Güncel Sağlık

Ömür Kahraman yazıyor: Güvenli uçuş, sağlıklı nefes

Ömür KAHRAMAN- turizmhaberleri.com Hangimiz sevmeyiz ki uçmayı? Hangimiz özlemedik… korkularımız var kovit 19 sonrası uçmaya çünkü, bilen bilmeyen herkes bir şeyler söylüyor. Sosyal mesafe sağlanamazmış, havalandırma sistemi virüslerin yayılmasına uygunmuş,..

Ömür Kahraman yazıyor: Güvenli uçuş, sağlıklı nefes
Ömür KAHRAMAN- turizmhaberleri.com
Hangimiz sevmeyiz ki uçmayı? Hangimiz özlemedik… korkularımız var kovit 19 sonrası uçmaya çünkü, bilen bilmeyen herkes bir şeyler söylüyor. Sosyal mesafe sağlanamazmış, havalandırma sistemi virüslerin yayılmasına uygunmuş, ve daha bir çok şey söyleniyor. Gelin bugün size uçaklardaki havalandırma sisteminden bahsedeyim. Böylece yine bulutların üzerindeki hayalleriniz devam etsin. Daha önce kovit 19 yoktu belki hayatımızda ama grip vardı. Kim uçaktan grip olmaktan korktuğu için binmedi?
Havalandırma ve basınç sistemi uçakta ne işe yarar?
Haydi hayal kuralım. Bulutların üzerinde en sevdiğiniz kişi yanınızda hayalinizdeki tatile gidiyorsunuz. Rahat koltuğunuzda kitabınızı okuyorsunuz… Dışarıda sıcaklık -55 santigrat derece. Basınç mı? İnsanın dayanamayacağı kadar düşük. Oysa bunu uçakta hiç hissetmiyoruz. İşte o yüzden seviyoruz uçak yolculuklarını. Düşünün harika bir yemek, mükemmel bir servis ama, temiz bir hava yok, basınç dengesiz kulaklarınızı ağrıtıyor, kaliteli bir hava teneffüs edemiyorsunuz, sever misiniz uçak yolculuğunu?
Cevaplarınızı duyar gibiyim. Elbette sevmezsiniz. Kaliteli nefes almak yemekten, servisten, koltuk aralığından çok daha önemlidir.
Havalandırma sistemleri, uçak motorlarıyla çalışır. Uçak motorları tarafından emilen havanın önemli kısmı özel yanma odalarında yakılarak itiş gücü elde edilirken diğer kısmı havalandırma sistemine gidiyor. Uçaktaki klima sistemine gelen hava, kabin içine verilecek sıcaklığa göre ayarlanıyor. Basınçsız havanın solunması imkansız olduğu içinde basınçlandırılıyor. Soluyabileceğimiz hale gelen hava, el bagajlarımızı koyduğumuz baş üstü bagaj bölümünün üzerinden uçak içine veriliyor. Hatırlarsınız baş üstümüzde havalandırma valfleri, aydınlatma ve hostes çağırma butonları var. İhtiyacımıza göre serinlemek için adeta bir klima gibi bu valfleri kullanıyoruz. Uçak içerisine yayılan hava, kabini dolaştıktan sonra alt kısımdan tekrar içeri alınır ve temizlenerek havalandırma sistemine geri gidiyor.
Bu havanın bir kısmı dışardan alınan, bir kısmı da içerde solunduktan sonra kirlenen ve  özel filtrelerden geçirilerek ısısı tekrar ayarlanan havanın kabine verilmesinden oluşur.
Dev uçak imalatçısı Boeing’in kabinde yeniden temizlenmiş hava oranının yükseltilerek uçuş maliyetlerinin azaltılmasını isterken Uluslararası Kabin Memurları ve Havayolu Pilotları Dernekleri buna karşı çıkıyor. Niye mi? Sebebi basit: Yeniden temizlenmiş hava oranının yükseltilmesi motordan daha az havanın gelmesi anlamına geliyor. Bu neden istenir? motor yakıt tasarrufu sağlamak için.
Dünya sivil havacılık otoriteleri tarafından kabindeki temiz hava oranları belirlenmiştir. Gerek temiz hava, gerekse yeniden temizlenen hava özel filtrelerden süzülerek kabine verilir. Bu sebeple uçak içerisindeki havanın tamamı için temiz hava diyemeyiz. Avrupa Birleşik Havacılık Kuralları JAR’a göre uçakta dakikada yolcu başına 10 feet küp temiz hava verilmesi gerekmektedir. Bu filtrelerin imalatı hassaslık gerektirmektedir. Zira filtrelerin gözle görülmeyecek kadar küçük, havada uçan zehirli parçacıklar ya da virüs gibi zararlıları yakalaması gerekmektedir. Filtrelerin içinde özel tasarlanmış yollar bulunuyor.
Bilgisayarda tasarlanan özel çıkıntılar ve eğimler vasıtasıyla en küçük parçacıkların bile yakalanması sağlanıyor. Filtrelerin içi mikro cam fiberinden imal ediliyor. Filtre içinde tutulan virüs ve zararlı maddeler bir süre sonra havalandırma sistemini mikrop yuvası haline getirebileceğinden hava filtrelerinin belirli aralıklarla düzenli olarak kontrol edilmesi gerekiyor. Sadece uçaklarda değil klima kullanılan ev, araç işyeri gibi her yerde havalandırmadan yayılan hastalıklardan korunabilmek için filtre temizliği önem arz etmektedir.
Hayatım boyunca hiç sigara içmedim. Beni tanıyanlar kokusundan ne kadar rahatsız olduğumuda bilirler. Nikotinin iyi geldiği bir konunun ülseratif kolit denen ağrılı kanamalı bir bağırsak hastalığı olduğunu öğrendiğimde şaşkınlığımı gizleyememiştim.
Eskiden uçaklarda tütün içilebildiğini hatırlarsınız. Gelin tütün yasağının kronolojisine bakalım:
1971: Air Canada’da uçaklarda sigara içilmeyen bölümler ayrıldı.
1973: United Airlines uçaklarda sigara içilen ve içilmeyen bölümleri ayırdı.
1988: Northwest ve Delta Havayolları iç hatlarda sigara içme yasağı başladılar.
1996: ICAO tüm ulusal ve uluslararası uçuşlarda tütün içimini yasakladı. Kuzey Amerika, İskandinavya, Yeni Zelanda ve Avustralya bu yasağa uydu. Ancak Avrupa, Ortadoğu ve Asya uçuşlarında sigara içimi devam etti.
1998: Avrupa’da Türkiye’nin de dahil olduğu tüm ülkelerde uçuşta sigara izni kaldırıldı.
1999: FAA (ABD Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Federal Havacılık İdaresi) tüm iç ve dış hat uçuşlarında sigara içilmesine yasak getirdi.
2002: Atina-NY hattında sigara içimine izin veren bir Yunan uçağında astımlı bir yolcu öldü.
2008: Türkiye’de Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair 4207 sayılı kanun çıkarılarak tüm kapalı alanlarda tütün kullanımı yasaklandı.
2011: Uçaklarda elektronik sigaraların da içilmesi yasak kapsamına alındı.
Tıpkı ülsaretif kolite nikotinin iyi geldiğini şaşırdığım gibi havalandırma sisteminin çalıştığı yerde sigara içildiğinde bu filtrelere koku sinse de, nikotinin virüsleri öldürme özelliği olduğunda da şaşırmadım desem yalan olur.
Kabin basıncının deniz seviyesi ile aynı olmadığıda malum. Uçak içinde nefes alırken kendimizi adeta yüksek rakımlı bir yerdeymiş gibi hissetmemizde bundandır. Kabin içindeki basınç 2600 metrelik yüksekliğe eşitlenir. Elbette bu uçulan irtifaya bağlıdır.
Kabin basıncını deniz seviyesinde tutmak çok pahalı olduğundan uçak 10 ila 13 bin metre yüksekte uçarken kabin basıncı 2600 metrede tutuluyor. Elbette bu havalandırma sistemlerinin kontrolleri yapılıyor. Uçuş sırasında yolcular çok fazla su istiyorlarsa, kabin havasının sıcaklığını değiştirmeleri için kabin amiri uçak tipine göre ya kabin ön kısmında bulunan panodan ya da pilotları uyararak kokpitten yapılmasını sağlar. Kokpit ısı açısından da izole edilmiş bir alan olduğundan kabin amirinin uyarısı dikkate alınır.
Kabin basıncının sıfırlandığı tek uçak vardır. Hadi bakalım sesten iki kat daha hızlı uçabilen uçak dersem cevap verebilirsiniz sanırım. Evet doğru cevap; Concorde.
Auburn Üniversitesi başkanlığında FAA’in (ABD Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Federal Havacılık İdaresi) 2004 yılında kurduğu Havayolu Uçak Kabinleri Mükemmeliyet Araştırma Merkezi (ACER), yaptığı çalışmalarda kabin havasındaki kimyasal ve biyolojik tehditleri değerlendirmekte ve çalışmada 7 üniversite ile de işbirliği yapmaktadır.
2005 yılında New England Medical Center (TUFTS) ve Lahey Clinic Medical Center tarafından “Havayoluyla Seyahatlerde Enfeksiyon Hastalıkları Bulaşımı” başlıklı bir çalışma yapıldı ve bu çalışma Lancet dergisinde yayınlandı. Raporda, uçak içi havalandırmasının ve kabin hava kalitesinin diğer toplu taşım araçlarındakine göre daha riskli olduğuna dair bir ipucu olmadığı; uçaklardaki sistemlerin kirliliği ve hastalıkları yeterince önlediği, buna rağmen kamuoyunda olumsuz bir önyargı bulunduğu belirtildi.
Hasta yolcular tarafından uçaklara taşınan virüs ve bakteriler gizli sağlık tehdidi olabilir. 2002 yılındaki SARs epidemisi, havayolu seyahatlerde viral hastalıkların yayılabileceğiyle ilgili ciddi bir uyarıydı. Grip, tüberküloz, kızamık, H5N1 (domuz gribi), Ebola, HIV ve hepatit gibi bakteri ve virüsler hasta yolcuların nefeslerinden kabine yayılabilir veya aynı eşyaları kullananlara bulaşabilir diye duyulan endişelere karşı Hepa filtreleri geliştirildi. Böylece kabin havasındaki bakteri ve virüslerin Hepa filtreleri tarafından süzmesi %99 başarılı olmuştur.
Apollo uzay aracı gibi 6 m3 hacimde 3 kişilik çok dar kapsüllerde bile bu süzme işlemi sayesinde bir hastalık geçişi olmadığı deneyimlenmiştir. Şüphesiz uzay araçlarında çok sağlıklı kişilerin bir arada bulunuyor olmaları, yolcu uçaklarındaki insanların maruz kaldığı risk açısından eşit bir örnekleme sayılmaz. Çünkü uçak yolcuları, her uçuşta değişen heterojen insanlardır ve bazen kendilerinin bile bilmedikleri hastalıkları taşıyor olabilirler.
Solunum yolu enfeksiyonu olan bir insan her aksırık ve öksürükte etrafa %96’sı 2 mikrondan küçük olan 100 bin partikül saçar. Bu damlacık enfeksiyonu riski, kaliteli hava filtreleme sistemi kullanmak, uçakları sık sık kimyasal dezenfektanlarla temizlemek ve ağır hastaları kabine almamakla azaltılabilir.
Bulaşıcı hastalığı olduğu uçuş ekiplerine raporlanmış olan, öksürük, aksırık ve nefes yoluyla kabin havasına mikrop saçma ve kötü koku yayma ihtimali olan hastaların yolcu uçaklarına alınmaması, bunların ambulans uçaklarla seyahat ettirilmesi en doğrusudur. Ama genelde ticari havayolu şirketleri bu konuda çok titiz davranmama, hasta yolcular da ambulans uçaklara büyük paralar ödemek istememe eğiliminde olduğu gözlenlenmektedir. Bilet parasını ödemiş bu gruptaki yolcular (salgın hastalık zamanları hariç olmak üzere) çok kötü görünmüyorlarsa ve ateşli değillerse uçağa alınırlar. Bu aşamada havayolu şirketi, DHMİ ve Hudut-Sahiller Genel Müdürlüğü doktorları sorumludur. Bu hastalar hiç olmazsa en arka sırada, ön ve yan koltukları boş tutulacak şekilde izole edilerek oturtulmalı, mutlaka maske takmalıdırlar. Bu hastalara yardımcı olan yakınlarının, sağlık personelinin ve kabin ekiplerinin de maske ve eldiven kullanmaları gerekir.
Yolcuların baş üzeri panelde yer alan hava üfürme problarını yüzlerine doğru yönlendirilmiş olması da, hastalıklı kişilerden gelen enfekte havayı engelleyici ve/veya uzaklaştırıcı adeta hava perdesi görevi görebilir.
IATA’ya (Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği) göre uçak yolculuğundaki korunanın bulaşma riski AVM’den daha az…
Modern bir uçağın kabin havası ofislere veya mağazalara göre çok daha sık değiştiğinden, IATA uçaklarda korona virüsü yayılma riskinin daha düşük olduğunu değerlendiriyor.
Sonuç olarak, uçaklardaki havalandırma sistemi virüsleri tutma özelliğine sahiptir. Hiç şüphesiz havayolu hala en emniyetli, en güvenli ve en hızlı ulaşım aracıdır. Hayalinizdeki bulutların üzerinde olma isteğinizin hep sürmesi için çalışan binlerce insan olduğunu unutmayın. Siz rahat edin diye biz havayolu çalışanları çalışıyoruz.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL