Çevre - Doğa

Antalya’da Doğa Tarihi Müzesi kurulmalı

Gündoğmuş ilçesinde,  Antalya-Konya sınırlarının kesiştiği  bölgede  90 milyon yıllık deniz canlısı fosilleri bulundu.  Prof. Dr. Sacit Özer, bu önemli doğa mirasının ve bölgedeki diğer fosil yataklarının korunması için Antalya’da Fosil..

Antalya’da Doğa Tarihi Müzesi kurulmalı

Gündoğmuş ilçesinde,  Antalya-Konya sınırlarının kesiştiği  bölgede  90 milyon yıllık deniz canlısı fosilleri bulundu.  Prof. Dr. Sacit Özer, bu önemli doğa mirasının ve bölgedeki diğer fosil yataklarının korunması için Antalya’da Fosil ve Doğa Tarihi Müzesi kurulması çağrısında bulundu…

Yusuf Yavuz-turizmhaberleri.com- Antalya

Bir yanı Taşeli Platosu, bir yanı ise Beydağları ile çevrili olan Antalya’nın zengin jeolojik mirası her geçen gün tahribatla karşı karşıya. Antalya-Konya sınırının kesiştiği bölgede yer alan Geyik Dağında 2700 rakımda bulunan 90 milyon yıllık deniz canlısı fosilleri korunamadığı için yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Mermer ve taş ocakları ile bilinçsizce yürütülen yol çalışmalarının yanı sıra insan kaynaklı ve doğal tahribatlar, doğa tarihi açısından oldukça önemli olan fosil yatakları için en önemli tehditlerin başında geliyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sacit Özer, Taşeli Platosunun hemen her bölgesinde fosillerin bulunduğuna işaret ederek, fosil yataklarının korunması gerektiğini dile getirdi. Antalya’da Gündoğmuş, Akseki ve Finike ilçelerinde de fosil yatakları bulunduğunu belirten Özer, milyonlarca yıllık bu doğa mirasının kentte kurulacak bir fosil müzesinde korunması sergilenmesi ve kamunun yararına sunulmasının gerekli olduğu çağrısında bulundu.

Rudist adı verilen deniz canlılarına ait olduğu belirlenen fosillerin 90 milyon yıllık geçmişe sahip olduğu ortaya çıktı

TAŞELİ PLATOSU BİR ZAMANLAR OKYANUSLA KAPLIYDI

Antalya’nın dağları, ormanları ve yaylalarıyla yeterince keşfedilmemiş cennetlerinden biri olan Gündoğmuş ilçesi aynı zamanda jeolojik açıdan da benzersiz bir doğal mirası barındırıyor. Gündoğmuş dağlarında bulunan ve Rudist adı verilen 90 milyon yıllık deniz canlılarına ait fosiller, bölgedeki dağların bir zamanlar ‘Tetis Okyanusu’ ile kaplı olduğunu gösteriyor. Bugün Konya, Antalya, Mersin ve Karaman gibi illerin sınırlarında kalan bu geniş dağlık bölge, Taşeli Platosu olarak anılıyor.

Prof. Dr. Sacit Özer Toroslardaki fosil yataklarının korunması gerektiğini söylüyor

PROF. DR. SACİT ÖZER: FOSİL YATAKLARI KORUNMALI

Bu zorlu coğrafyanın önemli zirvelerinden biri olan Geyik Dağı’nın doğusunda, 2700 rakımda bulunan fosiller, gözleri bu bölgeye çevirdi. Geçtiğimiz yıl yerel dağcı Hasan Hüseyin Kahrıman tarafından fark edilen fosillerin 90 milyon yıllık geçmişe sahip olduğunu kaydeden Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sacit Özer, Taşeli Platosunun hemen her bölgesinde fosillerin bulunduğuna işaret ederek, fosil yataklarının korunması gerektiğini dile getirdi.

Yerel dağcı hasan Hüseyin Kahrıman Geyik Dağındaki fosilleri dikkati sayesinde fark etti

FOSİLLER 90 MİLYON YIL ÖNCE YAŞAMIŞ DENİZ CANLILARINA AİT

Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Prof. Dr. Sacit Özer, bölgede yaptığı inceleme ve araştırmaların ardından konuyla ilgili uluslararası sunumlar yaptığını ve makaleler yayınladığını belirterek, “Geyik Dağının eteklerinde çok zengin bir fosil yatağına sahibiz. Bunlar, ‘Rudist’ adı verilen, kanallı yapısı olan ve 90 milyon yıl önce denizlerin sığ kesimlerinde yaşamış olan canlıların kalıntıları. Tetis denizinin sığ kesimleri buralara kadar ulaşmış zamanında. Biz bu fosilleri Geyik Dağı’nın 2700 metre yüksekliğinde bulduk. Ancak dağın eteklerinde de parçalar halinde bol miktarda fosiller bulunuyor. Ancak dağın eteklerinde de parçalar halinde bol miktarda fosiller bulunuyor. Başka yerlerde de 390 milyon yaşında olan fosiller bulunuyor. Örneğin Taşkent’in kuzeydoğusunda çok güzel örnekler veren, 15-20 milyon yıllık fosil örnekleri var. Hadim’de de birçok fosil yatakları var. Bu nedenle bu bölgenin mutlaka koruma altına alınması gerekiyor” diye konuştu.

Antalya Konya sınırındaki Geyik Dağında bulunan fosiller 90 milyon yıllık geçmişe sahip

ANTALYA’DA FOSİL MÜZESİ OLUŞTURULARAK KORUNABİLİR

Fosillerin bulunduğu bölgenin Jeopark niteliği taşıyıp taşımadığı yönündeki sorumuzu yanıtlayan Prof. Dr. Sacit Özer, araziye ulaşımın oldukça güç olduğunu belirterek, belgelenip kayıt altına alınan fosillerin Antalya’da oluşturulacak bir fosil müzesinde korunabileceğini kaydetti.

ANTALYA’DA DOĞA TARİHİ MÜZESİ KURULMALI

Jeolojik açıdan oldukça zengin olan Antalya’nın bir Doğa Tarihi Müzesi’ne ihtiyacı olduğunun da altını çizen Özer, gerçek anlamda benzer bir müzenin Ankara’da MTA bünyesinde oluşturulduğunu ancak kimi üniversitelerde fosillerin yalnızca vitrinlerde sergileme yapılabildiğini kaydetti. İzmir’de de Doğa Tarihi Müzesi kurulması için girişimlerin sürdüğünü dile getiren Özer, “Antalya bu konuda öne çıkabilir. Çünkü Antalya’daki fosil yatakları sadece Taşeli Platosu ile sınırlı değil. Beydağları’nda da benzer örnekler var. Örneğin Finike’de mermer ocaklarının olduğu yerlerde, Korkuteli, Elmalı ve Bucak’ta da  fosiller var. Bu konuda bir ekip oluşturulabilir ve önce fosil müzesi ile işe başlanabilir. Çünkü kentleri kent yapan en önemli mekanlar müzelerdir. Dünyanın neresine giderseniz gidin bu böyledir. Hiç tahmin edemeyeceğiniz ülkelerde bile Doğa Tarihi Müze’leri vardır. Ancak çok çaba harcamamıza rağmen nedense bizim ülkemizde bu bilinci hala oturtamadık. Antalya bu anlamda öne çıkabilir. Batı ve Orta Toroslar, önemli boyutlarda fosil yatakları, kanyonlar, mağaralar, şelaler ve ekosistemle ilgili veriler içermektedir. Bu konularla ilgili kongreler, sempozyumlar ve çalıştaylar düzenlenerek Antalya dünya ölçeğinde ‘Kongreler Şehri’ olarak tanıtılabilir” görüşünü dile getirdi.

Doğa tarihi açısından önemli olan fosiller korunmazsa yok olacak

KESİLEREK YOK EDİLEN KAYAÇLARIN YERİNE BİR ŞEY KONULAMIYOR

Torosların bir bölümünü oluşturan bölgede milyonlarca yıllık doğa mirasının önünden en büyük tehditlerden biri de mermer ve taş ocakları. Mermer ocağı izni verilirken yaklaşık 16 kurumdan görüş soruluyor ve kesilecek ağaçların bedeli işletmelerden tahsil ediliyor. Ancak kesilerek tamamen yok edilen kayaçların yerine hiçbir şey konulamadığı gibi, bu konuda herhangi bir kısıtlama da bulunmuyor.

‘ZENGİN FOSİL YATAKLARI MICIR YAPILMASIN, KORUNSUN’

Bu konudaki sorumuza da yanıt veren Prof. Dr. Sacit Özer, “Bir jeolog bununla ilgili rapor hazırlasa, ‘bu fosilli kireç taşıdır ve 90 milyon yaşındadır’ der geçer. Bu onlar için önemli değil. İş makinesini sokarlar ve ocağı açarlar. Bahsettiğim bölgede, Akseki, Gündoğmuş, Hadim, Derebucak ve Seydişehir’de hem mikro hem de makro düzeyde fosilli kireçtaşları bulunuyor.  Buralarda zengin fosil yatakları var. Şu anda buralara doğada kendi hallerinde duruyorlar ancak bunların mıcır yapılarak yollara serilmesi değil, mutlaka korunması gerekiyor” uyarısında bulundu.

Uzmanlar fosillerin Antalya’da kurulacak doğa tarihi müzesinde korunmasının doğru olacağını belirtiyor

 

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL