Çevre - Doğa

Sibirya’da sıcaklık 38 dereceyi gördü, Urallar yanıyor

Soğuk iklimiyle ünlü Sibirya’da 20 Haziran’da kaydedilen 38 derece sıcaklık, iklim krizinin ürkütücü boyutlarını gözler önüne sererken buna bağlı orman yangınları da artıyor. Yusuf Yavuz, uluslararası bilim insanlarının araştırmalarını gündeme..

Sibirya’da sıcaklık 38 dereceyi gördü, Urallar yanıyor

Soğuk iklimiyle ünlü Sibirya’da 20 Haziran’da kaydedilen 38 derece sıcaklık, iklim krizinin ürkütücü boyutlarını gözler önüne sererken buna bağlı orman yangınları da artıyor. Yusuf Yavuz, uluslararası bilim insanlarının araştırmalarını gündeme taşıyor.

Yusuf Yavuz-turizmhaberleri.com- Antalya

Sibirya’daki sıcaklıkların, yılın başından bu yana ortalamanın üzerinde seyrettiğine işaret eden bilimsel araştırmalar, insan kaynaklı iklim krizinin yarattığı sonuçların ürkütücü boyutlarını ortaya koyuyor. Rusya’nın kuzeydoğusundaki Verkhoyansk kasabasında 20 Haziran’da ölçülen 38°C’lik sıcaklık, Arktik bölgesi için tarihte görülmemiş bir değer olarak kayıtlara geçti. Sibirya’nın genelinde Ocak-Haziran döneminde tespit edilen sıcaklıkların ortalamanın ise 5°C üzerinde olduğu belirtiliyor.

Rusya Bilim Akademisi ve P.P. Shirshov Oşinografi Enstitüsü’nün de aralarında bulunduğu uluslararası üniversitelerde ve devlet meteoroloji işlerinde görevli araştırmacılar, insan kaynaklı sera gazı emisyonları nedeniyle atmosferin normalde olması gerekenden 2 °C daha sıcak olduğunu ortaya koyuyor.

Sibirya’daki sıcaklık artışları uluslararası bilimsel çalışmanın konusu oldu

İklim değişikliği ya da bir başka deyişle iklim krizi, tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgını döneminde daha güçlü sorgulanır oldu. Geçtiğimiz yılsonunda Avustralya’da yaşanan olağanüstü ölçekteki orman yangınları, Norveç’te 200’den fazla ren geyiğinin beklenmedik ölümü ve 2019 Haziran’ında Fransa’yı kavuran aşırı sıcaklara dünyanın dört bir yanındaki kasırga, aşırı yağış ve buna bağlı seller eklendi. Ancak iklim krizinin nedeni olan uygulamalar konusunda kimi ülkelerin ağırdan alması ya da durumu görmezden gelmesi, daha büyük krizlerin kapıda olduğuna işaret ediyor.

SICAKLIK ARTIŞININ NEDENİ İNSAN KAYNAKLI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

Dünya İklim Atıf Girişimi’nin (World Weather Attribution, WWA) yürüttüğü çalışmalara katkı sağlamak amacıyla Rusya, Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda ve İsviçre’den iklim bilimcilerin yaptığı çalışma çarpıcı sonuçları ortaya koydu. Ocak-Haziran 2020 arasında Sibirya’da yaşanan uzun süreli sıcak hava dalgasının insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkilerinden bağımsız gerçekleşmesinin neredeyse imkânsız olduğu kaydedildi.

Sibirya Verkhoyansk’da 21 Haziran’da çekilen bu görüntüler bunaltıcı sıcakların kuzeyin soğuk coğrafyasını nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.

SİBİRYA’DA SICAKLIK 38 DERECEYİ GÖRDÜ

Rusya Bilim Akademisi ve P.P. Shirshov Oşinografi Enstitüsü’nün de aralarında bulunduğu uluslararası üniversitelerde ve devlet meteoroloji işlerinde görevli araştırmacılar, insan kaynaklı sera gazı emisyonları nedeniyle atmosferin normalde olması gerekenden 2 °C daha sıcak olduğuna dikkat çekiyor. Sibirya’daki sıcaklıklar, yılın başından bu yana ortalamanın üzerinde seyrediyor. 20 Haziran’da Rusya’nın Verkhoyansk kasabasında ölçülen 38°C’lik sıcaklık ise, Arktik bölgesi için tarihte görülmemiş bir değer olarak kayıtlara geçti. Sibirya’nın genelinde ise Ocak-Haziran döneminde tespit edilen sıcaklıkların ortalamanın 5°C üzerinde olduğuna dikkat çekildi.

İKLİMİN ISINMASI İNSAN ETKİSİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİL

İklim değişikliğinin tespit edilen yüksek sıcaklıklar üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla, Dünya İklim Atıf Girişimi’ne (World Weather Attribution, WWA) katkıda bulunan bilim insanları, iklimin günümüzdeki yaklaşık 1°C ısınmış durumunu, insan etkisinden bağımsız oluşabilecek iklim koşullarıyla karşılaştırmak için benzer ısı artışının yaşandığı akademik çalışmalarda yer alan metotları kullandı ve iklim değişikliğiyle Arktik’teki ısı değişimi arasındaki ilişkiyi incelediler.

İNSAN ETKİSİ OLMADAN 80 BİN YILDA BİR GÖRÜLEBİLECEK ARTIŞ

Analiz, bu yılın Ocak-Haziran ayları arasında Sibirya’da yaşanan uzun süreli sıcak hava dalgasının insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkilerinden bağımsız oluşması olasılığının 80.000 yılda birden az olduğunu gösteriyor. Bulgular, sera gazı emisyonları sonucu ısınmayan bir iklimde uzun dönemli sıcak hava dalgalarının oluşmasının neredeyse imkânsız olduğunu kanıtlıyor. Bulgular aynı zamanda iklim değişikliğinin, ısı dalgasının oluşma olasılığını en az 600 kat artırdığını gösteriyor. Bugüne kadar yapılan herhangi bir ilişkilendirme çalışmasında elde edilen en güçlü sonuçları içeren analiz, insan kaynaklı iklim değişikliğinin gezegen üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koyuyor.

SERA GAZINDA HIZLI AZALTIM OLMAZSA BENZER OLAYLAR ARTACAK

Bilim insanları, mevcut iklim koşullarında dahi uzun süreli ısı dalgalarının oluşma olasılığının çok düşük olduğunu belirtiyor ve benzer aşırı hava olaylarının 130 yılda bir defadan daha az gerçekleşmesini beklediklerini belirtiyorlar. Ancak sera gazı emisyonlarında hızlı azaltım olmaması durumunda, yüzyılın sonuna gelindiğinde benzer hava olaylarının daha sık oluşması riski olduğunu vurguluyorlar.

Sibirya’da sıcaklık artışına bağlı çıkan orman yangınlarında artış yaşanıyor

SİBİRYA ISINIYOR, DONMUŞ TOPRAK ERİYOR, ORMANLAR YANIYOR

Sibirya’daki sıcak hava dalgasının, Haziran ayı sonunda 1,15 milyon hektarlık alana zarar veren yangınları tetiklediği ve İsviçre ve Norveç gibi bazı gelişmiş ülkelerin yıllık emisyonlarından daha fazla miktara denk gelen yaklaşık 56 milyon tonluk karbondioksit salımına neden olduğu belirtiliyor. Ayrıca donuk toprak olarak tanımlanan permafrostun erimesini sürekli olarak hızlandırdığı ve bunun sonucunda Mayıs ayında permafrost üzerine inşa edilmiş bir petrol tankının çökmesiyle, bölgedeki en kötü petrol sızıntılarından birine yol açtığı görülüyor. Yangınlar ve eriyen permafrost tarafından atmosfere salınan sera gazları, gezegenin kar ve buz kaybından dolayı güneş ışınlarını yansıtma potansiyelinin azalmasıyla birleştiğinde, gezegenin ısınmasını daha da hızlandıracağı öngörülüyor. Isı dalgasının ayrıca larvaları kozalaklı ağaçlara zarar veren ipek güveleri istilası ile de bağlantılı olduğu rapor ediliyor.

ORMAN YANGINLARININ İKLİMİ NASIL ETKİLEYECEĞİ ARAŞTIRILIYOR

Moskova’daki P.P. Shirshov Oşinografi Enstitüsü’nde ve Grenoble’de yer alan (CNRS Çevre ve Yer Bilimleri Enstitüsü) çalışan, 6. IPCC Değerlendirme Raporu’nun başyazarı Prof. Olga Zolina “Bu çalışma, yalnızca sıcaklığın değil, aynı zamanda buna sebep olan hava koşullarının da oldukça nadir olduğunu gösteriyor. Hava sisteminin Urallar üzerinde uzun süreli ısıya neden olacak şekilde tutulması, benzeri hava olaylarının iklim değişikliği ile ivme kazanacağı ve bunun gibi daha fazla aşırı hava olayına yol açacağı tahmin ediliyor. Binlerce hektarın üzerinde bölgeyi etkileyen orman yangınları sonucunda atmosfere bırakılan ısı ve dumanın iklimi nasıl etkileyebileceğini araştırmaya devam ediyoruz” dedi.

‘SİBİRYA’DAKİ SICAKLIK ARTIŞI ŞAŞIRTICI’

Met Office’de Kıdemli Tespit ve İlişkilendirme araştırmacısı olarak çalışan ve raporun başyazarı Andrew Ciavarella ise “Araştırmanın bulguları arasında iklim değişikliğinin Sibirya’daki uzun süreli sıcaklık artışı olasılığını en az 600 kat artırması durumu gerçekten şaşırtıcı. Bu araştırma, ısınmakta olan küresel iklimde, dünyada aşırı sıcaklıkların sıklaşacağına dair bir başka kanıttır. Asıl önemli konu, sıklığı artan bu aşırı ısı olaylarının, sera gazı emisyonlarının düşürülmesiyle azaltılabileceği gerçeğidir” görüşünü dile getiriyor.

‘ISI DALGALARI ÖLÜME SEBEP OLUYOR, CİDDİYE ALINMALI’

Oxford Üniversitesi’ne bağlı Çevresel Değişim Enstitüsü Müdürü ve Dünya İklim Atıf Girişimi’nin eş başkanı Dr. Friederike Otto’nun konuyla ilgili görüşleri ise şöyle:  “Bu çalışma, ısı dalgalarının oluşumunda, sıklığında ve şiddetinde iklim değişikliğinin ne kadar önemli rol oynadığını gösteriyor. Isı dalgaları dünyanın birçok bölgesinde en çok ölüme sebebiyet veren ‘aşırı hava olayı’ olarak ön plana çıkıyor. Bu yüzden ciddiye alınmalıdır. Isı dalgalarının oluşmasının mümkün olmadığı düşünülen Arktik bölgeleri de içerecek şekilde, toplumların direncini arttıracak önlemleri düşünmeliyiz.”

 ‘C02 EMİSYONLARI  2030’A KADAR EN AZ YARIYA İNDİRİLMELİ’

Birçok IPCC raporunun başyazarlığını üstlenen ve ETH Zürih’deki Çevre Sistemleri Bilimi Bölümü’nde (D-USYS) çalışan Prof. Sonia Seneviratne de elde edilen sonuçların iklim sisteminde insanlığın ayak izi olmadan oluşması neredeyse imkânsız olan aşırı hava olaylarının deneyimlemeye başlandığını gösterdiğine işaret ederek, “İklim değişikliğinin Paris Anlaşması’nda belirlenen sınırlar içinde kalmasını sağlayacak şekilde küresel ısınmayı dengelemek için çok az zamanımız bulunuyor. Bu tür aşırı ısı olaylarına yönelik daha fazla risk almamak için, 1,5°C’lik küresel ısınma hedefi sınırlarında kalmamız ve CO2 emisyonlarımızı 2030’a kadar en az yarıya indirmemiz gerekiyor” diyor.

 

 

 

 

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL