Güncel

Seyahat acentalarını yaşatın ki, ülke olarak hedeflerimize ulaşalım

Samistal Travel’ın sahibi ve TURGÖN  Üyesi Cevdet Eroğlu;  turizm tarihinin en büyük krizinde seyahat acentaları sahipsiz ve desteksiz kaldı. Acentaları yaşatın ki, ülke olarak turizm hedeflerimize ulaşabilelim” dedi. Nilgün ATAR..

Seyahat acentalarını yaşatın ki, ülke olarak hedeflerimize ulaşalım

Samistal Travel’ın sahibi ve TURGÖN  Üyesi Cevdet Eroğlu;  turizm tarihinin en büyük krizinde seyahat acentaları sahipsiz ve desteksiz kaldı. Acentaları yaşatın ki, ülke olarak turizm hedeflerimize ulaşabilelim” dedi. Nilgün ATAR Röportajı..

NİLGÜN ATAR’LA TURGÖN SOHBETLERİ

Niğde merkezli Samistal Travel Türkiye’nin ilk Sürdürülebilir Turizm sertifikalı seyahat acentası.  Deneyimli turizmci Cevdet Eroğlu ile TURGÖN SOHBETLERİ kapsamında gerçekleştirdiğimiz röportaj; ayakta durmaya çalışan sessiz çoğunluğun sesi oldu adeta. Söylenmeyenler, kapalı kapılar ardında konuşulanlar, cesur bir şekilde gündeme taşındı. Anadolu’dan yükselen ve dalga dalga yayılan bu sese iyi kulak verin.

İşte korona süreci, seyahat acentalarının yalnızlığı, beklentileri, kısır çekişmelerin perde arkası, kazanan ve kaybedenler, TÜRSAB seçimlerinin çarpıcı değerlendirmeleri, yapıcı eleştiriler, ufuk açan öneriler, turizmde değişim, dönüşüm ve öngörüleri ile TURGÖN SOHBETİ başlıyor:

SEKTÖR SAHİPSİZ VE BİR O KADAR DA YALNIZLAŞTIRILMIŞ HİSSEDİYOR..

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile meslek örgütünüz TÜRSAB’ın bu zorlu süreçteki sektörel kriz yönetimi hakkında neler söyleyeceksiniz? Seyahat acentalarına yönelik desteklerle ilgili görüş ve beklentileriniz nedir?

Covid 19 maalesef tüm dünyadaki tur operatörlerini ciddi anlamda etkiledi hatta bu tur operatörleri küçülmeye bile gitti. Turizm sektörü açısından bir tufan sayılacak bu gelişme Türk turizmini de ciddi anlamda sarstı. Gerek acenteleri, gerekse otelcileri içinden çıkılmaz bir dar boğaza sürükledi. Öncelikle pandemi döneminde gerek TÜRSAB gerekse Bakanlık küçük bir hamle yaparak 2020 aidatlarının alınmaması yönünde bir karar aldı. Zaten olması gereken de buydu. Ayrıca acenteleri desteklemek için KGF kredisi tahsis edildi; şartları uyan ve yerine getiren acentelere bu krediler sağlandı. Ancak bu olağanüstü zorlu süreçte bu destekler yetersiz kaldı. Türkiye’de yaklaşık 10 bin üzeri seyahat acentası var. Bu acentalar genelde Birliğe gelir getiren kuruluşlar olarak görülmüştür ama aynı zamanda seçim dönemlerinde bu acenteler üzerinden oy hesaplarının yapıldığını görmekteyiz.

SEYAHAT ACENTALARINI YAŞATIN Kİ TURİZM HEDEFLERİNE ULAŞABİLELİM

Aslına bakıldığında Türkiye’de nitelikli 3 bin civarı acenta bulunmakta olup bu acenteler ülke turizmine direk girdi sağlamaktadır. Benim şahsi kanaatim ülkemizde acenta enflasyonunun önüne geçmek için acentaları kategorize etmeniz gerekir. Yıl 2020 olmuş, halen denetimlerde istenen sonuçlar alınmamış ve kaçak faaliyetlere dur denilememiştir. Bakanlığımızın ve TÜRSAB’ın acilen birliktelik mesajları vererek kişisel kavgaları bir tarafa bırakıp sadece sektöre çözüm üretmesini bekliyoruz.. Siz acenteleri yaşatın ki 2023 vizyonunda 100 milyon turist 100 milyar dolar hedeflerine ülke olarak ulaşabilelim. Aksi halde bu hedeflerin dışında kalırsınız ve inandırıcı olmaz.

BAKANLIK VE TÜRSAB ÇEKİŞMESİNİN KAYBEDENİ SEYAHAT ACENTALARI…!

TÜRSAB seçimlerini konuşmak için henüz çok erken ancak sektörde açık  yada kapalı kapılar ardında neler konuşuluyor. Acenteler mevcut yönetimden memnun mu sizce?.

TÜRSAB seçimlerinden sonra gündemimizde hep Firuz Bağlıkaya ile Bakan Ersoy’un kişisel çekişmeleri yer aldı, sektör bu tabloyu konuştu durdu. Duyduklarımız Bakan beyin yeni yasaya istediği birkaç maddeyi ekletmek istemesi; Firuz bey’in ise “Bu bizim kırmızı çizgimiz” diyerek geri çevirmesi üzerine kavganın fitili de ateşlenmiş oldu. Bakanlık her platformda ve olması gereken yerde TÜRSAB’ı görmezden gelmesi kulislerde sıkça dile getirildi. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Aslında bu kısır çekişmenin kaybedeni biz acenteler.. Sektör olarak sahipsiz ve bir o kadar da kendimizi yalnızlaştırılmış hissettik. Halbuki asıl amaç sektöre nasıl fayda sağlarız, çökmüş olan turizmi nasıl ayağa kaldırırız, nasıl bir paket çıkartırız da acentelere can suyu oluruz olmalıydı bu süreçlerde. Bir babanın evine ekmek götürmesi kadar kutsal bir şey yoktur. Siz acentelerin günlük yaşam alanının bir tarafında yoksanız siyaseten bertaraf olursunuz.

TÜRSAB SEÇİMLERİNDE YENİ İSİMLERE İHTİYAÇ VAR…

Peki sizce önümüzdeki seçimlerde mevcut başkan ile devam mı yoksa çok yeni ve sürpriz isimler mi ortaya çıkacak?.

Önümüzdeki dönem Firuz beyin kesinlikle tekrar aday olacağını düşünüyorum. Her ne kadar Firuz bey genel kurulda “bu benim son seçimim” dese de muhtemel adaylar arasında olacağını tahmin ediyorum. Firuz beyin “ben önümüzdeki dönem aday olmayacağım” demesinden sonra bazı yapıların farklı hesaplar içerisine girmesini normal karşılıyorum. Ama şöyle bir baktığımızda bu tür yapılar daha önce denenmiş ve bulundukları görevlerde sektöre hiç mi hiç katkı sunmamışlar. Yeni isimlerin çıkması muhtemel zaten. Bu hareketler bazı platformlarda başlamış bile.

SEÇİMLERDEKİ BİRLEŞMELERDE MAKAM KAVGALARINI GÖRDÜK..

TÜRSAB’ın son 3 seçiminde birleşmeleri gördüm ve bu birleşmelerin çözümden ziyade sektöre sorun yarattığına hatta birlik içinde masa ve makam kavgalarına da şahit olduk. Birleşmede kesinlikle karşı tarafla aynı dili konuşuyor olmalısınız, kimyanız uymalı hatta birbirinizi tamamlayacak ortak noktalarınız olmalı eğer bunların biri yoksa şayet “kapıya yakın oturturlar gidişiniz kolay olsun” diye. Şimdiden “şu aday, bu aday” demeye gerek yok çünkü önümüzde daha 2 yıldan fazla bir süre var. Ama gözüken o ki yine bilindik adaylar geçmişten ders almayıp kendilerini yenilemeden seçmenin karşısına çıkacak ve yine bilindik 1618 yasa masallarını dinleyeceğiz. Yeni isimlere kesinlikle ihtiyaç vardır. Yine şunu göz ardı etmemek gerekir, TÜRSAB seçimlerinde gücü olan ve seçmeni taşıyan 1- 0 seçimlere önde başlar.

2019 CİROLARINI 2022 SONUNDA YAKALARIZ..

2020 sonrası için turizm sektörünü neler bekliyor?  3 yıllık öngörünüz nedir?

Hatırlarsınız sizinle 2015’de yine benzer bir sohbet yapmıştık ve o zaman ülkemizin sistematik bir ambargo ile karşı karşıya kaldığını, maalesef turizmin toparlanmasının ancak 2018 ve 2019’da düzeleceğini defalarca söylemiştik. Bence 2020 kesin kayıp yıl, herkes farklı bir açıklama yapıyor; yok uçaklar iniyor, yok Ruslar başlayacak gibi asılsız buna benzer birçok haberi görüyor ve duyuyoruz. Benim gördüğüm 2019 cirolarını kesinlikle 2022 sonu ve 2023 başlarında yakalayacağımız doğrultuda. İnşallah bu konuda ben yanılırım.

FRANSA, ALMANYA’NIN AKSİNE TERS KÖŞE YAPTI..

Almanya an itibariyle ülkemiz için riskli ülke uyarısına devam ediyor.  Fransa pazarına hakim konumdasınız yıllardır, son gelişmeler ışığında tablo nasıl, rezervasyonlar ne durumda,?

İşin ilginç yanı Almanya’nın aksine Fransa Türkiye’ye seyahati resmi olarak yeşil gösterdi. Almanya’nın aksine Fransa ters köşe yaptı diyebiliriz lakin yeni rezervasyonlar konusunda gelişmeler olur mu bilemem ama daha önce ertelenmiş olan grupların Ağustos, Eylül ve Ekim ayında geleceğine kesin gözüyle bakabiliriz çünkü bizim gruplarımızın Ağustos ve diğer aylara konfirme edilmiş olması güzel bir gelişme.

Aslında endişelerimiz Libya’da Fransızlarla çıkacak bir sorun “yine bizi vurur mu” diye beklerken gerek Fransa halkı, gerekse Fransa medyası Türkiye’yi haklı bulmuş, Macron’u yerden yere vurmuştur. Hatta geçenlerde Le Figaro gazetesinin kullandığı “Libya’nın Sultanı Erdoğan” başlıklı haberde, Fransa içinde Macron’a karşı ciddi anlamda eleştirilerin olması ve Türkiye’nin haklı bir politika izlediğini itiraf etmeleri de negatif algının önüne geçtiğini düşünüyorum.

EKOLOJİK YIKIM DEVAM EDERSE 10 YIL SONRA TURİST BULAMAYIZ..

Tüm dünyada Pandemi ile başlayan turizmdeki büyük değişim dönüşüm nereye doğru gidiyor? Korona turizme bu kadar zarar verirken beraberinde ne tür değişimleri getirdi?

Artık dünya genelinde turizm farklı bir eksene kayıyor. Artık tur operatörleri daha sade ve kişiye özel turlar, aile turları gittikçe önem kazanacak. Bunun yanında karavan turizmi ve doğa turlarına ilgi artacağa benziyor. Doğayla iç içe yaşam önümüzdeki yıllarda kendisini daha çok hissettirecek ancak biz ülke olarak gerçekten doğaya karşı duyarlı mıyız? Son 6-7 yıldır yaylalarımız bir bir yok olmakta ve kıyı şeridindeki ormanlar bilinçsizce yok edilerek ranta açık hale getirilerek yapılaşmanın önü açılmış oldu. Eğer ülke olarak doğayı ve yaylalarımız korumaya almaz ve buraları “Sürdürülebilir turizm” mantığıyla güçlendirip aynı zamanda etik turizm modelini master-eylem planlarıyla desteklemezsek bir  10 yıl sonra kesinlikle turist bulmakta zorlanırız. İşte o zaman keşkeler bir şey ifade etmez.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL