara dönüşmüştür. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi ndeki inşaat defterine (nr. 1137) göre inşaata 19 Receb 1171 de (29 Mart 1758) başlanarak 1174 Cemaziyelevvel sonlarında (Ocak 1761) bitirilmiştir. Bina emini ise İshak Ağa dır. Yine Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi ndeki 1172 (1758-59) tarihli bir belgeden (nr. 5466), caminin yerinde evvelce Ayazma Sarayı ve bahçesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Başka bir arşiv belgesinden ise 1740 ta Ayazma Sarayı nın iyi durumda olduğu ve tamir edilerek İran elçisinin ikametine tahsis edildiği öğrenilmektedir. 1174 yılı Cemaziyülevvelinde (Ocak 1761) bir cuma günü Sadrazam Koca Mehmet Ragıp Paşa ve Şeyhülislam Veliyyuddîn Efendi nin hazır bulundukları bir törenle ibadete açılmıştır.

Cami birkaç defa tamir görmüş, yıkılan minaresi de iki defa yeniden yapılmıştır. Son yıllarda yine tamir edilmiştir. Caminin mimari planı bir kare formdur. Merkezi kubbe bu dönem camilerinde yapıldığı üzere dört ana kemer tarafından taşınır. Kemerlerin taşıdığı kubbe kasnağı camii hariminin daha aydınlık olması için pencereli olarak tasarlanmıştır. Camii dışarıdan mimari detayları çok net olarak anlaşılmaktadır. Merkez kubbeyi taşıyan dört kemerin bitim noktalarında küp şeklinde ağırlık kuleleri yapılmıştır. Caminin son cemaat yerine avlu kotundan on iki basamakla çıkılmaktadır. Minaresi tek şerefeli merkezi kubbeli, kubbe de dört taşıyıcı payandaya oturtulmuş ve tabanı mermerlerle döşenmiştir. Caminin sol tarafına bitişik bir hünkâr köşkü vardır. Sokak tarafında taş konsollara oturan bir çıkması bulunan bu kasır, sütunlar üzerine oturan iki katlı galeri ile caminin hünkâr mahfeline bağlanmıştır.

Ayazma Cami nin bir önemli özelliği bünyesinde kuş köşkü-kuş sarayı-bulunmasıdır. Osmanlı devri Türk mimari eserlerinde kuşların barınması ve korunması için, bulunduğu binanın doğal bir parçası olarak taşın oyulması suretiyle yapılmış olan bu kuş köşkünden biri de bu caminin güney cephesinde bulunmaktadır. Üsküdar Ayazma Caminde bulunan kuş sarayı konsollar üzerine cumba şeklinde ileri doğru uzatılmış tek katlı köşk veya yalı görünümünde minik yapılara, ya da çok katlı saraylara benzemektedir . Bu tür kuş sarayları binaların cephe duvarları arasına niş şeklinde oyulmuş odacıklar halindedirler. İslâm inancına göre günahsız bir yaratık olarak kabul edilen, saflık, temizlik, iyi geçinme, barış ve kardeşli¬ğin sembolü olan güvercin ve “Hu, hu '' diye başını eğerek ötüşü halk arasında “Allah ın adını anıyor '' şeklinde yorumlanan kumru sevilen ve kutsallığına inanılan kuşlar olduğundan camilerin dış yüzeylerine yapılan saraylarda barınmış ve korunmuşlardır. Bilhassa camii, medrese, türbe, ev, köprü gibi yapılarda karşımıza çıkan kuş saraylarını başka kültürlerde görmemizin neredeyse imkânsızdır. Kuş sarayları derin bir hayvan sevgisinin eseridir. Kuş saraylarını meydana getiren toplum, dinî inanca bağlı olarak kendisini Allah ın yeryüzündeki halifesi sıfatıyla kâinattaki bütün varlıkların bakımından, kollanıp gözetilmesinden sorumlu tutmaktaydı .

Ayazma cami haziresinde çoğunlukla Osmanlı sarayının Harem ve Enderun mensupları medfundur. Bunlar camiyi yaptıran sultan III. Mustafa nın dadısı, darüssade ağası, saray kethüdaları, padişah III. Selim in ebesi, has odabaşılar, çuhadar ve silahdar, yazı hocası (hattat), hazinedar, vb. sayabiliriz. Cami haziresinde medfun bu önemli şahsiyetlerden bazıları şunlardır. Saraylı Hoca Hatice Hatun, Kahveci başı Nakşi Mustafa Ağa, kethüda Hatice Hatun, Hazine-i Şehriyârî Süleyman Ağa, Silahdar-ı Hazret-i Şehriyârî Seyyid Emin Mehmet Ağa, Darüssade Ağası Mercan Ağa, Enderun-ı Hümâyûn dan Dülbend Ağası Abdullah Ağa, Hassa Odabaşı Abdullah Ağa, Hassa Ağalarından Ali Bey, Harem-i Hümayun Ağaları ‘ndan, Musâhib-i Şehriyârî Abdurrahman Ağa, Babüssade Ağası Hacı Ali Ağa , Ser Lala-yı Hazret-i Şehriyârî Süleyman Ağa ve Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa nın kız kardeşi Şakire Hanım. Çuhadar /Çukadar Osmanlı Devleti nde Enderun teşkilâtında Has Oda ağalarından önemli bir görevlidir. Çuhadar, Farsça da “yün kumaş '' mânasına gelen çuhaya, “sahip olan '' anlamındaki dâr kelimesinin ilâvesiyle oluşmuştur. Selçuklular daki “ câmedar '' ın karşılığıdır. Yaygın olarak çukadar şeklinde de kullanılır. Çuhadarlık Çelebi Sultan Mehmed zamanında ortaya çıkmıştır. Baş çuhadar ağa ve maiyetindeki ikinci ve üçüncü çuhadarların başlıca görevleri padişahın yağmurluğunu, kürk, kaftan, ayakkabı ve çizmelerini korumak, merasimlerde ve binişlerde bunları bir yerden bir yere taşımak, bayram törenlerinde halka para serpmekti. Baş çuhadar ağa aynı zamanda padişah bir yere giderken veya cuma selâmlığına çıkınca gerektiğinde çuhadarlarla birlikte bostancı başı, büyük ve küçük mîrâhur ağalarla kapıcılar kethüdâsının, solakların ve sandalcıların nâzırlığını yapardı. Silahdar ise padişahın silahlarından ve silahhanesinden sorumlu kişidir. Osmanlılar da silâhdarlığın Yıldırım Bayezid döneminde ortaya çıktığı kabul edilir. Osmanlı uygulamasında silâhdarlık, bir saray kurumu olmanın yanı sıra devlet adamlarının maiyetlerinden bir kısmıyla kapıkulu bölüklerinden birinin adıdır. Silahdarlık makamında bulunan kişiye silahdar ağa veya “ silâhdâr-ı şehriyârî '' denilir. Padişahların özel hizmetlerine bakan Has Oda mensuplarından biri olan silahdar ağa, Has odabaşından sonra ikinci büyük idarecisidir. Padişaha ait bütün silâhların muhafazasıyla yükümlü tutulan silahdar ağa merasimlere başında kırmızı kadifeli ve zülüflü üsküf, üzerinde hazine malı olan incili ağır bir kaftan, beline çifte paftalı, gayet pahalı som mücevherli kemer ve altın köstekli som murassa‘ ve değerli bıçak takarak at üstünde katılır, hükümdarın “ seyf-i selîmî “ adı verilen kılıcını sol omzuna, alaylarda ise sağ omzuna alarak hünkârın sağ gerisinde yürürdü.

Ayazma cami haziresinde birbirinden değerli erkek ve kadın şahideleri vardır. Caminin onarımda olmasından dolayı çok sınırlı imkânlarla bazı resimler çekebildik. İlk şahidemiz Es-seyyid Mehmed Ağa Silahdar-ı Hazret-i Şehriyari ye aittir. 1185 (1771-72 ) tarihli bu şahide enfes bir üsküf serpuşa sahiptir.

Üsküf , kırmızı kalın çuhadan yapılırdı ve sadece padişahın silahdar ağası ve çuhadar ağası tarafından giyilen heybetli bir başlıktı. Ayazma cami haziresinde bu başlıklı serpuşlardan iki tanedir aynı taşçının eseridir. Hazirede bulunan bir diğer değerli şahide ise zerrin serpuşludur. Zerrin, Osmanlı sarayı has oda görevlilerinin ve Enderun mensuplarının başlarına taktıkları serpuş olup üzeri tamamen ince altın sırma işlemeli ve silindirikti. Bu başlığı giyen Enderun görevlilerinin bir kısmı zülüflerini omuzlarının üzerine bırakırlar ve saçlı olduklarını gösterirlerdi. Bunlara “ zülüflü ağalar “ denirdi ve tamamı zerrin giyerlerdi. Bu zerrin serpuşlu taşlar İstanbul un değişik mezarlıklarında mevcuttur.
Üsküdar Ayazma Cami restorasyonunun en kısa sürede tamamlanıp ibadet açılmasını bekliyoruz.


(devam edecek )

KAYNAKÇA:
Abdulkadir Özcan, Çuhadar, TD Vakfı İslam Ansiklopedisi, yıl 1993, cilt 8, s 381-382

Şerafettin Turan, Silahdar, TD Vakfı İslam Ansiklopedisi, yıl 2009, cilt 37, s 193-194

Necdet İşli, Osmanlı Serpuşları, İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Yayınları, İstanbul 2009, s 90-91

Necdet İşli, Osmanlı Serpuşları, İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Yayınları, İstanbul 2009, s 94

Nurcan İnci, 18. Yüzyılda İstanbul Camilerine Batı Etkisiyle Gelen Yenilikler, Vakıflar Dergisi, 19.sayı, Ankara 1985, s 4

İlknur Aktuğ Kolay, Ayazma Cami İnşaat defterine göre yapıda kullanılan bezeme ve tefrişat malzemeleri,

Celal Esad Arseven anısına Sanat Tarihi Semineri Bildirileri, Mimar Sinan Üniversitesi Oditoryumu, İstanbul
Kasım 2000, s 5

Taş İstanbul, Üsküdar Ayazma Cami, http://www.tas-istanbul.com/portfolio-view/uskudar-ayazma-camii/
erişim tarihi 22.01.2018

Aygün Ülgen, Türk Mimarîsinin Minyatür Yapıları: Kuş evleri, Tarih ve Medeniyet Dergisi 7 Eylül 1994, s. 55-58.

Prof, Dr. Nusret Çam, Kuş evlerinin arkasındaki dünya , Şefkat estetiği Kuş evleri, Zeytinburnu Belediyesi yayınları, Aralık 2009, s 56-66
          |                              

Mahmut Ökçesiz
Profesyonel Turist Rehberi
26 Ocak 2018 Cuma
Mesaj Gönder 1389



 Yorumlar

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
BİN PINARLI İDA KAZDAĞLARI

Cem POLATOĞLU
Yazara Mesaj gönderin
TATİL KÖYLERİMİZİN ANATOMİSİ

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
TURİZM GEZGİNLERİNİN TERCİHİ KÖYLERDEKİ EŞSİZ DENEYİMLER

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
BAZEN TEK BİR YAPRAK YETER…

Serdar Taştanoğlu
Yazara Mesaj gönderin
HOŞGELDİN BABACIĞIM II Yorum VAR !

Asil S. TUNÇER
Yazara Mesaj gönderin
SELANİK TÜRKLERİNDİ –II-

Şebnem Başdere ORMAN
Yazara Mesaj gönderin
ALMAN TURİZMİNDE DİJİTALLEŞME

Olay SALCAN
Yazara Mesaj gönderin
YOZGAT'TA BİR HAFTA SONU Yorum VAR !

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
GAP YTK BAŞKANLIĞINA KADIN ADAY OLURSA...

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .