URLA'DA GÜZEL BİR HAFTA SONU

Doğduğum çocukluk ve gençlik yıllarımın geçtiği canım şehrime her gidişimde bir başka heyecan kaplar içimi.

Beni en çok etkileyen ve etkilediği kadar da gururlandıran farklı inanışlara sahip insanların cana yakınlığı, sıcakkanlılığı, bir arada medeni bir şekilde yaşamasının yanında, bir de baba ocağıdır İzmir benim için. Birçok seyahatimde son dakikada hazırladığım bavulumu söz konusu İzmir olduğunda en azından üç gün önceden hazırlamağa başlarım. Bavuluma koyduğum her giysimi özenle seçer, yerleştirirken de her giysiyi hayalimde ayrı bir gezmekte giydiğimi ve anılarla dolu sokaklarında gezdiğimi düşlerim. Doğrusunu isterseniz bavulumun hazırlanması bittiğinde ben aslında bir kere gidip gelmiş gibi olurum İzmir e. Gerçek seyahat benim için düşlediklerimin katmerli bir şekilde gerçekleşmesinden başka bir şey değildir.

Organizasyonlarını bir arkadaşımızın yaptığı şirin, tatlı, içten ve değişik şehirlerde oturan pek çok kişiden oluşan bir grubumuz var. Gezilerimize bu grubun içinden zamanı müsait olanlar katılır. Böylelikle büyük şehirlerin koşuşturmasından birbirini göremeyen kişiler bu geziler sayesinde hem gezmiş hem de hasret gidermiş olurlar.
Bu kez Urla ya Cumartesi sabahı başlayıp Pazar akşamı sona eren kısa bağ bir gezisiydi bizimkisi. Ama tadı damağımızda kalmadı dersem ayıp etmiş olurum. Bu sadece şarap tadımı değil aynı zamanda yemek konusunda atış serbest komutunu almış bir grup arkadaşın yemeğe, şaraba, sohbete ve dostluğa bir türlü doyamadığı ve doymak da istemediği bir gezi oluvermişti.

Cumartesi sabahı Seferihisar Kuşadası yolunda Köylüm Kahvaltı Salonunda bir gece önceden az yemek suretiyle iyi hazırlanmış olmamıza karşın masamıza gelenlerin yarısından fazlasını yiyemeden ayrılmış olmanın hüznü vardı içimizde. Bize gezi boyunca eşlik edecek şoförümüz ve midibüsümüze doğru ilerlerken bazılarımız zaman zaman geri dönüp kahvaltı masasına sanal olarak oturup birkaç lokma daha atıştırıveriyordu sanki.

Bundan sonraki durağımız benim ilk defa konaklayacağım Urla daki bir Butik Otel oldu. Her şeyiyle son derece güzel tasarlanmış bir oteldi burası. Sahipleri karı koca. Gece bekçisi dışında tüm çalışanlar kadın. Tabi durum böyle olunca en küçük detayların bile zevkli olduğu, hiçbir şeyin unutulmadığı hemen dikkati çekiyor. Otelde odalara yerleştikten kısa bir sür sonra lobide buluşarak şarap tadım turumuza başlıyoruz.

Urla nın bugün bulunduğu bölge antik çağlardaki on iki İyon kentinden Klazomenai olarak adlandırılan bölge olduğu bilgisini vermekte fayda görüyorum. Urla bölgesinin zaman içinde iyi bir şarap bölgesi olacağını duymuş olmamıza karşın bölgeyi sadece şarap tadımı amaçlı gezmek bir türlü nasip olmamıştı. Doğrusunu isterseniz bu gezi sayesinde hem şaşırdım, hem de turizme gönül vermiş biri olmamın yanında bir turizm yazarı olarak şarap tadım turizminin turizm sektörü içinde gelişen bir trend olduğunu bildiğim için son derece memnun oldum.

Urla Bölgesinde bugünlerde kurulma aşamasında olan bağların olması da gelecek açısından umut verici. Urla da bağların birbirlerine olan mesafeleri fazla olmadığı gibi aralarındaki yollar da güzel. Bu da şarap tadımı işinin doyasıya, bir program çerçevesinde ve kısa sürede gerçekleştirilebilmesine olanak sağlıyor. Gerek yurt dışında gerekse yurt içinde bazı bölgelerde bağların birbirlerinden oldukça uzak olması ya da yolların kötü sayılacak düzeyde olması rahat bir şekilde gerçekleştirilmesi gereken şarap tadım turlarını negatif yönde etkiliyor.

Biz turumuzda sırasıyla 5-6 yerel firmaya uğrayarak tadımlar yaptık. Gerek bağlara gerekse şaraplara iyi, güzel veya kötü demenin doğru olmadığına inandığım için yorumu ziyaretçilere bırakmakta fayda görüyorum. Her bağdaki tadımda 4-5 değişik şarap sunduklarını belirtmeliyim. Bildiğim kadarıyla iyi şarap damak tadına uygun olması yanında ertesi gün yaşanabilecek olası bir baş ağrısına neden olmayan şaraptır. Bu anlamda Urla bağlarının geçer not aldıklarını söylemeliyim. Bu şarap firmaları arasında bir hanım girişimci tarafından büyük bir firma haline dönüşen dahi var.

Akşamüstü son tadım tesisi olarak gittiğimiz bu firmada arkadaşımız akşam yemeği de ayarlamıştı. Hem tadım, hem yemek oldukça iyiydi. Biz konaklamadık ancak tesiste 5 odalı güzel bir butik otel de mevcut. Diğer bağlarda değil ama burada böyle bir otele gerek vardı. Çünkü bu bağ diğerlerine göre biraz yamaçta. Yani buraya gelirken ya erken saatte gelinecek ya konaklama yapılacak, ya gelenlerden biri içki içmeyecek ya da bir şoförle gelinecek şekilde planlama yapılmalıdır. Çeşitli bağlarda tattığımız üzümlere gelince: Cabarnet Sauvignon, Cabarnet Franc, Savignon Blanc, Pinot Noir, Petit Verdot, Merlot, Syrah, Chardonnay, Alicante Bouchet, Sangiovese, Nero D avola, Boğazkere, Kalecik Karası, Urla Karası, Öküzgözü, Sultaniye ve Bornova Misketi.

Pazar sabahı saat 9.00 da hareket edecek şekilde ve gene gözümüzü açık büfeden alamadığımız bir kahvaltı sonrasında yola çıktık. Urla nın içinde bir tur attıktan sonra eski İzmir Çeşme yolu üzerinde Uzunkuyu Mevkiinde yer alan Köstem Zeytinyağı Müzesini gezmeğe gittik. Doktor Levent Köstem tarafından 2002 yılında kurulan bu müze gerçekten oldukça enteresan. Bölgedeki zeytincilik ve zeytinyağı üretiminin tarihi oldukça eski. Ancak zeytinyağı üretiminde kullanılan teçhizatlar arasında 1850 sonrası yıllara ait olanlara ulaşılabilmiş. Büyük özverilerle toplanan bu teçhizatlardan oluşturulmuş bir müze burası. Bölgede antik çağlarda bile yapılan zeytinyağı üretimine ait bilgiler ve zeytinyağının anforalar içinde gemilerle nasıl nakledildiğini görebileceğiniz bir yer burası. Köstem zeytinyağı müzesi yanında yakınlarda bulunan Zeytineli Beldesinde organik zeytin ve zeytinyağı üretimi de yapılmaktadır.

Buradan sonraki durağımız gene Antik çağlardaki on iki İyon kentinden biri olan Teos kalıntılarıydı ki özellikle amfi tiyatro gerçekten görülmeğe değer. Teos tan sonraki hedefimiz olan Sığacık a gitmeden önce yakınlarda bulunan Barbaros köyünü ziyaret ettik. Burası en belirgin özelliği evlerin önlerinde konuşlandırılmış korkuluklar olan şirin bir Ege köyü. Bu korkuluklar son derece özenle yapılmış, hepsine ayrı ayrı elbiseler giydirilmiş ve tertemiz. Bu korkulukların bazılarının ellerine ilginç pankartlar tutuşturulmuş. Bir tanesi Türkiye nin genel ve en büyük sorunu olan işsizliğe değindiği için çok hoşuma gitti. “İşimizi geri isteyoz, tarlalara hiç karga gelmeyo ''

Akşam yemeği öncesinde son durağımız Sığacık. Günlerden Pazar ve buranın bir anlamda halk pazarı da diyebileceğimiz pazarının kurulduğu gün. Çok büyük çoğunluğu Sığacıklı kadınların yaptığı tatlı ve tuzlu hamur işleri, sarmalar, bazı ot yemekleri yanında reçel ve dondurmaya kadar her türlü besini bulabileceğiniz bir Pazar burası. Kale içinde olduğu gibi evlerin arasındaki sokaklara da taşmış doğal ve organik bir pazar. İnsan her tezgâhtan bir şey alıp yememek için kendini zor tutuyor. Emin olun alıp tattıklarımızın hepsi birbirinden güzel. Sığacık a giderseniz ve vaktiniz varsa kaleyi ve burçlarını mutlaka gezin. Şirin ve küçük marinasındaki birkaç restoranın birbirleriyle yarıştığı söylenebilir.
Sırada akşam yemeği var. Seferihisar Kuşadası yoluna yakın Ulamış köyü karşısında Artemis Lokantası bizi bekliyor. Buranın mutfak şefi uzun yıllar İzmir de önemli yerlerde görev yapmış Abdullah Usta. Abdullah Usta burada bir ilki gerçekleştirmeğe çalışmış. Mevsimde uygun olduğu için tüm menü enginar üzerine. Masamıza gelenleri kısaca sıralamak gerekirse enginar salatası, enginar böreği, enginar çorbası, klasik zeytinyağlı enginar, enginar dolması, güveçte karidesli enginar, güveçte köfteli enginar, sarmısaklı yoğurtlu enginar kızartması, enginar tatlısı. Tabi ki hepsinden azar azar tadabildik ancak tadı damağımızda kaldı diyebilirim. Urla bağları gezisini sizlere de tavsiye ederim. Memnun kalacaksınız.
          |                              

F.Sema KUTLU
FIJET ve ATURJET Yönetim Kurulu Üyesi
11 Mayıs 2018 Cuma
Mesaj Gönder 1569



 Yorumlar

Kemal ŞENDİKİCİ
Yazara Mesaj gönderin
TURLARLA GEZME KÜLTÜRÜ ÜZERİNE

Hüsnü GÜMÜŞ
Yazara Mesaj gönderin
20 YIL SONRA VİYANA

Yusuf YAVUZ
Yazara Mesaj gönderin
MİLLİ BOTANİK BAHÇESİ DE TOKİ'YE TESLİM EDİLDİ!

Uzm.Dr. Sinan İbiş
Yazara Mesaj gönderin
BÜYÜK BİR GÖBEK İNME VE KALP KRİZİ RİSKİNİZİ ARTIRABİLİR Mİ?

Asil S. TUNÇER
Yazara Mesaj gönderin
KUŞADASI'NDA BAŞKAN ZULMÜ

Aydın YAYLACIKLILAR
Yazara Mesaj gönderin
OY HAKKINIZI TURİZMCİ KİMLİĞİNİZİ UNUTMADAN KULLANIN Yorum VAR !

Nilgün ATAR
Yazara Mesaj gönderin
12.400 YIL ÖNCE EN GELİŞMİŞ YERLEŞİM KÖRTİK TEPE'DE

Merve Baş BULUT
Yazara Mesaj gönderin
NEDİR ERİŞİLEBİLİRLİK.?

A.Nejat Şardağı
Yazara Mesaj gönderin
KÜRESEL ISINMA VE KARBON SALINIMINA TURİZM ENDÜSTRİSİNİN OLUMSUZ ETKİSİ.

Tüm Yazarlarımız
Koşe Yazıları RSS hizmeti


İslami Oteller
Otel Fiyatları


. . .