Güncel

Müzemi kaybettim, hükümsüzdür

Ayasofya’nın müzeden cami statüsüne alınmasını değerlendiren Profesyonel Turist Rehberi Kemal Şendikici;  bu değişimin turist rehberleri mesleğine yansımalarını sorgularken meslek örgütü Turist Rehberleri Birliği TUREB’in bu süreçteki sessizliğine de dikkat çekiyor…

Müzemi kaybettim, hükümsüzdür

Ayasofya’nın müzeden cami statüsüne alınmasını değerlendiren Profesyonel Turist Rehberi Kemal Şendikici;  bu değişimin turist rehberleri mesleğine yansımalarını sorgularken meslek örgütü Turist Rehberleri Birliği TUREB’in bu süreçteki sessizliğine de dikkat çekiyor.

Kemal Şendikici- turizmhaberleri.com-İzmir

MÜZEMİ KAYBETTİM HÜKÜMSÜZDÜR

Mustafa Kemal Atatürk imzası ile 1934 de müze olan biricik Ayasofya’mız, tam 86 yıl sonra Fatih Sultan Mehmet’in vakıf malı olduğu gerekçesiyle Danıştay kararı ile camiye çevrildi ve bu kararın artık dönüşü yok biliyoruz.

Ve bu pandemi sürecindeki inanılmaz travmatik değişim rehberler dünyasında da bir kaos yaratırken bazı kendilerini çok dindar kabul eden rehberler ise kararın doğru olduğunu öne sürerek bu durumu memnuniyet ile karşıladılar ve kılıç hakkı yerini buldu diyenler bile oldu.

Meslek örgütlerimiz çok uzun süre kamu kuruluşu olma mücadelesi belki de meslek yasasını kaybetme endişesi veya hükümet ile ilişkileri bozulmaması adına çok sessiz kaldılar, sonra olay kısa bir duyuru ile geçiştirildi. Üstelik bir ulusal TV yayınında “Ayasofya’nın içine halı serilse ne olur ki sizin evinizde de halı yok mu?” diyen meslek örgütü oda başkanımız bile oldu.

TUREB ne şiş yansın ne kebap yansın türü bir online açıklama yapsa da pek işe yaramadı ve tepkiler dinmedi. Şu anda rehberlerin çoğu “böyle önemli bir kararda ve değişimde meslek örgütlerinin neden sesi hiç gür çıkmadı” diye soruyorlar.

Neden korktular? Rehberler bir kere bile olsa “Ayasofya Müze kalmalı” diyerek herhangi bir eyleme imza atmadılar. Ben dâhil, sanal alemde klavye silahşörlüğü dışında hiç kimse bir çaba gösteremedik, hepimiz üzerine ölü toprağı saçılmış gibi sadece olanları seyrettik, şimdi de ah vah diyoruz.

Her dini mekân ne olursa olsun özelde ait olduğu gerçek kutsala saygıyı mutlaka hak eder. Budist tapınağı ise tapınaktır. İspanya Endülüs’teki anıt binanın özü cami ise camidir, asla kilise olamaz yani fiziksel değişim belki olur ama zihinlerde neyse hep öyle kalır.

Fatih Sultan Mehmet’in vakıf camisi olan Ayasofya, aynı zamanda geçmişinden kaynaklı bir tarihsel bir özü vardır, çünkü aynı adla üç kez yapılmış olan Doğu Roma Kilisesidir diyoruz.

Ve tarihi, kültürü en iyi sergileme yöntemi müzedir diyoruz. İstanbul’a bir Bizans müzesi gerekir diyoruz. Evrensel turizm ve kültürler arası iletişim bunu gerektirir. Fanatiklik değil barış dilidir Turizm. Biraz aydın rehberler olarak dünya çapında ve barışçı düşünmeliyiz.

Boş bir Ayasofya ile ibadete açılan Ayasofya arasında zaman ve mekân anlamında büyük anlam ve boyut farkı olacaktır

Şimdi üç ayrı dine ait bir pagan, üç kilise ve bir cami içinde olması gereken tüm müze kavramlarının sadece bir cami içinde kaybolmuş gibi sergilendiğini hissediyorum. Ayasofya bu şekliyle tüm aurasını kaybetmiştir. Sadece cami olarak sergilenince sanki birçok detay rehberlere kaybolmuş gibi gelecektir.

Müze olması, dinler tarihi, arkeoloji ve de tarihsel olarak anıt mekânı en iyi ifade eden konumdu ama olmadı, hiç ama hiç anlatamadık.

Uluslararası açıdan bakarsak İspanya’daki Endülüs camisi de aslına döndürülmeli veya müze yapılmalı diyoruz. Atina’daki Osmanlı camileri de depo veya dükkan yerine aslına uygun aktif müzeye dönüştürülmeli veya birer Osmanlı İslam müzesi yapılmalı ama onlar da yapmıyorsa, o halde siyasi fanatiklik evrenseldir diyorum

Ayasofya bir cami değildi demiyoruz. Bir Osmanlı Camisi idi ama tekrarlıyoruz 10 asır öncesi aynı zamanda üç kez üst üste yapılmış olan kilisedir diyoruz ve altında belki bir pagan Roma tapınağı vardır diyoruz ve tüm bu tarihsel birikimleri, müze olarak sergilemek tarihsel güzelliği yaşatmanın en barışçıl ve ortak yoldu.

Gelelim biz rehberlerin iç dünyasına. Son günlerde Ayasofya’nın cami oluşu  sonrası herkes olumlu veya olumsuz görüşlerini yazıyor aslında sizin de bildiğiniz maddeleri ben de biraz listeledim ve kişisel görüşlerimi yazdım ama varsa eklemek isteğiniz veya eleştirileriniz buyurun ekleyin.

Soru: Ayasofya müze statüsünde iken camiye dönüşünce biz rehberler tam olarak ne kaybettik?

 Öncelikle;

1-Müzede rahat dolaşım ve yıllar içinde oluşan sistematik anlatım özgürlüğümüzü kaybettik

2 Ücretsiz giriş olması nedeniyle geniş yığınlar ve gürültü içinde anlatım zorluğu çekeceğiz.

3- Ayrıca genel tarihsel anlatımlar yaparken özellikle Türkçe gruplara kilise anlatımı sürecinde dış müdahaleler olacaktır. Rehberler her ettikleri kelime nedeniyle şikâyet edilebilir hatta bazı fanatikler kişiler tarafından rahatsız bile edilebilir.

4- Büyük gruplar gezdirirken kullandığımız kulaklık seti alacağımız bir audio desk kaybettik ve rahat anlatım şansını yitirdik (dışarıdan kiralık kulaklık setleri satın alınsa da )

5-Vakit namaz saatlerine göre açılıp kapanacağı için tur programlarında gecikmelere ve zamansal uyuşmazlıklara yol açacak Kuyruklar oluşacak ve bayanlara örtünme zorunluluğu sonucu grup bölünmeleri olacaktır. Cami olduğu için cuma namazı başta olmak üzere özel günlerde ve protokol için açılacağı için müze iken sahip olduğumuz ziyaret özgürlüğümüzü ve zaman avantajını yitireceğiz.

6- Ana meydana halı kaplanması ve mozaiklerin üzeri örtülmesi soncu binanın görsel bütünlüğü kayboldu ve bu nedenle anlatımlarda görsel sıkıntılar yaşayacağız

7- Ayasofya üç imparatorluğun ortak mirasıdır evrensel semboller içerir ve bu sembollerin kapanması demek 1500 yıllık tarihine ihanettir ve müze olarak kalmalıydı. Restorasyon özgürlüğü ve kabiliyeti azaldığı ve sıklıkla olamayacağı için içindeki mozaiklerin ve binanın geleceği tehlike altında olabilir.

8) Kaçak rehberlik faaliyetleri artacaktır, ücretsiz giriş olması nedeniyle hanutçular daha rahat girerek turistleri ve turist rehberlerini rahatsız edeceklerdir

9) Hanutçuların cami ortamında deşifre olması ve Tureb denetimlerine takılması imkânsızdır, bu nedenle Ayasofya müze şeklinde birçok farklı dil konuşan kaliteli bir rehber ortamı yuvası iken şimdi vasıfsız hanutçulara teslim edilmiştir.

10) Tüm dinleri kapsayan bir dünya mirası olan bir anıt bina, cami statüsüne girerek artık pratik anlamda tek bir inanca hizmet vermesi nedeniyle tüm dinleri kapsayan evrensel hoşgörü yuvası olmak özelliğini kaybetmiştir.

11 ) Atatürk’ün dâhice oluşturduğu laiklik ve çağdaşlık çizgisinden miras kalan ve turistlere her daim gururla aktardığımız barış ve hoşgörü mesajını bu haliyle veremez duruma getirilmiştir. Evrensel gücünü kaybetmiştir.

Not: Maskot Kedi Gli’nin akıbeti ne olacak?

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL